Erdoğan resti çekti! Eğer taciz olursa...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan MÜSİAD genel Kurulu'nda konuştu.. Erdoğan konuşmasında "Suriye'nin kuzeyinden bir taciz olursa kimseye sormadaan adım atarız" dedi.Erdoğan ekonomi ile ilgili olarak "2017 yılı ekonomide sıçrama yılı olacak" dedi

Erdoğan resti çekti! Eğer taciz olursa...

Erdoğan, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneğinin (MÜSAİD) Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen 24. Olağan Genel Kurulu'ndaki konuşmasında, davetlilerin ramazan ayını tebrik etti.

Genel kurulun başarılarla dolu olmasını dileyen Erdoğan, kuruluşundan bugüne tüm faaliyetlerini yakından takip ettiği MÜSİAD çatısı altında bugüne kadar görev üstlenenlere de şükranlarını sundu.

Sivil toplum kuruluşlarının bayrak yarışı usulüyle hizmet veren yerler olduğunu anlatan Erdoğan, 2012'den bu yana MÜSİAD Genel Başkanlığı görevini yürüten ve bugün bayrağı devreden Nail Olpak'a MÜSİAD'a katkıları için teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İş dünyasında ve çok sayıda sivil toplum kuruluşunda aktif faaliyet içinde olan Nail Olpak kardeşimizin tecrübesi ve birikimiyle bulunduğu her yerde ülkemize ve milletimize hizmet etmeyi sürdüreceğine inanıyorum." diye konuştu.
Genel kurulda başkanlığa aday olan Abdurrahman Kaan'ı da tebrik eden Erdoğan, 1990'dan beri hakkın, hukukun, adaletin, eşitliğin, güvenin, refahın, huzurun sağlanması için faaliyet gösteren iş adamlarını bir araya getiren MÜSİAD'dan gelecek dönemde daha büyük hizmetler beklediklerini söyledi.

MÜSİAD'ın diğer iş adamı derneklerinden farklı olduğunu dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

"MÜSİAD farkı, iş dünyası yanında toplumun tamamına yönelik eğitim ve rehberlik çalışmalarını da ihmal etmemesidir. Bunun içindir ki derneğimizi bu ülkeden kazandığını yine bu ülke için harcama anlayışıyla hareket eden bir teşekkül olarak değerlendiriyorum. Sadece üyesi olan iş adamları arasındaki bir dayanışma örgütü olmakla kalmayıp aynı zamanda bir medeniyet davası olan MÜSİAD'ın yönetimine ve tüm üyelerine şahsım ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum."

Erdoğan, bir önceki genel kuruldan bugüne Türkiye'nin yaşadıklarını anımsatarak, böylece ülke ve millet olarak ne büyük badireler atlatıldığının, ne tür sorunlarla yüzleştiklerinin çok daha iyi görüleceğini anlattı.

7 Haziran sonrası Türkiye

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 7 Haziran 2015'teki genel seçim sonuçlarının AK Parti döneminde bin bir zahmetle ve fedakarlıkla tesis ettikleri istikrar ve güven ortamını tehlikeye düşürdüğünü belirterek, Türkiye'nin, koalisyon dönemlerinin sancılarını, krizlerini ve kavgalarını tüm dehşetiyle yeniden kapısında bulduğunu anlattı.

"Koalisyon da olur." diyenlere aslında o dönemin bir cevap olduğunu dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:
"Demek ki olmuyormuş. Hiçbir partinin tek başına hükümet kuracak çoğunluğu elde edememesi, koalisyon için de gereken uzlaşmanın sağlanamaması üzerine, Cumhurbaşkanı olarak yetkimizi kullandık. Seçimleri tekrarladık. Bu belirsizlik ortamını fırsat bilen bölücü terör örgütü pek çok ilçemizde eylem başlattı. Vatandaşlarımızın evlerine, mahremlerine giren, sokakların, caddelerin ve mahallelerin altını üstüne getiren teröristlere tabii ki aman vermedik. Güvenlik güçlerimizin kahramanca mücadelesiyle bu eylemler amacına ulaşamadı. Teröristleri devlete meydan okumak için açtıkları çukurlara gömerek, ülkemizin büyük bir tehditten kurtulmasını sağladık. Aynı dönemde bir başka bir terör örgütü DEAŞ da sınırlarımızın içinde ve hemen yanında yoğun saldırılar başlattı. Bitti mi? Hayır. FETÖ ise zaten ihanetlerine hiç ara vermiyordu. 1 Kasım seçimlerinde ülkemizin yeniden güçlü bir hükümete sahip olmasıyla terör örgütlerine karşı yürütmüş olduğumuz mücadele çok daha etkin bir hale geldi. Her topyekun saldırı gibi bu saldırının da ekonomi ayağı ihmal edilmemişti. Bununla birlikte Türkiye hem terör örgütleriyle mücadelesinde başarıya ulaşarak hem de ekonomisini toparlayarak 2016'da yeni bir atılıma girmiştir."

Erdoğan, 15 Temmuz'da karşı karşıya kalınan darbe girişiminin Türkiye tarihinin en büyük ihaneti olduğunu vurguladı.

"Millet 15 Temmuz'da kıyama kalktı"

Darbecilerin karşılarında kadını, erkeği, yaşlısı ve genciyle kıyama kalkmış bir millet bulduğuna dikkati çeken Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şairin dediği gibi 'Yürüyeceksin, millet yürüyecek arkandan.' Biz de milletimizle birlikte darbecilerin üzerine gittik. Verdiğimiz şehitler ve gaziler hepimizi can evinden yaraladı. Ama özgürlüğümüze, geleceğimize, namusumuza el uzatan hainlere de ülkeyi bırakmadık. Dünyada eşi benzeri olmayan bu kahramanlığı gösteren milletimle gurur duyuyorum. Darbenin bastırılmasıyla tüm gücümüzle Fetullahçı Terör Örgütü'nün üstüne gittik. Kamu kuruluşlarında, iş dünyasında, sivil toplum örgütlerinde, siyasette tespit edilebilen ne kadar FETÖ mensubu varsa hepsinden de hesap sormaya başladık. Şu anda bir temizlik harekatı yapıyoruz. Hemen ardından terör örgütlerinin yuvası haline dönüşen Suriye'de ülkemize yönelik tehditleri bertaraf etmek amacıyla Fırat Kalkanı Harekatı'nı başlattık."

Rakka operasyonu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fırat Kalkanı Harekatı'nda terörden temizlenen bölgeleri hatırlatarak, şöyle konuştu:

"Şimdi ise gerek Amerika gerekse de Rusya ile yaptığımız görüşmeler neticesinde gelinen bir nokta var. Bu nokta bir yerde izleme noktasıdır. Bizim için izleme. Biz izliyoruz şu an. Rakka'da DEAŞ terör örgütü var. Şu anda ABD iki terör örgütüyle bunun birisi siyasi ayak, birisi eylem ayağı. Yani PYD, YPG. 'Ben, YPG ile Rakka'yı halledeceğim.' diyor. Biz kendilerine birçok şeyler anlattık. Bunları burada tekrar anlatmaya gerek yok. 'Peki halledeceksen buyur hallet dedik. Hayırlı olsun. Ama şunu da bilmenizi istiyoruz. Eğer, Suriye'nin kuzeyinden ülkemize herhangi bir taciz olacak olursa o zamanda artık biz bundan sonra hiç kimseyle bu konuları görüşmeyiz. Kararımızı kendimiz veririz. Nasıl Cerablus'ta, Rai'de, Bab'da göbeğimizi kestik ve adımı attıysak bundan sonra da adımı atarız.' dedik. DEAŞ'a karşı başlattığımız operasyonda tabii karşımıza kim çıktı? PYD ve YPG unsurları çıktı. Biz onları da imha ettik. El Bab'ı teröristlerden temizlemek suretiyle Fırat Kalkanı Harekatı'nı başarıyla nokta demeyeceğim, oraya bir virgül attık. Bundan sonra bunun devamı gelebilir. Bugüne kadar Suriye'de, DEAŞ, PYD, YPG terör örgütlerinden temizlediğimiz alanlara 100 binin üzerinde Suriyeli geri dönerek, terk etmek zorunda kaldıkları yerlere yerleşmiştir. Bu önemli bir rakam. Ülke içinde de PKK terör örgütü ne karşı tarihimizin en başarılı operasyonlarını yürüttük, yürütüyoruz. Güya bu yaz aylarında çok büyük eylemlere hazırlanan terör örgütüne saklandığı dağları ve mağaraları dar ediyoruz. İnlerine gireceğiz demiştik ya. Ne kadar terör örgütü varsa hepsinin de inlerine girdik, giriyoruz. Sırada olanlar var. Onlara da gireceğiz."

Kato dağında Aydoğan paşa ile görüştük

Terörle mücadele operasyonu yürütenlerden biri olan, Şırnak'taki helikopter kazasında şehit düşen tümgeneral Aydoğan Aydın'ın attığı adımlarla, kararlılığıyla üstteğmenliğinden itibaren buna hazırlandığını dile getirerek, şunları anlattı:

"1 hafta önce Kato Dağları'nın tepesine, Süleyman Bey ile birlikte Yaşar Güler Paşamız durumlara nezaret etmek üzere çıkmışlardı. Oradan Süleyman Bey beni aradı, telefonu Aydoğan Paşa'ya verdi, görüştük. Telefon görüşmemizde 'Bu inleri temizlemek suretiyle sadece buralar temizlenmeyecek Cumhurbaşkanım, İstanbul da Ankara da tüm Türkiye bu teröristlerden temizlenecek' dedi."

Aydoğan Aydın'ın "Hanke'ye ağıt" şiirini okuyan Erdoğan, "Sene 1992. Aydoğan Paşa hedefini maşallah iyi belirlemiş, üstteğmenken belirlemiş ve bütün bu olaylarda hep bir komando olarak oraları adeta özlemiş. Bu son olaylarda yine oralarda o bölgede, nerede ne var bunları adeta ezberlemiş. Allah rahmet etsin. Onunla beraber o mücadeleyi veren tüm şehitlerimize Allah rahmet etsin." ifadelerini kullandı.

"Ülkemizi çapulculara, hainlere bırakmamak için mücadeleyi sonuna kadar sürdürmekte kararlıyız"

Erdoğan, Gezi olaylarının 4. yıl dönümü olduğuna değinerek, şunları söyledi:

"Ana muhalefetin başındaki zat tweet atıyor. Herhalde birçok kardeşim o tweetleri okumuştur. Ne diyor o tweette? Çok enteresan. 'Dördüncü yıl dönümünü kutladığımız Gezi olaylarında hak ve özgürlük mücadelesi verenleri minnetle anıyorum.' diyor. Bu nasıl hak ve özgürlük mücadelesi ya? Yani bir şehri yakacaksınız, yıkacaksınız, polislerimizi şehit edeceksiniz, cam, çerçeve her şeyi indireceksiniz ve buna hak ve özgürlük mücadelesi diyeceksiniz. Size ne yapıldı ki hak ve özgürlük mücadelesi veriyorsunuz? Hak ve özgürlük mücadelesini vermek, Yeşilköy Havalimanı'ndan kaçarak Bakırköy Belediye Başkanının evine sığınmak mıdır? Zaten 15 Temmuz'da da kaçaklardansın. Yani 7 Ağustos'ta bizim buluşmamıza gelişin, o bir vesileydi, önce gelemeyeceğini bildirdin. Bunu da milletimin bilmesini istiyorum. Daha sonra kendisine çok baskılar yapıldı, bunun neticesinde son anda geleceğini bildirdiler. Dürüst değil, hatta biliyorsunuz Yenikapı buluşması için daha sonra da 'Biz yokuz orada' demeye başladı. Bunlarda barış, kardeşlik, birlik, beraberlik böyle bir dert yok. Şimdi yaptıkları çalışma, evet, bölücü terör örgütünün de arkasında durmuş olduğu örgütlerle beraber iş birliği yapmanın gayreti içerisindeler. Nerede bölücü terör örgütü PKK varsa, bunlar da onların yanında, CHP onların yanında. Daha dün Taksim'de yürüyüş yapıyorlar, CHP'li milletvekilleri de onlarla beraber. Neyin yürüyüşünü yapıyorlar? Gezi olaylarının yürüyüşünü yapıyorlar. Gezi'de ne oldu? Gezi'de ortaya ne çıktıysa, işte bu bölücü terör örgütünün bir provokasyonu neticesinde çıkmıştır ve bu işin içinde kendileri de var. Kendi bütün ekipleriyle beraber bu işin içindeler."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Terörle mücadelede verdiğimiz şehitlerimiz ve gazilerimiz sebebiyle tabii ki üzüntümüz çok derin, çok büyük. Ama ülkemizi bu çapulculara, bu hainlere bırakmamak için bedeli ne olursa olsun mücadeleyi sonuna kadar sürdürmekte kararlıyız." dedi.

"İstihdam seferberliğinin meyvelerini yavaş yavaş almaya başladık"

Demokrasiye, özgürlüğe, geleceğe bütünüyle saldıranların ekonomiyi boş bırakmasının düşünülemeyeceğini belirten Erdoğan, "Gezi olaylarına ve FETÖ'nün 17-25 Aralık saldırısına rağmen 2013 yılını yüzde 8,5'luk büyüme oranıyla kapatmıştık. 2014'te önce mahalli idareler, ardından cumhurbaşkanlığı seçimini yaşadık. Buna rağmen yüzde 5,2'lik büyümeyle başarılı bir netice elde ettik. 2015'te yaşadığımız 2 genel seçime ve terör olaylarındaki tırmanışa rağmen yüzde 6,1'lik büyümeyle adeta bu tezgahları kuranlara meydan okuduk. 2016'da ise 15 Temmuz kanlı darbe girişimi gibi yakın tarihimizin en ağır travmasını yaşamamıza, terörle mücadelede sınırlarımız içinde ve dışında verdiğimiz yoğun mücadeleye rağmen yüzde 2,9'luk büyüme sağladık. Türkiye'nin ekonomik bakımdan yanmasını, yıkılmasını, yerle bir olmasını bekleyenlerin heveslerini bir kez daha kursaklarında bıraktık. İnşallah 2017 ekonomide, bana göre şu andaki tespitlerim bu, tarihi bir sıçrama yılı olacak." diye konuştu.

Erdoğan, tüm bakanlardan yıl sonuna kadarlık dönemi kapsayacak şekilde, milletin birikmiş sıkıntılarının çözümüne yönelik 180 günlük kısa vadeli eylem programı istediğini ifade ederek, hazırlıklar tamamlandığında, programın paylaşılacağını bildirdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2019 seçimlerine kadar olan dönemi içeren çok daha kapsamlı bir programın hazırlıklarının yürütüldüğünü, 2023 hedeflerinin de güncellenerek yola devam edildiğini dile getirerek, 2023 hedefleri için yeni bir çalışma başlatıldığını açıkladı.

Ekonominin iyiye gidişiyle ilgili sinyallerin gelmeye başladığını belirten Erdoğan, "İhracattaki istikrarlı yükseliş ortada. 2016'da 142,5 milyar dolara kadar düşen yıllık ihracatımız, mayıs sonu itibarıyla yeniden yıllık bazda 147 milyar doları buldu. Tırmanış başladı. İhracatta 2014'te elde ettiğimiz 157,6 milyar dolarlık rekoru en geç inşallah önümüzdeki yıl sonu itibarıyla geçeceğimize inanıyorum. Ona göre daha çok koşturacağız, daha fazla çalışacağız. Başlattığımız istihdam seferberliğinin meyvelerini yavaş yavaş almaya başladık. Şu ana kadar istihdamda 1,2 milyonluk bir artış yaşandı. Davetimize sağ olsun işveren camiası olumlu bir cevap verdi. Bu konuda verilen tüm sözleri tek tek kaydettik, kaydediyoruz. Şahitler huzurunda verilen bu sözlerin her birinin takipçisi olacağım. Valilerimiz bu işin takipçisi. Borsadaki yükseliş ve dövizdeki düşüş, piyasaların ekonomimize olan güveninin tam olduğuna işaret ediyor. Beyaz eşya satışlarındaki yükseliş gibi pek çok emare, ekonominin çarklarının giderek daha hızlı dönmeye başladığını da gösteriyor. Buradan MÜSİAD üyeleri başta olmak üzere tüm iş adamlarımıza çağrıda bulunmak istiyorum; ülkemize değer veriyorsak, ülkemizi seviyorsak, bu topraklara borcumuzu ödemek istiyorsak, şimdi harekete geçme zamanıdır. Daha çok çalışacağız. Gün, yatırım günüdür. Hiç işi geciktirmeyin. Müteşebbis, yatırımcı ruhunu kaybetmesin. Böyle bir zamanda eğer yatırım şansını değerlendirirsen, gelecek çok daha bereketli olacaktır."

İşadamlarına çağrı

"İçeride, dışarıda 16 Nisan için aykırı çalışanlar olmadı mı?" diye soran Erdoğan, "Oldu. Bunları biliyoruz. Kimler olduğunu gayet iyi biliyoruz ama yanıldıklarının farkına varacaklar. Diğer ülkeler bu işlere ne der? Buradan bakarak endişe beyan edenler orada da bir sıkıntı olmadığını gördüler. Öyleyse iş adamlarımıza diyoruz ki, tüm imkanlarınızla, tüm cesaretinizle yatırım yapın, üretin ihracatı zorlayın, istihdamı artırın. Böylece siz de kazanın, ülkemiz de kazansın." ifadelerini kullandı.

"Terörist olmayan için OHAL yok hükmündedir"

Buna karşılık birilerinin hala "Efendim Olağanüstü Hal var" diyerek sızlandığını kaydeden Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Onların kimler olduğunu biliyorsunuz. Ben de diyorum ki; Olağanüstü Hal, girişimcilerimizin, yatırımcılarımızın önünü mü kesiyor, yoksa önünü mü açıyor? Eski Olağanüstü Halleri hatırlayın. Fabrikaya giremezdin patron olarak. O günleri biz unutmadık. O Olağanüstü Hallerin olduğu dönemlerde patron fabrikasına giremiyordu. Biz geldik fabrikalarınızın kapısını açtık. Şu anda bu Olağanüstü Halde o tür tehditlerle karşımıza gelenler anında yasaların, hukukun bize verdiği yetkiyi kullanmamızı kolaylaştırıyor. Öyle ikide bir kalkacak hemen grev, bilmem ne... Kusura bakma arkadaş. Her şeyin stratejiktir, şudur budur, hak var. Bu hakkın yerine gelmesinde biz işçinin de yanında oluruz işverenin de yanında oluruz. O fabrika çalışmadığı zaman bunun zararını görecek olan işveren olduğu kadar aynı zamanda benim işçi kardeşimdir. Çalışmadığı zaman ne olacak? Oradan işçi kardeşim de zarar görmeyecek mi? Sendika kalkıp her ay normal olarak aldığı maaşı işçisine ödeyecek mi? Yok, belli bir oranda ödüyor. Burada çok ciddi bir istismar mekanizması çalıştırılıyor. Bu mekanizmaya da bizim eyvallah etmememiz lazım. Çünkü buradan ülke de zarar görmemesi lazım, bütün o işçi kardeşlerim de zarar görmemesi lazım. Hakkın tecellisi için de ne gerekiyorsa bunu yapmaya zaten bizler de devlet olarak varız. Herkes görüyor ve biliyor ki Olağanüstü Hal sadece terörle mücadele için vardır. Bugüne kadar hangi iş adamımızın hangi vatandaşımızın herhangi bir işi, gücü, hakkı, hukuku olağanüstü halden dolayı zarar görmüştür? Bunu bilelim. İnsanlarımızın günlük hayatında aksayan, onları rahatsız eden herhangi bir şey var mı? Yok. Böyle bir şey kesinlikle söz konusu değildir. Terörist olmayan için Olağanüstü Hal yok hükmündedir. Bunu böyle bilelim. Terörle mücadelenin gerektirdiği kadar da bu uygulama devam edecektir."

Fransa'da Olağanüstü Hal kararının uzatıldığına dikkati çeken Erdoğan, "En son 1,5 yıl daha uzattılar. Ne oldu orada? Darbe girişimi mi oldu? Devlete yönelik bir darbe mi yaptılar? Yok, 10-15 kişi 20 kişi öldürüldü diye pat hemen Olağanüstü Hal ilan ettiler. Şu anda sürekli yeniliyorlar. Bizde devletimizi yıkmaya yönelik bir darbe girişimi, 249 şehidimiz var, 2 bin 193 gazimiz var hala bize birileri akıl vermeye çalışıyor. Kim bunlar? Batı. Kusura bakma Batı. Önce biz, samimiyet isteriz. Kimse bize bunları bahane ederek sorumluluktan kaçmaya çalışmasın." ifadelerini kullandı.

"MÜSİAD üyelerine güveniyorum"

Erdoğan, Hükümet'in yatırım yapmak, işini büyütmek isteyen herkes için krediden istihdama geniş bir alanda gerçekten çok ciddi teşvikler sağladığını kaydederek, "İş adamlarımızın bunlardan yararlanarak süratle harekete geçmelerini bekliyoruz. Bu konuda MÜSİAD üyelerine doğrusu güveniyorum. İnşallah yeni Türkiye'nin inşasını sizlerle birlikte gerçekleştireceğiz." diye konuştu.

Türkiye'nin ekonomideki büyüklüğünü anlamak için meseleye biraz daha geniş bakmak gerektiğini dile getiren Erdoğan, şunları söyledi:

"Türkiye 2002 yılından bu yana 183 milyar dolar uluslararası yatırım çekmiş bir ülkedir. İstihdam sayımızı 6 milyonun üzerinde bir artışla 27 milyona çıkardık. Geçtiğimiz 14 yılda, Avrupa'da istihdam sayısını bizim kadar artıran başka bir ülke yok. Girişimcilerimizin yurt dışındaki yatırımları 37 milyar doları geçti. Müteahhitlerimizin yurt dışında üstlendikleri proje tutarı bu dönemde 300 milyar dolara yaklaştı. Eskiden turist olarak dahi ziyaret etmeye cesaret edemediğimiz coğrafyalarda bugün iş adamlarımızla, sivil toplum kuruluşlarımızla, eğitimcilerimizle yoğun faaliyetler yürütüyoruz. Bizim bir başka özelliğimiz de kendimizle birlikte tüm insanlığın refahı ve huzuru için çalışmayı ilke edinmiş bir ülkeyiz. Ülkemizin sadece 2016 yılında yapmış olduğu insani kalkınma yardımlarının tutarı ne biliyor musunuz? 6,5 milyar dolar. 'Veren el alan elden hayırlıdır' dedik bu destekleri verdik. Eskiden bizim vatandaşlarımız tedavi için yurt dışına giderdi. Geçtiğimiz yıl, yurt dışından ülkemize 360 bin kişi tedavi için geldi. Hamdolsun. Nereden nereye?"

Eskiden yerli televizyon kanallarının yabancı dizilerin istilası altında olduğuna işaret eden Erdoğan, şöyle devam etti:

"Şimdi bizim dizilerimiz dünyanın 75 ülkesinde 400 milyon kişi tarafından takip ediliyor. Son Hindistan ziyaretimde kendileriyle bir anlaşmaya vardık. Onlarla müşterek inşallah diziler, filmler yapma noktasında adımlar atıyoruz. Bu noktada gerekirse çok daha Hollywood var eyvallah, Hindistan'ın da kendine göre Hollywood'u var. Biz diyoruz ki müşterek, bizler üçüncü bir ülkede veya Türkiye'de böyle bir inşallah zemini oluşturalım. Böyle bir adımı atalım. Mutabık kaldık, arkadaşlarımız bu çalışmayı sürdürecekler. Kültür ve Turizm Bakanlığımızla Hindistan tarafı bu çalışmaları sürdürerek bu adımları da atacağız. Dünyanın her yerinden yatırımcılar ve bireyler, ülkemizde gayrimenkul sahibi olmak için akın akın geliyor. Savunma sanayinde elde ettiğimiz başarıların önemini terörle mücadelede her gün biraz daha görüyoruz. Bugün yurt dışına çıkan, yurt dışıyla teması olan herkes Türkiye'nin itibarını görmekte, duymaktadır. Sıkıntılar yok değil. Var. Atalarımızın dediği gibi 'Büyük dağın kışı da büyük olurmuş'... Biz bu sıkıntıların hepsini de sabırla, azimle, kararlılıkla aştık aşmaya devam edeceğiz. MÜSİAD, bu yolculukta, bu mücadelede hep yanımızdaydı, inşallah bundan sonra da yine sizlerle birlikte ülkemizin gelişmesi, büyümesi, kalkınması, demokrasimizin güçlenmesi, refahımızın artması için çalışmayı sürdüreceğiz."

Erdoğan sözlerinin sonunda MÜSİAD'ın 24. Genel Kurulunun hayırlara vesile olmasını diledi. Genel Başkanlık görevini devredecek olan Nail Olpak'a hizmetleri sebebiyle teşekkür eden Erdoğan, genel başkanlık vazifesini üstlenmeye aday olan Abdurrahman Kaan'a başarılar diledi. Abdurrahman Kaan'ın soyadını telaffuz ederken yanlışlıkla "Dilipak" diyen Erdoğan, "Herhalde Dilipak da bizi andı" diyerek espri yaptı.

Notlar

Kur'an-ı Kerim okunmasıyla başlayan programda, MÜSİAD tarafından hazırlanan "şükür" isimli film gösterildi.

Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, Maliye Bakanı Naci Ağbal, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya ile İstanbul Valisi Vasip Şahin, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın da hazır bulunduğu Genel Kurula aralarında Hollanda, Japonya, İran ve Suudi Arabistan’ın da bulunduğu 23 farklı ülkenin başkonsolosu, ticaret ateşesi ve konsolos yardımcısı olmak üzere 27 temsilci katıldı.?

Konuşmaların sonunda MÜSİAD Başkanı Nail Olpak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a tarihi özelliği bulunan bir kalkan hediye etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan da Genel Kurul sponsorlarına plaket takdim edip hatıra fotoğrafı çektirdi.

İstanbul semalarında büyük sürpriz!Teknofest kapsamında Türkiye'ye gelen Rus Su-35 savaş uçağı, Atatürk Havalimanı'ndan havalanarak İstanbul semalarında uçuş gösterisi yaptı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber