Hatay'ı karıştıran CHP adayı

CHP’nin Hatay Büyükşehir Belediye başkanlığı için eski ülkücü olan eski İskenderun Belediye Başkanı Mete Aslan’ı aday göstereceği iddiası partiyi karıştırdı. Aslan, Hrant Dink’in öldürülmesinin ardından “Ya sev ya terk et” yazılı afişler astırmış,rahip Santoro cinayetinin ardından ise “Müslüman mahallesinde salyongoz satılmaz” demişti. Susurluk kazasında ölen eski ülkücü Abdullah Çatlı ile yakın ilişkileri olduğu iddia edilen Aslan, belediye başkanlığı için Alevi bir adaya karşı yarışırken, “Alevi başkanın kıydığı nikâh geçerli mi” imzalı bildiriler dağıtılmıştı.

CHP’nin Hatay Büyükşehir Belediye başkanlığı için 3 kez ANAP, 2 kez de DYP’den İskenderun Belediye Başkanlığı yapan Mete Aslan’ı aday göstereceği iddiası kentte büyük rahatsızlık yarattı. Susurluk kazasında ölen eski ülkücü Abdullah Çatlı ile yakın ilişkileri olduğu iddia edilen Aslan, İskenderun Belediye Başkanlığı seçimlerinde karşısındaki Alevi başkan adayları Ali Şepşül ve Gazanfer Dik’e karşı yarışırken, “Alevi başkanın kıydığı nikâh geçerli mi” yazılı bildiriler dağıtılmış, Aslan’ın görev yaptığı 14 yılda 2 gazete sahibi bıçaklanmış, CHP ilçe başkanı yumruklu saldırıya uğramış, SHP’nin ilçe başkanlığı kurşunlanmıştı. Aslan, ihale yolsuzluğu ve belgede tahribat suçlarından da yargılanmıştı. 2004 seçimlerinde CHP’nin İskerun Belediye meclisinde 14 sandalye alması üzerine ise Aslan, “14 belediye meclis üyesi aldınız diye, beni tehdit mi ediyorsunuz? Çok konuşanın dilinin koparır, kıyma yapar ve ona yedirtirim” demişti. İskenderun CHP İlçe Sekreteri Jorj Basus, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na bir mektup yazarak, “Dink cinayetinin ardından bu kentte ‘Ya sev ya terk et’ diye bilbordlara afişler asan, Trabzon’da öldürülen rahip Santoro’nun arkasından ‘Müslüman mahallesinde salyangoz satılmaz’ açıklaması yapan faşist bir anlayışa sahip bu şahsın adının CHP ile geçmesi bile bizim için utanç kanağıdır” ifadelerini kullandı.

Partililer Ankara’yı faks yağmuruna tuttu

CHP İskenderun İlçe Başkanlığı’nda toplanan bir grup partili ise Aslan’ı istemediklerine dair imza topladı. Parti üyesi Ali Rıza Toprak, “Bırakın onun partimizden aday olmasını, isminin partimizde anılmasına dahi tahammülümüz yok. Mete Aslan’ı partimizden aday göstermek için uğraşan partilileri de ayıplıyorum. Genel başkanımızı sürekli rahatsız edeceğiz. O CHP adayı olamaz, olamayacak” dedi. CHP İskenderun İlçe Başkanı Süleyman Uyar da partilileri Aslan’a karşı genel merkezi faks yağmuruna tutmaya çağırdı. Uyar, “Bir hafta öncede yöneticilerimiz ile Ankara’da komisyonla görüştük. Mete Aslan’ın isminin geçtiğini, bu kişinin atanması halinde sıkıntı yaratacağını, 15 sene boyunca partililerimize yaptığı eziyet ve baskıları anlattık. Genel Başkan Yardımcısı Adnan Keskin, böyle bir talebin olmadığını söyledi. Ama geçen bir haftalık zaman içerisinde ne oldu onu bilmiyoruz” dedi.

CHP’lilere kan kusturdu!

Hatay İl Kadın Kolları Başkan Yardımcısı Nilgün Selçuk ise “15 yıl boyunca CHP’lilere kan kusturan, hakaret eden, dikta rejmini İskenderun’da yaşatan, CHP’lileri canından bezdiren, aç, işsiz bırakan ırkçı yaklaşımlarıyla ‘Ya sev, ya terk et’ diyerek İskenderun’u karartan zihniyetin karşısındayız. Ruhumuzu inciten, sol yanımızı acıtan bu adaya hep birlikte karşı durup ‘hayır’ diyoruz” ifadesini kullandı.

Alevilerden tepki

Alevi Kültür Dernekleri İskenderun Şube Başkanı Kemal Soysüren ve Hacı Bektaşı Veli Anadolu Kültür Vakfı İskenderun Şube Başkanı Düzgün Argun da Aslan’ın Alevilere karşı önyargılı olduğunu belirterek, “Cemevi talebimizi her defasında değişik mazeretlerle reddetmiştir. Bu da Alevi toplumuna bakış açısının en önemli göstergesidir. Bir toplumun kültürü ve inancı en az su ve ekmek kadar kutsaldır. Nasıl bir belediye başkanı görmek istersiniz diye sorarsanız, yerel yönetici olacak adayların, toplumların kültürüne, inançlarına, dillerine ve renklerine bakış açısının eşit mesafede olan bir aday herkesin talebi olmalıdır. Özellikle farklı kültür ve inançların yaşadığı Hatay’da bu önemlidir” dedi.

(Cumhuriyet)

Mete Aslan'dan konuyla ilgili basın açıklaması


Son günlerde, Cumhuriyet Gazetesi kaynaklı çıkan haberlerde şahsımı hedef alan
suçlamalarda bulunulduğundan kamuoyunu aydınlatma ihtiyacı hissetmiş bulunmaktayım.
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, Belediye Başkanlığı görevini aralıksız 15 yıl
yaptığım İskenderun ilçesinde hiçbir ayrımcı anlayış içerisine girmedim. Aslen Hatay’ın
Samandağ ilçesi doğumlu olduğumdan ve Hatay’da tüm medeniyetler ile din ve mezhep
kardeşliği terbiyesi alındığından, iddia edildiği gibi bir ayrımcılığa girdiğimin iddia edilmesi
Hatay’lı lıkla bağdaşmaz. Kaldı ki Alevisiyle,Sünnisi ile Katoliki ile Ortodoksu ile Protestanı
ile, Ermenisi ile Kürdü ve Türkü ve Arabı ile tüm İskenderun halkı beni 3 dönem üst üste
İskenderun Belediye Başkanlığı makamına taşımıştır.

Yine şunu söylemem gerekir ki, bugün Hatay’da yaşayan tüm vatandaşlar
kendi şehirleri için hep İskenderun’u ve İskenderun’un 15 yıl belediye başkanlığını yapmış
Mete Aslan gibi birisinin belediye başkanı olmasını talep etmektedirler. Böyle olmasına
rağmen ben, Hatay Büyükşehir Belediye Başkanlığı Aday Adaylığı için CHP Genel merkezine
müracaat etmedim. Ancak CHP içinde benim büyük şehir adayı olmam için gönül veren
sevgili dostlarım da bulunmaktadır. İnsanların gönüllerine girmeyi zorla yapamadığınız gibi
gönüllerinden çıkmayı da zorla yapamazsınız. Nitekim Cumhuriyet gazetesin kaynaklı
haberlerdeki “CHP İskenderun İlçe Örgütündeki bir takım isimlerin, şahsıma ve adıma karşı
gönül dışı davranış içinde olmaları, CHP Genel Merkezine iletişim yolları ile veya bizzat
ulaşıp, beni aday olarak görmek istemediklerini belirtmeleri en güzel demokratik bir hareket
olup, zorla gönüllerine girmem de söz konusu olamaz.

Ancak şu hususu da belirtmem gerekir ki, 1994 yılında yaklaşık 30 yıllık CHP
belediye başkanından devir aldığım İskenderun Belediye Başkanlığı görevimde, liyakat
kurallarına dikkat ederek ve partizanlık yapmadan kadrolarda devamlılık sağladım. Bunun en
basit örneği de CHP den devir aldığım Belediye Başkanlığının tüm Müdür kadroları benden
önceki Başkanlar tarafından atanmış olmasına rağmen 15 yıl bu arkadaşlarımla devam ettim.
Bahsettiğim gibi liyakat esasına dayanan bu süreçte hak etmeyen oldu ise onların da
gözünün yaşına bakmadım. Bu bana milletim bir emaneti olup Şehr-i Emin lik görevime asla
ihanet etmedim, ettirmedim.

Bana atfen söylendiğini iddia
ettikleri “alevi başkanın kıydığı nikah geçerli mi?” tümcesi tarafıma ait bir söylem değildir.
Bırakın nikah kıymayı Hatay’daki tüm Alevi dostlarım, kendi düğünlerinde gelinin veya
damadın nikah şahidi olmam için bir çok istekte bulunmuşlar ve zaman müsaitliği
çerçevesinde bu şahitlikleri yapmışımdır. Bunun ispatı da Hatay’daki bir çok Belediyenin
kayıtlarında saklıdır.

Benim dönemimde 2 gazetecinin
bıçaklandığı, CHP ilçe başkanının yumruklu saldırıya uğradığı, SHP ilçe Başkanlığının
kurşunlandığı yönünde ve benim yaptığım veya yaptırdığım imasına gelecek yorum
bulunmaktadır. Bütün bunların bana mal edilmesi bu hususta hakkımda şikayetçi olması,
şikayet neticesinde soruşturma açılması, soruşturma neticesinde ceza davası açılması ve
ceza davası neticesinde bu suçlardan mahkum olmamı gerektirir. Ancak bırakın usulü son
mahkumiyet kararını hakkımda soruşturma bile bulunmamaktadır. Bu sıralama ile gidilmediği
takdirde, Belediye Başkanlığı yaptığım 15 yıl içerisinde İskenderun Cumhuriyet Savcılığına
intikal etmiş veya etmemiş yaklaşık 25.000. vakadan beni sorumlu tutmak içten bile
olmayacaktır.

Hakkımda açılmış ihale yolsuzluğu ve belgede tahribat davaları iddiası ise
gülünçtür. Bu tür dava varsa bunların da belgelerle ortaya konulmasını özellikle rica
etmekteyim. 15 yıl Belediye başkanlığı yaptıktan sonra yeni seçilen Başkan elinin altında
olan tüm evrakları Cumhuriyet Savcılığı’na göndererek suç duyurusunda bulunmamıştır.
Halen AKP iktidarı varsa tüm yolsuzluklarımı ortaya döküp hakkımda soruşturma açmamıştır.
Hakkımda açılan tek dava vardır o da tüm belediyeler birliğinin birlikte karar verdiği, çöp
işinin toplanma ve toplanma neticesinde enerjiye çevrilmesi ihalelerinin tek seferde
yapılmasına ilişkindir ki, Sayıştay bu hususta onay vermiş ve bizi haklı bulmuştur.
Sayın Corç Basus yıllarca Belediye Meclis üyeliği yapmış bir arkadaşımızdır.
Beni aday olarak istememesine saygı ile bakarım. Ancak benim “ya sev ya terk et” tümcemi
Hırant Dink’in öldürülmesine bağlamasını ve bu konuda CHP Genel Merkezine yazdığını
beyan ettiği mektubunda yer vermesi bu zatın ya tarih bilmediğini ya da kötü niyetli olduğunu
göstermektedir. Yıllarca İskenderun menfaatine olan yaptırımları dahi salt ben başka bir
partiden seçilmiş Belediye Başkanı olduğum için aksa kara diyen bu zihniyet şimdi de yine
gerçekleri karalamaya çalışmaktadırlar.

Sn. Corç Basus ve onun gibi düşünen ayrımcı zihniyetle kısa bir tarih
yolculuğu yapacak olursak;
Rahmetli Hırant Dink’in öldürülme tarihinin 19.Ocak.2007 olduğunu
göreceklerdir. Benim ise “Ya sev ya terk et” cümlesini söylediğim tarih ise bundan yaklaşık 2
yıl sonra Aralık 2008 dir. Aralık 2008 de iki polisimizin Denizciler karayolları gişesi yakınında
PKK katillerince şehit edilmesi üzerine bu söz söylenmiştir. Bunu dahi karıştırmaları
manidardır. Bu arada Hırant Dink’in katli ve iki polisimizin şehit edilmesini tekrar kınıyor ve
kendilerini rahmetle anıyorum. Ölüler üzerinden politika yapmalarının da kendilerine bir yarar
sağlamayacağını bir kez daha hatırlatıyorum.
“Müslüman mahallesinde salyangoz satılmaz” tümcesi tarafımdan
söylenmiştir. Ancak bu tümce rahip Santoro’nun öldürülmesinin haklı gösterilmesi çabası ile
söylenmemiştir. Bir kişinin ve özellikle bir din adamının öldürülmesi kabul edilemez. Biz
Müslümanlar olarak Allah’ın indirdiği kitaplara ve onun peygamberlerine inanç ve saygı
duymaktayız. Bu nedenle benim bu olayı hoşgörü içinde düşünmem önce benim vicdanımı
ve inançlarımı yıkar. Bilindiği üzere “Müslüman mahallesinde salyangoz satılmaz” bir
deyimdir. Bu deyim alakası olmayan yerlerde alakasız yapılan işler için söylenir. Katolik
mezhebine ait cemaat olmayan Trabzon’da Katolik din adamının bulunmasının anlatılması
için kullandığım bir deyimdir. Bu deyimin rahmetlinin öldürülmesi ile alakası bulunmamakta
olup, bu cinayeti de zamanında kınamış bulunmaktayım. Buradan rahip Santoro’yu da
rahmetle anıyorum.


Benim Susurluk kazasında ölen
Abdullah Çatlı ile ilişkili olduğum yazmaktadır. Abdullah Çatlı’yı hayatımın hiçbir evresinde
görmedim ve tanışmadım. Görmediğimin ve tanışmadığımın yanı sıra hiçbir şekilde, siyasi,
sosyal, sosyolojik, ticari v.b. ilişkide de bulunmadım.
Son olarak, Alevi Kültür Derneklerine zorluk çıkardığıma ilişkin iddialara
gelince, Belediyelerin her hangi bir STK bağışta bulunması, yer tahsis etmesi mevzuata
uygun değildir. Alevi Kültür Derneği temsilcisi arkadaşlarım benden belediyeye ait arazi,arsa
tahsis etmem için ricada bulundular.Mevzuata uygun olmadığını söyledim. Ben mevzuata
göre Cem Evi,Cami,Kilise gibi dini mabetlere yer tahsisinde bulunamam dedim. Çıkardığımı
iddia ettikleri zorluk budur. Bu arkadaşlarıma yer vermediğim gibi camiye de vermedim,
kiliseye de vermedim. Çünkü, Belediye Başkanı olduğum 15 yılda hiçbir zaman yasaların
arkasından dolanmadım, aksine yasaların emrettiğini uyguladım. Bununla da gurur duydum
ve duymaktayım. Bugün, kendi talebim olmamasına rağmen halen adım çerçevesinde
talepler oluyorsa ve bu da AKP dışında özellikle CHP, MHP ve diğer partililer tarafından yani
halk tarafından yüksek olarak seslendiriliyorsa bu benim için tarihe yazacağım ve gelecek
nesile miras olarak bırakacağım bir şeref madalyasıdır.
Tüm kamuoyuna saygılarımı sunarım.
METEASLAN

Doğa yürüyüşünde rahatsızlanan kişiyi JAK timi kurtardıBursa'da arkadaşı N.C.B. ile ormanlık alanda yürüyüş yaptığı sırada tansiyonunun yükselmesi nedeniyle rahatsızlanan E.B., Jandarma Arama Kurtarma (JAK) ekipleri tarafından kurtarıldı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber