İyi ya da kötü insan yoktur denir. İyi veya kötü şeyler yapmayı tercih eden insanlar vardır. Her birimizin içinde biraz melek biraz şeytan ortaya karışık yaşıyoruz. Peki sınırlarımızın farkında mıyız? Nereye kadar tamam? Hangi noktada hayır? 

Pek çoğunuza tanıdık gelecek basit örnekler üzerinden konuyu detaylandıralım:

3 saatte bitirebileceğim bir projeyi fazla mesai yazdırmak adına 5 saatte tamamamladım. (Çünkü herkes bu şekilde yapıyor.)

- Peki şirketin kasasından 500TL çalmaya ne dersin? Pek çok kişi hırsızlık da yapıyor. 

Eşli gidilen bir şirket yemeğine eşimi çağırmadım. (O yanımdayken deşarj olamıyorum.)

- Rahatsızlık duyduğun konuları oturup çözmek yerine ondan uzaklaşmayı tercih ediyorsun. Bu soğukluk cinsel hayatınıza yansıdığında da aldatmayı mı uygun göreceksin?

İçecekleri hesaba eksik yazmışlar ama uyarmadım. (Zaten kazık bir restorandı.)

- Yolda yürürken cüzdanımı düşürsem kimsenin beni uyarıp iade etmesini beklemem çünkü kendi dikkatsizliğimdi?!

Arkadaşlarımla çıktığım tatilin sıkıcı geçtiğini söyledim. (Sevgilim kıskanıp olay çıkarsın istemedim.)

- Samimiyetsiz davranmak işime geliyor, manipüle etmek en kolayı. Bir dahaki sefere de Çeşme'ye gittiğimi söyleyip Barselona'ya gidebilirim. Temelde aynı şey.

Hakkında olumsuz düşündüğüm ve eleştirdiğim arkadaşlarımın fotoğraflarını beğeniyorum. (Arkadaş gruplarımı kaybetmek istemiyorum. Etkinliklere çağırılmak, aranıp sorulmak istiyorum.)

- Eşim giyince basit bulduğum bir kıyafeti bir başkası giydiğinde çok yakışmış yorumunu yapabiliyorum. Sosyal olarak kabul görmek uğruna ikiyüzlü davranmak beni rahatsız etmiyor. 

Her ne kadar basit ve sıradan gelirse gelsin, hayata dair yaptığımız tüm tercihler bizi yansıtıyor. Ahlak anlayışımızı kendimizce koşullara bağlarsak bir de bakarız ipin ucu kaçmış. İşine gelince dürüst, işine gelince ahlaklı diye bir kavram yok maalesef. İş yerinde rahatlıkla yalan söyleyebilen biri evinde, özel yaşamında sütten çıkmış ak kaşık mıdır sanıyorsunuz? Ya da eşini aldatan başkalarını mı kandırmayacak? Ahlaksızlık bir kere normalleşti mi, sonu gelmez. Ortaya çıkmak için elverişli koşulları bekler. Sonra şaşırırsınız, bu kişi bunu nasıl yapar? Ya da ben bunu nasıl yaptım? 

Bir kereden birşey olmaz, o kişiye gıcık oluyordum o yüzden buna göz yumdum, çok ihtiyacım vardı ve yaptım demeyin. Yapmak durumunda kaldıysanız da bunu bir hata olarak görün, normalleştirmeyin. Yaşam enerjimiz kendimize duyduğumuz özsaygıda saklı. Kendinizle barışık, huzurlu ve mutlu bir yaşam için sınırlarınızı çizin. 

Sibel ŞENGÜL