Pazar

22.06.2014 - 02:30 | Son Güncelleme: 22.06.2014-2:30

Sınıfı geçtik mi?

Ders Kitaplarında İnsan Hakları projesinin raporu yayımlandı. Raporun sonuçlarına göre özellikle cinsiyetçi dil ve işbölümü konusunda iyileşmeler var ama ölümü yücelten militarist söylem, tek kimlik vurgusu ve meselelere tek taraflı bakış devam ediyor

Sitene Ekle

Güliz Arslan - guliz.arslan@milliyet.com.tr

Okulda okuduğunuz kitapları hatırlarsınız... Hani şu dört bir yanımızın düşmanlarla çevrili olduğunu söyleyen, Yunanları denize nasıl döktüğümüzü anlatan, annenin evin küçük kızıyla sofrayı kurarken babanın işten yorgun argın gelip televizyonun karşısına geçmesini resmeden... Tarih Vakfı ile İstanbul Bilgi Üniversitesi Sosyoloji ve Eğitim Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (SEÇBİR) tarafından yürütülen Ders Kitaplarında İnsan Hakları Projesi, ders kitaplarının bunun gibi sorunlu yanlarına odaklanıyor. Bu yıl üçüncüsü düzenlenen proje kapsamında 20 kişilik bir ekip 2012-2013 ders yılında okutulan (her biri beş yıllık kullanım için hazırlanmış) 245 ders kitabını yaklaşık altı ayda inceledi. Proje kapsamında hazırlanan rapor, hem Milli Eğitim Bakanlığı’na hem de Meclis’teki eğitim komisyonuna sunulacak.

“Çocuk askerler model olarak sunuluyor”
Raporu kaleme alan, İstanbul SEÇBİR’in müdürü Kenan Çayır, Türkiye’nin yaşadığı değişimlerin ders kitaplarına aktarılamadığı görüşünde. Çayır “Ders kitapları bir ülkedeki resmi söylemin, meşru bilginin sınırlarını gösteren kitaplardır” diye anlatıyor düşüncelerini. “Ders kitaplarına dahil edilmiş bir konuyu toplum daha kolay konuşmaya başlar. Türkiye’de çok önemli değişimler yaşanıyor, iyi adımlar atılıyor. Ama bunların çok az bir kısmı ders kitaplarına yansıyor. Örneğin, seçmeli Kürtçe, Lazca, Çerkesçe dersleri kondu. Yani Milli Eğitim Bakanlığı ‘Bu topraklarda farklı etnik gruplar yaşıyor’ diyor. Fakat ders kitaplarına baktığımızda vatandaşlık tanımının sadece etnik Türklük temelinde yapıldığını görüyoruz.”
Sadece kimlik tanımı yönünden değil, militarist söylem açısından da ölümü yücelten ifade ve görsellerin hâlâ yoğun biçimde kullanıldığına dikkat çekiyor Çayır. “Maalesef çocuk askerler hâlâ model olarak gösteriliyor” diyor.
Uzun zamandır eleştiriliyor ders kitaplarının tek kimlik vurgusu, militarist ve cinsiyetçi yaklaşımı. Hiç mi iyileşme olmuyor peki? Oluyormuş. Çayır’ın altını çizdiğine göre cinsiyetçi dil kullanımını terk eden kitapların sayısında bir artış var. “Bilim adamı” yerine “bilim insanı” ifadesinin yaygın şekilde kullanılmaya başlanması örneğin. Sonra... Kadın doktorlara, kadın polislere kitaplarda sıklıkla rastlayabiliyormuşuz. Erkekleri ev işi yaparken gösteren pek çok resim varmış.

“İki farklı görüş birlikte yer almıyor”
Çayır’a göre esas sorun ders kitaplarının meseleleri tek bir boyutuyla ele alması: “Örneğin küreselleşme kendi kültürümüzü unutmamıza neden oluyor deniyor. Bunun doğruluk payı var ama başka bir görüş de aslında yerel kültürü canlandırdığını savunuyor. Bizim kitaplarımızda bu iki görüş birlikte yer almıyor. Oysa eleştirel düşünen bireyler yetiştirebilmek için meselelere farklı pencerelerden bakılabileceğini göstermek gerekiyor.”

“Kitaplardaki Türkiye tek kimlikli”

Ders kitaplarına bakıldığında nasıl bir Türkiye görüyoruz?

Kenan Çayır: Tek kimlikli, tek kültürlü bir Türkiye... Çoğulculuk
bir zenginlik olarak değil, bir problem olarak sunuluyor. Oysa Türkiye tek dinli, tek dilli bir toplum değil. Maalesef zayıf, Batı’nın gerisinde ve kültürü, dili tehdit altında olan bir ülke olarak resmediliyor. Bir yandan Türkçenin dünyanın en iyi lisanı olduğuna, Türk ordusunun dünyanın en güçlü ordusu olduğuna dair ifadeler var. Bir yandan da dilimizin yozlaşmış olduğu, Türkiye’nin tehdit altında olduğu söyleniyor. Bu hem bir çelişki hem de aşağılık kompleksinin en büyük göstergesi.

Kitapta incelenen örneklerden bazıları...

* Türklerin sanatı kumandanlıktır. Otuz milleti bayrağı altında toplayan bir devlet kurmayı başarmışlardır. Türk İmparatorluğu Avrupa devletlerinden hiçbirine benzemez. (Coğrafya 11, MEB, 139)
* Dünyanın en mükemmel, disiplinli ve kahraman ordusuna sahip olduğu için ortak bir tarih bilincine ulaşmıştır. (Coğrafya 11, MEB, 138)
* Hoşgörülü olmak Türk milletinin temel özelliklerinden biridir. (Sosyal Bilgiler 4, Tuna,
1. Kitap, 22)
* Bizim dinimiz en makbul ve en tabii bir dindir ve ancak bundan dolayı ki son din olmuştur. (Ortaöğretim T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük, MEB, 176)
* Yüksek bir insan topluluğu  olan Türk milletinin tarihsel bir niteliği de güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir. (Türkçe 7 ÖÇK, Koza, 64)
* -Cemil büyüdüğün zaman ne olacaksın?- Asker olacağım. -Asker olup da ne yapacaksın?- Düşman, bu topraklara bir daha ayak basarsa onu buradan kovacağım. (Türkçe 1,
Ders ve Öğrenci Çalışma Kitabı, Kartopu, 26-7)
* Mustafa’nın yaşı küçüktü. Bundan dolayı kendisine bu iş düşmüştü. Al yanaklı, ince burunlu, tostoparlak bir çocuk askerdi... Gün ağarmadan tabura yetişmeliydi.
* Batı Cephesi Komutanlığı’na siz atanmış olsaydınız ilk olarak ne yapardınız? (T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük 8, MEB, 66)
* Bizde üç şeye kına yakarlar:
1. Gelinlik kıza, gitsin ailesine, çocuklarına kurban olsun diye 2. Kurbanlık koça, Allah’a kurban olsun diye 3. Askere giden yiğitlerimize, vatana kurban olsun diye. (Dil ve Anlatım 10, Zambak, 121)
* “Erine eş olan sen, yurda evlat veren sen; / Hamurunu pişiren, ekinini deren, sen. (Dil ve Anlatım 9, MEB, 45)


©Copyright 2014 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.