Bu kişilere göre hayat boş ve anlamsızdır. Hayatlarına anlam katabilecek şeyler arasında cinsellik ve saldırganlık sayılabilir.

Sınırda Kişilik Bozukluğu olanlar için hayat anlamsız ve boştur. En ufak bir şeye kızdıklarında derhal kendilerine zarar verir ve vücutlarını çizer, bileklerini kesip, bedenlerini doğrarlar.

İntihar eğilimleri çok yüksektir ve en çok bileklerini keserek bunu yaparlar. Genellikle de bunu yaptıklarında başarılı olurlar.

Sıkıntılar ve yaşanan olaylar onlar için bir şey ifade etmez. Kendilerine zarar verirler, “hayatın boş ve anlamsız” olduğunu söylerler. Kendileri sevmedikleri gibi, başkalarını da sevemezler ve onlara karşı özgeci davranamazlar.

Herkesten daha çok kendilerini önemserler.  

Bu insanlar için her şey ya siyah ya da beyazdır. Dünyanın sadece kendilerine ait olduğunu zannederler.  Kimseye güvenemezler ve “öteki” kişilerin onlar için hiçbir anlamları yoktur. Kendilerini bir gruba veya anlam verecekleri bir ortama ait hissetmezler.

Bencil ve her şey onların olsun isteyen insanlardır. İlişkilerinde tek yönlü ve bitmeyen istekler göze çarpar.

Sevmeyi ve sevilmeyi bilemezler, vermez ama sadece alırlar.

Her şeyin tam ortasında dururlar, sadece kendilerini düşünürler.

Cinselliği de, öfkeyi de en sığ şekilde yaşarlar.

Tedavilerinde bazı duygurum dengeleyici ilaçlar kullanılır ama en çok psikoterapiden fayda görürler.

Aramızda yaşarlar ve bu kişilere her yerde rastlanabilir.

Tehlikeli olup “raptus” dediğimiz ani saldırganlıklar gösterebilirler.

Prof. Dr. Kerem Doksat
Psikiyatrist