'Ergenekon kumpasının temeli telekulak operasyonunda atıldı'

TBMM FETÖ'nün Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu raporunda, Ergenekon komplosunun temellerinin, 1990'lı yılların ikinci yarısında örgütün emniyet teşkilatı içerisinde gerçekleştirdiği telekulak operasyonunda atıldığı tespitinde bulunuldu.

'Ergenekon kumpasının temeli telekulak operasyonunda atıldı'

TBMM FETÖ'nün Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu raporunda FETÖ'nün gerçekleştirdiği, kullandığı veya manipüle ettiği olaylar" başlıklı bölümünde, Balyoz ve Ergenekon davalarına değinilerek, bu davalardaki hukuka aykırı işlemler için hazırlanan "Ankara Çatı İddianamesi"ne atıfta bulunuldu.

Raporda, FETÖ'nün emniyet imamı Osman Hilmi Özdil'in 2007 yılında ABD'de FBI tarafından yakalanması ve üst aramasında üzerindeki belgelerde adı geçen kişilerin bir bölümünün, Ergenekon Davası sanıkları arasında yer aldığı anımsatıldı. Raporda, "Bu şahıslar hakkında henüz bir soruşturma süreci dahi başlamamışken, aylar öncesinde adı geçen kişilerle herhangi bir şekilde ilişkisi bulunmayan Osman Hilmi Özdil'in 18 Nisan 2007’de ele geçirilen notları arasında isimlerinin yer alması, Ergenekon Davası'nın önceden planlanıp kurgulandığını, Fetullah Gülen ve örgüt yöneticilerinin emri ile çok amaçlı planlanıp uygulanan stratejik harekatın bir parçası olduğunu, talimatın yurt dışından kurye ile geldiğini ispatlamaktadır." değerlendirmesinde bulunuldu.

Ergenekon Davası'nın, FETÖ tarafından, sözde devlet içerisindeki derin bir gizli yapının tasfiyesi amacıyla başlatıldığının anlatıldığı raporda, şöyle devam edildi: "Uzun yıllar kamuoyunu meşgul eden bu davada sahte deliller kullanılmış, suç işlemediği kesin şekilde bilinen kişilere iftira edilmiştir. Davada iddialar sağlam delile dayanılarak açılmamıştır. Kasten kopyala-kes-yapıştır yöntemi ile uzun iddianameler yazılmıştır. İlgisiz birçok konu aynı iddianame içinde anlatılmaya çalışılmış, birbiriyle ilgisi olmayan kişiler aynı örgüt üyesi gibi algılanması için davalar birleştirilmiştir. Davada kimin neden suçlandığı anlaşılamamış, bu bulanık ve kargaşa ortamında mağduriyetler yaşatılmıştır. TSK içerisinde ve örgüte karşı duran kişiler dize getirilip tasfiye edilerek toplum nazarında suçlu oldukları gösterilip etkinliklerinin kırılması için dava ve soruşturma yapılmıştır."

İÇİNDEN ÇIKILMAZ HALE GETİRMEK İSTEDİLER

FETÖ'nün iddialarına göre, "Ergenekon Örgütü" olarak ifade edilen örgütlenmenin silahlı eylemi olarak Malatya Zirve Kitabevi baskını sırasındaki ölümlerin gösterildiğinin hatırlatıldığı raporda, bu davanın Ergenekon davası ile birleştirilip içinden çıkılmaz bir dava haline getirilmeye çalışıldığı kaydedildi. "Gerçekte Ergenekon davası ile Zirve Kitabevi davasının doğrudan bir ilgisi bulunmamaktadır." denilen raporda, FETÖ'nün hiçbir ilgisi bulunmayan, kamuoyunda sansasyonel sonuçlar doğuran davaları birleştirip Ergenekon davasına delil oluşturmaya çalıştığı vurgulandı. Raporun, Gazeteci Hrant Dink'in öldürülmesine de değinildi. Raporda, "Gazeteci Hrant Dink'in öldürüleceğini FETÖ'nün emniyet kadroları önceden bilmesine rağmen Ergenekon Davası'na delil oluşturabilmek için bu cinayeti kasten önlememiştir. Örgütsel amaçlar için emniyet içerisindeki tasfiye bu cinayet sayesinde gerçekleştirilmiştir. Örgütten olmayan veya politikalarına karşı çıkan emniyet mensupları soruşturma ile ilgilendirilip tasfiyeleri sağlanmıştır." ifadesi kullanıldı.

"Aslında Ergenekon komplosunun temelleri, 1990'lı yılların ikinci yarısında cemaatin emniyet teşkilatı içerisinde gerçekleştirdiği telekulak operasyonunda atılmıştır." tespitinde bulunulan raporda, bu operasyonun örgütün komplo yeteneğinin test edilmesi ve kendilerine güvenlerinin artmasına neden olduğu vurgusu yapıldı. "Telekulak operasyonunun, örgütün kendini emniyet içerisinde soruşturanlara yönelik bir tür karşı operasyonu olduğuna işaret edilen raporda, tasfiye edilen ekibin yerine örgütün kendi adamlarının geçmesini sağladığı anlatıldı.

Ergenekon komplosunun yöntemi anlaşılmadan mantığının anlaşılamayacağı kaydedilen raporda, "Bu yöntem savaş sanatında aldatma ve baskının birlikte kullanılmasına dayanan bir yöntemdir. Bazı şiddet eylemlerinin, aldatma tekniğinin birçok özelliğinin kullanılmasının birleştirilmesiyle, hedeflenen bir politik algının yaratılmasına dayanır. Bu algının amacı bir yandan kitleleri düşmanın politik etkisinden ayırmak ya da tarafsızlaştırmaktır, öte yandan da saldırı için politik bir destek noktası elde etmektir." denildi. Raporun, "Kozmik Oda Hadisesi" bölümünde ise HSYK 2. Dairesi'nin soruşturma dosyasına atıfta bulunularak, yaşananlar anlatıldı.

Genç kız yolda bulduğu 13 bin doları getirdi, kuyumcu sahibini bulduİstanbul Kartal’da yolda içinde 13 bin dolar olan bir zarf bulan genç kız, "Ben bunu yerde buldum sanırım sizin olabilir' diyerek kuyumcuya bıraktı. Paranın fotoğrafını çeken, sosyal medyada paylaşan kuyumcu, zarftaki dekonttan yola çıkarak sahibine ulaştı. Parayı sahibine veren Kuyumcu, " Bence parayı bulup getiren ve teslim eden kız benden daha gurur kaynağı. Alkışlanacak biri varsa bence o kız olmalı. Bu, bir zincirleme iyilik oldu." dedi.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber