LGS’ye sayılı günler kala her yerde sınav stresi ile başa çıkmanın yolları konuşuluyor. Ben yapılacaklara geçmeden önce, konuya başka bir açıdan bakmak istiyorum. Stresten çok korkuyoruz. Hemen yok etmeye çalışıyoruz. Halbuki stresin bir miktarı hayat için gerekli. Stres bizi uyaran, harekete geçiren, vücudumuzun bir savunma mekanizması aslında. Önümüzde hayatımızın geri kalanını etkileyecek, önem verdiğimiz bir etkinlik var ise strese girmemiz çok doğal. Sanki çocukların stresli olması çok felaket bir durummuş algısı yaratılıyor bu da iyice strese sebep oluyor. Önemli olan nasıl baş ettiğimiz. Strese rağmen değil, stresle yaşamayı bilmeli ve çocuğumuza da bunu öğretmeli. Çünkü günümüz dünyasında her tarafımız stres kaynağı.

Anne/baba olarak stresle nasıl baş ediyoruz?
Burada kritik olan bizim anne-baba olarak stresle nasıl başa çıktığımız? Biz perişan olurken, çocuktan soğukkanlılık beklemek anlamsız. Her insanın mizacına göre stresi algılayışı ve yaşayışı da farklı oluyor. Heyecanı, stresi yönetebilmek de güç kazandırıyor insana.

Her durumda yanında olun
Sınav gibi stres katsayısının arttığı dönemlerde ailelere düşen en büyük görev, her ne olursa olsun çocuğumuza yanında olduğumuz hissini vermek. Zaten sürekli değişen sınav sistemi dışarıdan yeterince strese sebep oluyor, en azından evde her durumda anne-babasının yanında olduğunu bilmeye ihtiyacı var. Başarılı da olsa, başarısız da olsa, sevildiğini, kabul gördüğünü bilmeli. Bu süreçte verdiği emeğe, çalışmaya değer vermek, takdir etmek önemli. Başka çocuklarla kıyaslama yapmamalı. Geleceğe dair felaket senaryoları çizilmemeli.

Çocuğunuzu dinleyin
Herkes en başarılı kendi çocuğu olsun istiyor haliyle. Halbuki herkesin mizacı ve güçlü yönleri farklı. Öğrenme stili, ilgi alanları farklı. Çocuğumuz bizim hayal ettiğimiz kişi değil belki. Bunu kabullenmek çok önemli. Bu çocuğa bilinçsizce yaptığımız psikolojik baskıyı da ortadan kaldırır. Çocuğumuzu dinlemek, verdiği mesajları duymak çok önemli. Eğitim hayatı boyunca onu doğru bir şekilde destekleyebilmemiz için, çocuğumuzu iyi tanımalıyız.

Çocuklar her zaman akıllarındakini net bir şekilde dile getirmezler. Arka plandaki mesajı doğru anlamak gerekir. “Bu sınav zor mu olacak?” diye etrafta dolanıyorsa, “Ne bileyim ben” ya da “Çalışırsan zor olmaz” gibi iletişimi kapatan cevaplar değil, onun kaygısını anlayan, altta yatan endişesini fark eden bir dille konuşmak kıymetli. Muhtemelen o sırada çocuk “Ya başaramazsam tepkin ne olacak?” sorusunun cevabından emin olmak istiyor. “Sınavla ilgili endişeli olduğunu biliyorum, neyle karşılaşacağın konusunda kaygılısın, Sonuç ne olursa olsun yanındayım, yardım istersen buradayım…” gibi mesajlar vermek ilişkiyi canlı tutacaktır.

Pratikte yapılabilecekler:

       Sınavdan 1-2 önce ders çalışmayı bırakmak

Beslenme ve uykuya dikkat etmek

Son günlerde mümkünse açık havada zaman geçirmek

Nefes egzersizleri yapmak

Aile ve arkadaşlar ile sosyalleşmek, eğlenceli faaliyetlerde bulunmak.

 

https://www.instagram.com/birliktebuyuyoruz/

zeynep@birliktebuyuyoruz.com