‘Edebiyat bana merhameti öğretti’

›› Diyarbakır’da geçen çocukluk yıllarında elektriği olmayan kerpiç evde, gaz lambası ışığında dünya klasiklerini ve yerli eserleri okuduğunu vurgulayan Eker, “Bütün okuduğum eserler beni çok etkiledi. Onlar duygu dünyamı çok zenginleştirdi” dedi...

‘Edebiyat bana merhameti öğretti’

Gıda Tarım ve Hayvancılık eski Bakanı, Ak Parti İstanbul 3. Bölge milletvekili adayı Mehdi Eker için arkadaşları “Tarım Bakanı olmasa en iyi yapacağı bakanlık Kültür ve Turizm Bakanlığı” diyor. Edebiyat üzerine konuştuğumuz Eker, yazdığı bir şiiri Milliyet okurlarıyla paylaştı.

Hangi yazarlar, şairler oluşturdu sizdeki edebiyat damarını?

Aslında ilkokulu bitirdikten sonra başladı edebiyat okumalarım. Rahmetli abim vardı benden 8 yaş büyük. Diyarbakır’da okuyordu. Onun getirdiği kitapları okuyordum. İlk edebiyat okumam Peyami Safa’nın “Yalnızız” romanı. Abim bana dedi ki, “Ya bu sana biraz ağır gelir,” ben ısrar ettim okudum. Tabii zorlandım. Sonra bir daha okudum. Ortaokula başladığımda kütüphaneden bizim Cumhuriyet dönemi edebiyatçılarını okudum.

‘Birçok yeri romanlarla tanıdım’

Ne hissediyordunuz bunları arka arkaya okurken?

Onlar duygu dünyamı çok zenginleştirdi. Edebiyat bana merhameti öğretti. Sonra edebiyatla medeniyet arasında ilişki kurdum. Edebiyatı olmayanın medeniyeti olmaz. Bütün okuduğum eserler beni çok etkiledi, Dostoyevski de çok etkiledi, Tolstoy ayrı etkiledi, hatta Turgenyev. Paris’i de, İstanbul’u da, Moskova’yı, Petersburg’u da hep romanlar üzerinden tanıdım. Hiç İstanbul’u görmemiştim ama İstanbul’u yazan romanlardan İstanbul’un semtlerini biliyordum. Sonra tabii şiir... Necip Fazıl; ilk onun şiiriyle tanıştım. Elektriği olmayan kerpiç evde, Dicle’nin kıyısında, okuyordum bunları. 3 numara gaz lambası ışığında.


‘Şiir, hayatımı anlamlı kılıyor’

Başka şairleriniz oldu mu, Necip Fazıl’dan başka?

Tabii o arada Sezai Karakoç’la tanıştım. Bu arada okul kitapları üzerinden tanıdığım şairler vardı, ortaokula gelince kitapçılardan onların kitaplarını aldım.

Ahmed Arif?

Ahmed Arif’i ortaokul 3. sınıftayken okudum. Birçok şiiri de ezberimde.

Şiir yazdığınızı da duydum, doğru mu?

Ben şair değilim.

Şiir yazmak için şair olmak gerekmez ki.

Evet birkaç şiir yazdım.

Var mıdır aklınızda bir iki dize, dörtlük?

Sayrılarla geçerdik karlı kışları / Ve zamansız göçer ebabil / Habersiz gelirdi boğmaca, kızamık salgınları / Alnımdaki alevle değişirken gecenin yüzü / Her mafsalımda ayrı bir sızı / Her adımda ayrı bir uçurum olurdu düşlerim / Bir ateş nöbetleri bu yüzden / Bir de gecelerimiz çok uzun olurdu.

Adı ne bu şiirin?

‘Ay Tutardı Çocukları’

Siyasetin sert dünyasında şiirin nasıl bir katkısı var size?

Bunlar benim aslında hayata karşı tutunmamı sağlayan, hayatımı daha anlamlı kılan, o öğrendiğim merhamet duygusunu sürekli yapan ve beni koruyan düşünceler.

Son okuduğunuz kitabı sorsam?

Aslında birkaç kitabı birlikte okuyorum. ‘Sapiens’ bunlardan biri. Bu biraz tabiat tarihiyle biraz insanlık tarihiyle, antropolojiyle ilgili. Ayrıca her fırsatta okuduğum şiirler var mesela Melaye Ciziri’nin divanını okuyorum.


‘Hekimlik kadim bir meslek’

Veterinerliği seçme nedeniniz Mehmet Âkif Ersoy’un da veteriner olmasıymış...

Evet Mehmet Âkif Ersoy’un bir etkisi var. Tek neden değil ama etkisi var. Hekimlik kadim bir meslek ve hikmet sahibi olmayı gerektiriyor. Anlamı da bu zaten, hekim hikmet sahibi demektir. Dolayısıyla o yıllarda yine meslek olarak da popülerdi, köy hekiminden de etkilenmiştim. Âkif de birkaç vasfıyla bende çok derin etki bıraktı. Mazbut, omurgası çok sağlam bir kişilik. Bu iki vasfı beni etkiledi .

Arkadaşlarınız Tarım Bakanı olmasaydınız en iyi yapacağınız bakanlığın Kültür ve Turizm Bakanlığı olduğunu söylüyor. Böyle bir görev verilse?

Şimdi siyasi görevler kariyer alanı değil. Hizmet alanı. O sizin dışınızda karar verilir, sizin karar vereceğiniz bir şey değildir. Bana göre talep edeceğiniz bir şey de değildir. Siyasi görevdir çünkü siyasi makamdır o.

Yani bu işi bir ekspertiz alanı gibi düşünmemek lazım. Çünkü orada bakanın yapması gereken, siyasi kararlarla istikamet vermektir, bir strateji oluşturmaktır, bir tasavvur sahibi olmaktır. Bir tasavvurunuz varsa o tasavvurunuzu ortaya koyarsınız. Size görev verildiği zaman.

‘Edebiyat bana merhameti öğretti’
Paris’i, Moskova’yı, Petersburg’u hep romanlar üzerinden tanıdığını belirten Eker “Hiç İstanbul’u görmemiştim ama İstanbul’u yazan romanlardan İstanbul’un semtlerini biliyordum” diyor.

‘Kürt dilini geliştirmenin önünü açtık’
Kürtçenin bulunduğu noktayı nasıl değerlendirirsiniz?
Bizim yaptığımız Türkiye’de Ak Parti olarak, benim de onda katkım var, çünkü yaklaşık 4 hükümetinde bakanlık yaptım Ak Parti’nin; 59-60-61-62. hükümette aralıksız, biz Türkiye’de Kürtçe konuşmanın, Kürt dilini geliştirmenin önünü açtık. Bugün mesela TRT Kürdi üzerinden insanlar Kürtçe öğreniyor. Annelerinden öğrendikleri, ama zaman içerisinde fakirleşen, yani bizim öğrenemediğimiz/ bilmediğimiz bir dilin bu manada yeniden hayat bulmasına vesile ve vasıta oldum.

Lastiği fırladı! Her şey yola döküldü...Ankara'da, seyir halindeyken lastiği yerinden çıkan meyve ve sebze yüklü kamyon devrildi. Kazada, meyve ve sebzeler yola dökülürken, sürücü hafif yaralandı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber