Gömleğin yakasının iç ve sol tarafında, gömleğin gövde ve boyun ölçüsünü gösteren miniminicik bezden bir etiket var.
* * *
O miniminicik bezden etiket, insanın ikide birde ensesine batıyor.
Öyle iğne gibi, çuvaldız gibi batmıyor; insanı sinir edecek kadar batıyor.
* * *
Elini, boynunun arka ve yan tarafına uzatıp, miniskül etiketi koparmaya uğraşsan da kopmuyor.
Gıcık oluyorsun.
* * *
Kabataş’tan, Kazancı Yokuşu’na ve Taksim’e doğru çıkan; “Meclis-i Mebusan Yokuşu”nun, çift taraflı kaldırımlarından biri, “Bilmem ne Elektrik A.Ş.” tarafından boydan boya kazılıp durmakta...
* * *
Gırr, zırrr, gümm, tartartar...
Bitmeyen kompresör sesleriyle, elektrikli matkap gürültüleri...
Ve sıkışan trafiğin korna tefrikaları...
* * *
Boydan boya kazılarak yok edilen kaldırım çalışmaları, ne zaman bitecek diye; koş dur pencereden pencereye ve eğilip bak...
Nafile...
Sürüp gidiyor gırr, zırr, gümm, tartartar...
* * *
Deliye dönmeyip de ne yapacaksın, hele yazı da yazıyorsan.
Yapacak bir şey yok, sineye çekeceksin.
* * *
Ya bir de asansör bozulmuşsa...
İster çömel, ister dik dur; ister, bir de Hakkâri’dekileri düşünüp teselli bul; bu böyle...
En iyisi boş vermek.
* * *
Kadının birinin kocası; vatana millete hizmet aşkıyla, ülke sorunlarına çözüm bulmak için siyasete atılmış.
* * *
Ve sonunda yemiş kafayı. Geceleri yatağın ortasında ayağa kalkıp, nutuk söylemeye başlamış:
- Her kente, her ilçeye sehpalar kuracağım; kafasını kopartacağım her şerefsizin. Sokak gösterilerine katılanları; birbirlerine bağlayıp yerlere yatıracak, tanklar geçireceğim üzerlerinden. Bu vatan ancak böyle kurtulur, üstünde yaşayan benden başka kimse kalmayınca...
* * *
Siyasete atıldıktan sonra kafayı yiyen kocayı, bir psikiyatra götürmüşler.
Psikiyatr, siyasete atıldıktan sonra aklını oynatan kocanın eşine sormuş:
- Aklını peynir ekmekle mi yedi, yoksa yavan mı yedi?
* * *
Kadın:
- Yavan yedi, demiş; peynir ekmekle yiyenler, TV ekranlarını yeğliyorlar çözüm önerileri için.
* * *
Epey bir zaman geçmiş aradan.
Bir gün psikiyatr, siyasete atıldıktan sonra akıl dengesini yitiren adamın karısına rastlamış:
- Kocanız nasıl, demiş; biraz düzeldi mi bari?
* * *
Kadın:
- Düzeldi düzeldi, çok düzeldi demiş; vatanı kurtarmaya çalıştığı dönemlerde, kendisine sahanda yumurta pişirdiğim zaman, yumurtanın sarısı tam ortaya gelmemişse:
- “Vatan işte bundan batıyor” diye beni tokatlardı. Şimdi yumurtanın sarısı, sahanın kıyısına da kaysa, ses çıkarmıyor artık.
* * *
Türkiye’de boşanma davalarının sayısı, yılda 135 bine çıkmış.
En çok kimler, neden boşanıyor acaba?
Ya boşananların çocukları?
Onlar ne oluyor, kime sığınıyor, nasıl yetişiyorlar?
* * *
Bir de, en çok Prof. Dr. Eser Karakaş’ın parmak bastığı; uyuşturucu, silah ve insan kaçakçılığı var.
100 milyar doları aştığı söylenen kaçakçılık getirisini, kimlerin paylaştığı da, hiç kurcalanmıyor.
* * *
En çok da, beceriksizlikleri salkım saçak dökülmüş Hazine’den geçinmeli, mesleksiz, emekli “mevki sahipleri”nin; açık oturumlardaki afur tafuru sinirine dokunuyor insanın.
* * *
Sert bakışlı, çatık kaşlı, asık suratlarıyla neler söylemiyorlar ki?
Kimi:
- Ergenekon davası körükledi şiddet eylemlerini, diyor.
Kimi:
- 200 bin Mehmetçik; saldırıya geçip, Kandil’e dikmeliydi bayraklarımızı, diyor...
Kimi:
- Hava sahası, ABD’nin kontrolünde; izin vermedikçe olmaz, diyor.
Kimi:
- İstihbarat eksikliğini tamamlamak gerek, diyor.
Kimi, kırmızı bayraklı cenazeleri kastederek:
- Elbet de zayiat verilecek, diyor.
* * *
Kazara o tartışmaları dinliyorsan, gıcık oluyorsun:
- Son 80 yılda, yetişe yetişe bu kadrolar mı yetişti, diyorsun; al birini, vur birine...
* * *
Sonra da, onların çocuklukları takılıyor aklına:
- Nasıl bir aileden geliyorlardı; evlerinde 20 ciltlik bir kitap rafı var mıydı; ayakları bakımsız annelerin çocukları mıydılar; ailece hiç lokantaya gitmiş miydiler, diye düşünüyorsun.
* * *
20-25 yıl süreceğe benzeyen bir çalkantı dönemi; ister istemez sineye çekilecek genç kuşaklarca...
* * *
Malatya’da da, kreşe verilen 4 yaşındaki bir kız çocuğunun, döve döve ağzını burnunu kanatmışlar ve yaralarını da suluboyayla çiçek resimleri yaparak kapatıp, öyle göndermişler eve.
* * *
Bu kez:
- Boş ver de, diyemiyor insan.
* * *
Gece yarısı çöp bidonlarını toplayan çöp kamyonlarının, bomba patlamasına benzeyen gürültülerini, sineye çeksen bile...
Bul

Yerkesik'te yeni açılan sitelerin ulaşım sorunu üzerine.