Feriye zirvesi

Fehmi Koru, bir grup gazeteciyle Başbakan'ı bir araya getirdiği yemekte, kuvvetler ayrılığını aynı gemideki farklı 'kamaralar' benzetmesiyle anlattı. Erdoğan, "Memleketin üçüncü kamarayla (yargı) meselesi var" dedi

axsiy011.jpg Fehmi Koru'nun bir grup tanınmış gazeteciyle Başbakan'ı bir akşam yemeğinde buluşturmasının yankıları uzun süre devam edecek gibi gözüküyor.İlginç olan nokta, organizatör Koru'nun yemekte meslektaşlarından kendilerini yalnızca soru sormakla sınırlı tutmamalarını isteyip, Başbakan'a düşüncelerini de aktarmalarını önermesiydi. Bu haliyle değişik bir formata oturdu yemek. Koru, yemekte "Bir gazetecinin ev sahipliğinde önemli siyaset adamlarının gazetecilerle buluşturulması Amerika'da sıklıkla uygulanan bir yöntemdir" diyerek, muhtemel eleştirilere önceden yanıt vermiş oldu. Başbakanlık kaynakları, yemekle ilgili olarak "Fehmi Koru bize bir grup arkadaşla bir araya gelip yemek yiyeceğiz. Sayın Başbakan da katılırlar mı?" dedi. Biz de uygun gördük" açıklamasını yaptılar.Koru ise yemekle ilgili olarak Milliyet muhabiri Bülent Sarıoğlu'nun sorularını şöyle yanıtladı: Koru: Dostlar arası bir yemekti KORU: Toplantı olarak planlanmamıştı. Sadece İstanbul'daki gazeteci dostları bir araya getiren bir etkinlik olarak bunu görmüştüm. Başbakan haberdar olunca 'Ben de katılırım' dedi. Önce gazeteciler olarak düşünüldü. Zaten zaman zaman bir araya geliyoruz oradaki arkadaşların çoğuyla, değişik zeminlerde. Hep onlar ev sahipliği yaptılar ben Ankara'dayım diye. Bu defa da yeni yıl vesilesiyle ben onlara ev sahipliği yapmaya niyetlenmiştim. Başbakanımız duyunca onu da davet etmiş olduk. Neden bu toplantıya gerek duyuldu? KORU: Tabii. Böyle bir şey yaptığımdan haberdar oldu. Ben davet ettim.Diğer gazeteci arkadaşlarımı davet ederken Başbakan'ın geleceğini de bildirmiş olduk tabii. Başbakan'ı haberdar etmeniz sizin davet ettiğiniz anlamına geliyor... KORU: Hayır, bir defaya mahsus bir şeydir. Bu tür organizasyonlarınız sürecek mi? KORU: Bu dostlar arası bir yemekti. Başbakan da dostlar arasında bulunarak katılmış oldu. Resmi bir etkinlik, resmi bir basın çalışması değildi. Gazeteci olarak böyle bir organizasyon yapmanız uygun mu? Bir Fehmi Koru organizasyonuydu. Koru, telefonla tek tek arayıp davet ettiği konukları Feriye Lokantası'nın kapısında kendisi karşıladı. Masa protokolüyle de bizzat ilgilendi. Örneğin, Mehmet Barlas'ı, hilal şeklindeki masanın tam ortasında üslenen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın soluna oturttu. Kendisine Başbakan'ın sağındaki sandalyeyi ayırıp, hemen sağına da Nazlı Ilıcak'ı aldı. Koru, bu üç nokta dışında oturma düzenini serbest bıraktı. Başbakan, 'üçüncü kamara'dan şikâyetçi Koru, yaptığı açış konuşmasında da "Aslında bu akşam burada bulunan herkes bir şekilde Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğini destekleyen insanlar. Hepimiz AB'ye doğru aynı gemide gidiyoruz, ama farklı kamaralarda oturuyoruz" diye söze girdi ve ekledi:"Sayın Başbakan siz birinci ve ikinci kamaraları temsil ediyorsunuz. Biz ise dördüncü kamaradayız..."Koru'nun buradaki benzetmesi açık bir şekilde kuvvetler ayrılığını konu alıyordu. Başbakan hem birinci güç parlamentoyu, hem de ikinci güç yürütmeyi temsil ediyordu. Dördüncü güç olan basın çok iddialı bir ekiple masada yerini almıştı. Eksik olan üçüncü güç, yani "üçüncü kamara" yargıydı...Üçüncü kamara, gıyabında daha çok eleştirilerin ve yakınmaların hedefi olarak hazır bulundu cuma gecesi Feriye zirvesinde. Tabii, Başbakan'ın bir ara "Memleketin üçüncü kamarayla meselesi var" şeklinde konuşması da aslında eleştirileri davet eden bir çıkıştı.Bu arada, Prof. Yücel Aşkın konusunda dolaylı ifadelerle TÜSİAD'a dokundurmaktan kendini alıkoyamadı Başbakan. Örneğin, "Ben şiir okuduğum için hapse girdiğimde, dönemin TÜSİAD Başkanı Sayın Bülent Eczacıbaşı benim mahkûmiyetimin kesinleşmesinden sonra konuşmuştu. Sayın Eczacıbaşı, benim hapse girmeme yol açan yasa maddesini eleştirmişti" dedi. Tersinden okunduğunda, Erdoğan, galiba "TÜSİAD, Yücel Aşkın için mahkeme karar vermeden önce tavır aldı, oysa benim durumumda konuşmak için mahkûmiyetimi beklemişlerdi" gibi bir mesaj vermiş oldu.Üçüncü kamaranın, yani yargının bu kadar çok eleştirildiği gecede Adalet Bakanı Cemil Çiçek de gazetecilerin eleştirilerinden fazlasıyla nasibini aldı. İlginç olan, gazetecilerin hükümetle ilgili eleştirileri karşısında hemen savunmaya geçen Başbakan'ın, kendi Adalet Bakanı'yla ilgili eleştiriler karşısında suskun kalmasıydı. Aynı gemideyiz ama Yemeğe davet alıp katılan 21 gazeteci- yazarın listesi: Milliyet: Hasan Cemal (yazar), Taha Akyol (yazar)Hürriyet: Enis Berberoğlu (Haber Koordinatörü), Ahmet Hakan Coşkun (yazar) (Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök davetliydi, ancak yurtdışında olduğu için katılamadı)Radikal: İsmet Berkan (Genel Yayın Yönetmeni)Sabah: Mehmet Barlas (yazar), Mehmet Altan (yazar), Salih Memecan (karikatürist)Vatan: Okay Gönensin (yazar) Cumhuriyet: Oral Çalışlar (yazar)Akşam: Serdar Turgut (Genel Yayın Yönetmeni)Bugün: Selahattin Sadıkoğlu (Genel Yayın Danışmanı), Nazlı Ilıcak (yazar), Gülay Göktürk (yazar)Zaman: Ekrem Dumanlı (Genel Yayın Müdürü)Yeni Şafak: Mustafa Karaalioğlu (Genel Yayın Yönetmeni), Fehmi Koru (yazar), Ali Bayramoğlu (yazar)Türkiye: Fuat Bol (Genel Yayın Müdürü)Kanal 7: Mustafa Çelik (Genel Yayın Yönetmeni), Vakit: M. Emin Kazcı Basına kapalı düzenlenen yemek için Feriye Lokantası'nın ana salonu kapatıldı. Yalnızca Anadolu Ajansı ile TRT'nin görüntü almasına izin verildi. Liberal ve solcu kökenli gazeteciler genellikle beyaz şaraba rağbet ettiler. Mehmet Barlas nar suyuyla votka karışımı içti. Yemeğin kabarık faturasını Fehmi Koru ödeyecek. Katılan gazetecilerin listesi Zeytinyağlı tabağı: Enginar dolması, kabak çiçeği dolması, közlenmiş patlıcan, ahtapot ve karides, zeytinyağlı yer elmasıOtlu kaygana sarmasında karışık sebze, ayvalık kelle peyniri, közlenmiş domates sosuylaSafranlı kalkan ızgara, mini sebzeler ve taze patatesleKireç kaymağında bekletilmiş kabak tatlısı ve fıstıklı gözleme kaymaklı dondurmaylaFiltre kahve ve petibör Yemeğin mönüsü

Teklif ettiği kızdan olumsuz yanıt alınca denize atladıİstanbul Avcılar’da arkadaşlık teklif ettiği kızdan olumsuz yanıt alan kişi elbiseleri ile denize atladıktan sonra gözden kayboldu. Sahil Güvenlik teknelerinin denizden, Avcılar Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin sahilden yaptığı arama çalışmaları sırasında ıslak elbiseleri ile gelen Enser Cimşit, "Psikolojim bozuktu, kafamı dağıtmak için denize atlamıştım" dedi.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber