Geri Dön

Büyükşehir’lerde ‘çift meclis’ önerisi

Büyükşehir yönetimleri için “çift meclisli” model öneren Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, mevcut işleyişin sağlıklı olmadığını belirterek büyükşehir meclisinin yanında ayrı bir “üst kademe” meclisin oluşması gerektiğini söyledi... 20 yıllık görev süresinin büyük bölümünde, belediye meclislerini partisinin çoğunluğu olmadan yöneten Büyükerşen aynı durumdaki CHP’li başkanlar için “Arkadaşlarımızı zor bir dönem bekliyor. Öncelikle kamuoyu baskısını kullanmaları gerekiyor” dedi...

Büyükşehir’lerde ‘çift meclis’ önerisi

Eskişehir’de beşinci kez büyükşehir belediye başkanı seçilen Yılmaz Büyükerşen, belediye binasında, Milliyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Didem Özel Tümer ve muhabirimiz Şevket Yaman’ın sorularını yanıtladı. Yerel seçim sonuçlarını değerlendiren Büyükerşen, büyükşehirler için yeni model önerisini paylaştı ve yeni dönemde belediye meclislerini “azınlıkta” yönetecek başkanlara tavsiyelerde bulundu. Büyükerşen’in açıklamaları özetle şöyle:

- 31 Mart yerel seçimleriyle Türkiye’de oluşan yeni siyasi tabloyu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Uzunca bir aradan sonra bir şeyler değişmeye başladı. Ben bunda, son dönemde yaşanan ekonomik sıkıntıların rolü olduğunu, ancak en az bunun kadar da halkın yerel yönetimlerde yaşanan erozyona karşı bir tavır sergilemesine de bağlıyorum. CHP’nin Muharrem İnce ile yakaladığı yüzde 30’luk bandı koruyup, üzerine çıkacak mı, yoksa, iktidarın ve Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu bandı aşağıya çekmek için özel bir siyaseti olacak mı? Bunları önümüzdeki günlerde daha net görebileceğiz. Ancak bu toz duman biraz indikten sonra, CHP’nin ve muhalefetin, benim ‘tek adam rejimi’ dediğim ‘Başkanlık Sistemini’ tartışmaya açıp açmayacağı da önemli. Bana sorarsanız bu tartışma yeniden açılmalı. Çünkü görüldü ki, tek adam sistemi çok sağlıklı işlemiyor.

‘Büyük sıkıntı çektik’

- 20 yıllık başkanlık döneminizin büyük bölümünde belediye meclisini partinizin çoğunluğu olmadan yönettiniz ancak bu dönemde net bir çoğunluk elde ettiniz. Mecliste “azınlıkta” olmanın getirdiği ne gibi sorunlarla karşılaştınız, bunlarla nasıl mücadele ettiniz?

1999-2004 döneminde çoğunluktaydık. Ancak ilerleyen zaman içinde bazı sıkıntılar yaşadık. 2004-2009 dönemi ise, meclis aritmetiği tam bir faciaydı. Çok baskın bir AKP çoğunluğu vardı ve bütün amaçları bana hizmet yaptırmamaktı. 3’üncü dönemimde ise bir tek benim oyumla çoğunluğu elde edebiliyorduk. 2014-2019 dönemi ise büyükşehir ve iki merkez ilçe bizde olmasına karşın, yeni büyükşehir yasası nedeniyle kırsal ilçelerden gelen meclis üyeleri sayesinde yine azınlıktaydık. Onlar tam bir ‘istemezük’çü idiler. Azınlıkta olmanın büyük sıkıntılarını çektik. Meclis onayından geçmesi gereken projelerimiz ya komisyonlarda uzun süreler bekletiliyor ya da sürekli reddediliyordu. Öyle olunca ben de kararlarını önce veto ediyor, sonra konuları yine meclise getiriyordum. Onlar ise olumsuz kararlarında ısrar edince mahkemeye gidiyordum. Bu da hem emek, hem zaman kaybı demekti. Projenin gecikmesi demek, maliyetinin artması demek oluyordu. Döviz kurlarındaki yükseliş, o proje için hazırladığımız bütçeyi bozuyordu. Ya daha küçüğünü, ya daha ucuzunu yapmak zorunda kalıyor bazen de tümüyle vazgeçiyorduk.

‘İki kademeli yönetim’

- Açıklamalarınızda belediye kanununun değişmesi gerektiğini vurguluyorsunuz. Önerdiğiniz, yeni model hakkında bilgi verir misiniz?

Mevcut yapıda iki kademeli bir yönetim var. İlçe belediyeleri, kendi sınırları içinde kalan işlerle uğraşırlar. İlçenin temizliği, sokak, yol, kaldırım yapım ve bakımları, küçük parklar, sosyal donatılar ve uygulama imar planları gibi. Bu ilçe belediyelerinin üzerinde Büyükşehir Belediyeleri var. 2014’ten itibaren büyükşehirler o ilin coğrafi sınırlarının tamamından sorumlu hale getirildi. Yani hem ilçeler, hem de mahalle statüsüne çevrilen tüm köyler.

Meclis yapılarına gelirsek ki benim değişmesi gerektiğini düşündüğüm ve hep söylediğim sorun bu. Büyükşehir Belediye Meclis üyeleri ildeki bütün vatandaşlar tarafından oy verilerek seçilmiyor. İlçe belediye meclis üyelerinden oluşuyor. Yani benim, büyükşehire özel üst kademe bir meclisim yok. Öyle olunca, ilçede bir projeyi ya da hizmeti onaylayan ya da onaylamayan meclis üyesi, bütün bu ilçe belediyelerini şehircilik açısından denetlemekle yükümlü olan Büyükşehir Meclisi’nde de oy kullanıyor. Yani, projeyi yapan da, onaylayan da onlar. Yani, alan da satan da aynı kişi. Bu sağlıklı bir işleyiş değil. Oysa, Büyükşehir Belediye Meclis üyeleri de ilçe belediye meclis üyeleri gibi, ayrıca aday gösterilip oyla seçilseler, ayrıca, üst mecliste, toplumun çeşitli kuruluşlarının, odaların, kent konseylerinin, federasyonların, mensuplarınca seçilmiş birer temsilci kontenjanının olması, kentsel gelişime hem katkı, hem üst kademe kontrol ve kararların denetimi anlamında çok daha sağlıklı bir işleyiş ortaya çıkarır.

‘Mecliste azınlık olan başkanlar kamuoyu baskısını kullansınlar’

- Çok sayıda CHP’li belediye başkanı da yeni dönemde belediye meclislerini “azınlıkta” yönetmek zorunda kalacak. Bu sıkıntıyı uzun süre yaşamış bir siyasetçi olarak tavsiyeleriniz olacak mı?

Öncelikle, kamuoyu baskısını kullanmaları gerekiyor. Yani, gerçekten vatandaşın yararına olan projeleri kabul etmeyen, engelleyen meclis üyeleri seçmenlere isimleri ile ifşa edilmeli. Özellikle yerel basın ve başkanlığın sosyal medyası yoluyla halk sürekli bilgilendirilmeli. Bu aynı zamanda şeffaflığın da bir gereği. Gerekli tepki yazılı ve görsel olarak halka ulaştırılmalı. Diğer taraftan mahkeme yolu kullanılmalı. Bunun için de çok nitelikli avukatlarınız olmalı. Biz, mecliste reddedilen birçok proje ve hizmeti mahkemeler yoluyla hayata geçirdik. Ancak dediğim gibi, boş yere hem zaman hem de emek harcanıyor. Bunu yıllarca yaşamış bir başkan olarak çok iyi biliyorum, mecliste azınlıkta olan arkadaşlarımızı zor bir dönem bekliyor. Buna hazırlıklı olmaları gerekiyor.

Büyükşehir’lerde ‘çift meclis’ önerisi

Makamında Didem Özel Tümer ve Şevket Yaman’ın sorularını yanıtlayan Büyükerşen, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin tartışmaya açılması gerektiğini ifade etti.

Libya halkı Berlin Konferansı sonuçlarını "ümit ve kaygı" içinde bekliyorAlmanya'nın başkentinde Libyalı taraflar ve uluslararası toplum, çatışmalara son verme amacıyla toplanırken, Libyalılar, Berlin Konferansı'ndan gelecek sonuçları hem ümit hem de kaygıyla bekliyor.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber