CHP PM toplantısı 100. yılı nedeniyle Sivas'ta yapıldı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Bu ülkenin temellerini atan Cumhuriyet Halk Partisi'nin ilk kurultayı Sivas Kongresi'dir.  Mandacılığı reddeden, bağımsızlığı savunan düşmana karşı her türlü mücadeleyi göze alan Tıbbiyeli Hikmetlerin de Gazi Mustafa Kemal'in de bulunduğu bir kongre bizim ilk kongremizdir." dedi.

CHP PM toplantısı 100. yılı nedeniyle Sivas'ta yapıldı

CHP Parti Meclisi (PM) eylül ayı toplantısı, ulusal kurtuluş mücadelesine ışık tutan kararların alındığı, "manda ve himaye" fikrinin  reddedildiği Sivas Kongresi'nin 100. yıl dönümü dolayısıyla bu kentte yapıldı.

Kılıçdaroğlu, burada yaptığı konuşmada, Sivas Kongresi öncesi ülke  topraklarının ne durumda olduğunu özetledi. Vatan topraklarının tek tek işgal  edildiğini anlatan Kılıçdaroğlu, Atatürk'ün 19 Mayıs 1919'da İstanbul'dan  Bandırma vapuruyla Samsun'a çıktığını, oradan Havza'ya ve daha sonra Amasya'ya  geçtiğini anımsattı.

Amasya Tamimi'nin Kurtuluş Savaşı'ndaki önemine dikkati çeken  Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Vatanın bütünlüğü ve milletin istiklali tehlikededir' diyor Amasya  Tamimi'nde. Yine Amasya Tamimi'nde 'Milletin istiklalini yine milletin azim ve  kararı kurtaracaktır' ifadesi yer alıyor. Sonra Gazi Mustafa Kemal, Erzurum  Kongresi'ne katılmak üzere Sivas'a gelir. 27 Haziran 1919 Atatürk'ün Sivas'a ilk  gelişidir. Mazhar Müfit Kansu anılarında, Atatürk'ün Sivas'a gelişini şöyle  anlatır; 'Gazi Mustafa Kemal, Sivas şehrine girerken caddenin iki tarafı büyük  bir kalabalıkla dolmuş. Askeri birlikler tören düzenini almış bulunuyordu.  Otomobillerden indik, askeri ve halkı selamladık. Bu manzara Sivas'ın saygı değer  halkının ve Sivas'taki kahraman subay ile askerlerin bana ne kadar bağlı ve sevgi  dolu olduğunu gösteren canlı bir kanıtıdır.' Dolayısıyla Sivas'ın Mustafa Kemal  Atatürk'e vermiş olduğu güven kayda değerdir. Bunu Sivas'ta dile getirmenin de  ayrıca hep birlikte onurunu yaşadığımız için mutlu olduğumuzu ifade etmek  isterim."

Kılıçdaroğlu, Erzurum Kongresi'nin ardından Atatürk'ün 2 Eylül'de  tekrar Sivas'a geldiğini ve 4 Eylül'de Sivas Kongresi'ni yaptığını belirterek,  şöyle devam etti:

"Milli sınırlar içinde vatan bölünmez bir bütündür' der. O zaman  Türkiye Cumhuriyeti değil ama milli sınırları içinde vatanın bölünmez bir bütün  olduğu açıkça ifade edilmiştir. 'Her türlü yabancı işgal ve müdahalesine karşı  millet topyekun kendisini savunacak ve direnecektir' der. Direnme ruhunu burada  dile getirir. Ve burada önemli bir gerçek daha var. 'Kuvayimilliye'yi kuvvet  tanımak ve milli iradeyi hakim kılmak temel esastır' der. Kuvayimilliye burada  egemen bir güç olarak toplumun önüne konuyor, 'manda ve himaye kabul edilmez'  der. Dolasıyla Sivas Kongresi'nin Kurtuluş Savaşımızdaki yeri oldukça önemlidir.  Sivas Kongresi'nin özellikleri şunlardır; Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün önemli  bir aktör olarak ortaya çıktığı kongredir. Uzun tartışmalar olur ve Gazi Mustafa  Kemal Atatürk'ün kongre başkanı seçilmesi kabul edilir. Mondros Mütarekesi burada  reddedilir. Bu kongrede tam bağımsızlık ve milli egemenlik ilkeleri temel prensip  olarak kabul edilir. Bunlar Sivas Kongresi'nin bizim tarihimize önemli  armağanlarıdır."

"TIBBİYELİ HİKMET'İ RAHMETLE ANIYORUZ"

Sivas Kongresi'nde mandacılık tartışmaları sırasında söz alan  Tıbbiyeli Hikmet'i de konuşmasında anan Kılıçdaroğlu, "Genç ve heyecanlıdır,  manda tartışmaları var, 'başka ülkelerin mandacılığını kabul edelim' diyen heyet  üyeleri var. Tıbbiyeli Hikmet Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e döner ve şunları  söyler; 'Paşam, tıbbiyeliler beni buraya istiklal davamızı başarmak yolundaki  mesaiye katılmak için gönderdiler. 'Mandayı kabul edemem, eğer mandayı kabul  edecekler olursa, bunlar her kim olursa olsun, şiddetle reddederiz. Farzı muhal  mandayı siz kabul edersiniz sizi de reddeder, Mustafa Kemal'i vatan kurtarıcısı  değil vatan batırıcısı olarak adlandırırız' diyor. Bu kadar açık ve net  mandacılığı reddediyor. Sivas Kongresi'nin 100. yılında biz Tıbbıyeli Hikmet'i  şükran ve rahmetle anıyoruz." ifadelerini kullandı.

Sivas Kongresi'nin Cumhuriyet Halk Partisi'nin ilk kurultayı olduğunu  ifade eden Kılıçdaroğlu, "Bu ülkenin temellerini atan Cumhuriyet Halk Partisi'nin  ilk kurultayı Sivas Kongresi'dir. Mandacılığı reddeden, bağımsızlığı savunan  düşmana karşı her türlü mücadeleyi göze alan Tıbbiyeli Hikmetlerin de Gazi  Mustafa Kemal'in de bulunduğu bir kongre bizim ilk kongremizdir. Bu kongrenin  özelliği şudur, parti kurulmadan önce kongresini yapan dünyada belki de tek  partidir. Daha sonra parti kuruluyor ama partinin kurultayı bir milli mücadele  kurultayı olarak toplumun önüne kendisini koyuyor. Mücadele gerçekten de kutsal  bir mücadele. Vatanımız için ülkemiz için, çocuklarımız için önemli bir  mücadeledir." diye konuştu.

"DÜŞMANLA HER ALANDA MÜCADELE"

CHP’nin geçmişte neler yaptığı gelecekte de neler yapacağı tartışılırken bu eksenin asla unutulmaması gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Bizim eksenimiz bağımsızlıktır, kalkınmaktır, büyümektir, bizim eksenimiz, özgürlüktür, cumhuriyettir, devrimciliktir. Bizim eksenimiz altı okumuzla belirlenmiştir." dedi.

Anadolu'nun kadim bir kentinde ilk kurultayını yapan bir parti olarak Sivaslıların kendilerini bağırlarına bastığını ifade eden Kılıçdaroğlu, Sivaslılara şükranlarını sundu.

1927 yılında Atatürk'ün ilk parti kurultayındaki  konuşmasını  hatırlatan Kılıçdaroğlu, "Gazi Mustafa Kemal Atatürk o kurultayda yaptığı  konuşmasında şöyle der, 'Bu anda, bundan önceki kurultayları ve partimizi doğuran  ilk Sivas Kurultayı. Dış ve iç düşmanların süngüleri altında kurulmuştur,  hatırlatmak isterim. Sivas Kongresi'nden sonra Ankara'ya gidilir, 23 Nisan  1920'de TBMM açılır, bütün dünyaya yeni bir devletin doğuşu anlatılır ve  dolayısıyla bu mücadele verilirken 10 Ağustos 1920'de Sevr Anlaşması'nı Osmanlı  hükümeti imzalar. Ama 23 Nisan'da TBMM kurulmuştur, güç ondadır, mücadele  verilmiştir, 30 Ağustos vardır, İzmir'e kadar süren bir süreç vardır. Düşmanla  her alanda mücadele vardır. Ve büyük bir galibiyet vardır."  değerlendirmelerinde  bulundu.

TBMM'YA ÇAĞRI

Kılıçdaroğlu, 21 Ekim 1920 TBMM beyannamesinin önemli olduğunu,  parlamentoda bulunan çoğu milletvekilinin bu beyannameden haberi olmadığını dile  getirdi.

Bu beyannameden de bazı bölümleri okuyan Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"TBMM, milletin hayat ve bağımsızlığına suikast eden emperyalist ve  kapitalist düşmanların saldırganlığına karşı savunma ve bu maksada aykırı hareket  edenlerin cezalandırma azmiyle örgütlenmiş bir orduya sahiptir.' diyor. Kendi  ordusunun hangi azim ve kararlılıkla yola çıktığını anlatıyor ve devam ediyor,  'Emir ve kumanda yetkisi TBMM'nin tüzel kişiliğindedir' ordunun bir kişinin,  grubun değil, TBMM'nin ordusu olduğunu bu duyurusuyla bütün dünyaya duyuruyor.  Devam ediyor, 'Türkiye Büyük Millet Meclisi halkın öteden beri maruz bulunduğu  yoksulluk sebeplerini yeni araç ve yapılanma ile ortadan kaldırarak yerine refah  ve mutluluğu koymayı başlıca hedefi saymaktadır' yani gelecek hedefi olarak  koyuyor. Buna göre toprak, eğitim, ekonomi, vakıflar ve diğer işlerde sosyal  kardeşliği ve dayanışmayı hakim kılarak yenilenme ve örgütlenme yaratılmaya  çalışılacaktır. Ben TBMM başkanına bir çağrı yapmak istiyorum. Belki de hepimiz  bu çağrıyı yapmalıyız. Her seçim sonrası seçimi kazanıp parlamentoya gelen  milletvekili arkadaşlarıma eğer bir şeyler verilecekse bu beyanname  verilmelidir."

Kılıçdaroğlu, TBMM'nin Milli Kurtuluş Savaşı sırasında izlediği  rotanın ne olduğunun da burada açıkça belirtildiğini de vurguladı.

 Kılıçdaroğlu, burada yaptığı konuşmada, cumhuriyetin ilk yıllarında entegre silah ve savunma sanayinin kurulmasıyla ilgili çalışmalar yürütüldüğünü  anlatarak, "Köylü perişandır, aşar vergisi altında eziliyordur. Yaptıkları ilk işlerden biri, bütçenin çok sıkıntılı olmasına karşın o Milli Mücadele sırasında  kavga vermiş, mücadele etmiş köylüyü rahatlatmak için aşar vergisini kaldırırlar. Türkiye'nin şeker fabrikası yoktu, doğru dürüst şekeri bile yoktu. 1925 yılında  Şeker Fabrikası'nı kurarlar, 15 Ağustos 1925'te Kayseri'de uçak fabrikasının temelini atarlar." diye konuştu.

Osmanlı'nın borçlarının çok olduğunu ve o borçların ödendiğini belirten Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Dünyaya karşı verdikleri bir mücadele var, o mücadelenin ekonomik  başarıyla taçlandırılması lazım. Aksi halde güçlerini gösteremeyeceklerdir, yine  onlara muhtaç olacaklardır ama muhtaç olmak istemiyorlar, uçak fabrikasının  temelini atıyorlar. Tarım ülkesi, tarım toplumu, tarım okulları kuruyorlar. Yasa  çıkartıyorlar, ne zaman 20 Haziran 1927'de. Böylece okumuş insanların tarımla  uğraşmalarını sağlamak istiyorlar. 1928'de Millet Mektepleri kuruluyor,  okuma-yazma oranı çok düşük, insanların okuma-yazma bilmesi lazım. Okumasını,  yazmasını bilmesi gerekiyor. Bu okullardan 1929 yılına kadar 800 bin kadın ve  erkek okuma-yazma öğreniyor. 1929'da topraksız köylülere toprak dağıtılıyor, yani  toprak reformu yapılıyor."

"İNSAF DENEN BİR ŞEY VAR"

Kılıçdaroğlu, 1 Haziran 1930'un da önemli olduğunu vurgulayarak,  "Devasa bir Osmanlı İmparatorluğu düşünün, dünyaya egemen olan bir Osmanlı  İmparatorluğu düşünün ama kendi parasını basacak bankası yok. 1930 Merkez  Bankasının kuruluşu." ifadelerini kullandı.

Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk kez kendi parasını kendi bankasında  bastığını anımsatan Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Diyorlar ya 'ne oldu' diye. 'Gazi'nin döneminde ne oldu?' diyorlar.  'CHP'nin dikili ağacı var mıydı?' diyorlar. 'Bu ülkeye hizmet etti mi?' diyorlar.  İnsaf denen bir şey var. Tüm bunların bir anda olması gerektiğini düşünüyorlar.  'Bir anda olmadan olmaz bu işler' diyorlar. 1933 yılında birinci 5 yıllık sanayi  planını yürürlüğe koyuyorlar. Hatırlarsınız 2019'da bir dönem Türkiye Cumhuriyeti  devletinin kalkınma planı görüldü. 21. yüzyıldan söz ediyorum, kalkınma planı  olmayan bir devletimiz vardı. Şimdi 1933'e dönüyoruz, o yılların koşullarında  birinci 5 yıllık sanayi planı yürürlüğe konuluyor. 14 Ağustos 1934 SEKA kağıt  fabrikası. Kurulduğunda bakmayın SEKA kağıt fabrikası şimdi kapandı. Kurulduğu  yıllarda dünyanın sayılı kağıt fabrikalarından biridir. 1934 bu tarih de önemli,  dedim ya Kayseri'de uçak fabrikasının temelini attılar. 9 yıl sonra Kayseri'de  üretilen uçak Ankara'ya indi. Bakınız 1934 yılından söz ediyorum. Türkiye uçak  üreten bir devletti artık. Yoksulluğu aşan, sanayi devrimini yakalayan, kendi  uçağını üreten bir devlettir artık. Yoksulluk içinde ama her kuruşun hesabını  millete vererek bunu yaptılar. Uçak üreten dünyadaki 5 ülkeden birisidir Türkiye.  Eskişehir uçak fabrikası da vardır. Kapandığı tarihe kadar 112 savaş uçağı  üretmiştir."

"ELİMİZİ VİCDANIMIZA KOYARAK BUNU DÜŞÜNMEMİZ LAZIM"

Kemal Kılıçdaroğlu, vatandaşlardan ellerini vicdanlarına koymalarını  isteyerek, şöyle devam etti:

"O dönemde yapılanlara baksınlar. Kendi savaş uçağını yapan ve ihraç  eden bir ülke nasıl oldu da bu hale düştü. Kimler bu hale düşürdü, bunu  düşünmemiz lazım, elimizi vicdanımıza koyarak bunu düşünmemiz lazım. Türkiye uçak  ihraç ediyor, ihraç ettiğimiz uçakları bilmiyoruz, uçak ihraç ettiğimizi de  bilmiyoruz. İhraç ettiğimiz uçaklardan birisi Norveç'te müzededir ama halkımızın  haberi bile yoktur. Çünkü tarihimizi öğretmiyoruz. Milli Kurtuluş Savaşı'nı hangi  koşullarda verdiğimizi, sanayi devrimini yakalamak için hangi mücadeleleri  verdiğimizi çocuklarımıza anlatmıyoruz. Atatürk'ü de anlatmıyoruz. Nasıl mücadele  verildiğini de anlatmıyoruz. Toplanan paraların nasıl harcandığını da  anlatmıyoruz. Osmanlı'nın borçlarını reddetmedi mi bu hükümet. Bütün bunlar  yapılırken, Osmanlı'nın borçları da ödeniyordu."

"BUNU SÖYLEYENLER TARİH BİLMİYORLAR"

Dünyanın sayılı fabrikalarından Ereğli Demir Çelik Fabrikası'nın da  kurulduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, 11 Ağustos 1937'de Haliç'te ilk Türk deniz  altısının omurgasının yerleştirilme töreninin yapıldığını dile getirdi.

"Hani bizim bir tek dikili ağacımız yoktu, bunlar CHP iktidarı  döneminde olanlar. Hani biz hiçbir şey yapmamıştık." diyen Kılıçdaroğlu,  sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bunu söyleyenler tarih bilmiyorlar, kabahat onlarda değil, onlara öğretmeyenlerde. Bizim çocuklarımıza gerçeği öğretmeyenlerde kabahat. Alfabeye  'uyu uyu yat uyu' dersen, çocuklar gerçeği öğrenemez. Böyle uyuttular. Sadece  çocuklarımız değil, milyonlarca kişiyi böyle uyuttular. 10 milyondan başladık,  bugün 82 milyondayız ama tarihimizi bilmiyoruz. Neler yaptığımızı da bilmiyoruz.  Hangi mücadeleleri yaptığımızı da bilmiyoruz. Sanayi devrimini kaçıran bir  Osmanlı İmparatorluğu'ndan sanayi devrimini yakalayan genç yetenekli bir Türkiye  Cumhuriyeti'ne nasıl evrildik."

Toprak Mahsulleri Ofisi, FİSKOBİRLİK, Köy Enstitüleri kurulduğunu  anlatan CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, kurulan fabrikalarla da birçok kişinin iş  sahibi olduğunu, çağdaşlığın getirildiğini kaydetti.

 

 

Tuz Gölü, gelin ve damatların yeni gözdesiTürkiye’nin önemli göllerinden biri olan Tuz Gölü'nde, evliliğe ilk adımı atan nişanlılar ile gelin ve damatlar, gün batımı eşliğinde hayatlarının en güzel anını ölümsüzleştiriyor.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber