Prof. Dr. Akaydın'dan kurbağalı yorum

Prof. Dr. Akaydın, Gül tarafından atanmamasına, kurbağa hikayesiyle yorum getirdi.

AKDENİZ Üniversitesi Senatosu'na veda toplantısı düzenleyen eski rektör Prof. Dr. Mustafa Akaydın, ilk sırada olmasına rağmen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından atanmamasına, anlattığı kurbağa hikayesiyle yorum getirdi.

Üniversitelerarası Kurul (ÜAK) eski Başkanı Prof. Dr. Mustafa Akaydın, 293 oy almasına rağmen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 207 oy alan ve ikinci sırada bulunan Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsrafil Kurtcephe'yi rektör olarak atandı. Dün yapılan atama kararından sonra Prof. Dr. Mustafa Akaydın, bugün senatoya veda toplantısı düzenledi. YÖK ve türban muhalefetiyle tanınan Prof. Dr. Akaydın veda etti. Rektörlük binasında toplantı yapıp senato üyeleriyle bir araya gelen Prof. Dr. Akaydın, veda konuşması yaptı. Konuşmanın ardından gazeteciler görüntü alınması için kısa süreliğine toplantı odasına alındı.

Gazeteciler salonda görüntü aldığı sırada Prof. Dr. Yavuz Tekelioğlu, Prof. Dr. Akaydın'a, “Türkiye nereye gidiyor hocam?” diye seslendi. Bu soru üzerine Prof. Dr. Akaydın, “Kurbağayı kaynar suya atarsan, zıplayıp hemen kaçarmış. Ama soğuk suya koyup da yavaş yavaş ısıtırsan, o zaman ayvayı yermiş, asla kaçıp kurtulamazmış” dedi.

AÇIKLAMAYI İPTAL ETTİ

Bu eleştiri üzerine senatoda bulunan öğretim üyeleri ve Prof. Dr. Akaydın kahkahalarla güldü.

Daha sonra gazeteciler odadan çıkarılırken Prof. Dr. Mustafa Akaydın, “Çıkışta açıklama yapacağım” dedi. Bir süre sonra senato salonundan alkışlar yükseldi. Gazetecilerin salondan ayrılmasının ardından senatoda duygusal anların yaşandığı belirtildi. Bazı öğretim üyelerinin ağladığını gören eski rektör Akaydın'ın da gözyaşlarını tutamadığı vurgulandı. Prof. Dr. Akaydın, gazetecilere yapacağını söylediği açıklamayı da bu duygusal anların ardından iptal etti.

Türbanın faturasını ödüyorum

Rektör atamalarının ardından ilk tepki geldi. Eski rektör ve Üniversiteler Arası Kurul (ÜAK) Başkanı Prof. Dr. Mustafa Akaydın, “Laik Türkiye cumhuriyetinin kazanımlarını savunmam, bir kusur olarak görüldü. Türbanın faturasını ödüyorum” dedi.

Akdeniz Üniversitesi Rektörlük seçimlerinde 293 oy alan Rektör Prof.Dr. Mustafa Akaydın'ın ardından 207 oy alan Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. İsrafil Kurtcephe, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından Akdeniz Üniversitesi Rektörlüğü'ne getirildi.


KARAR İDEOLOJİK


Rektör olarak üzerine düşen herşeyi yaptığını belirten Prof.Dr. Mustafa Akaydın, “Atanmamam için mantıklı hiçbir neden yoktu. Cumhurbaşkanı Gül ideolojik bazı nedenlerle atamayı yapmamış” dedi.
En iyi özgeçmiş, en iyi bilimsel dosyanın kendisinin olduğunu anlatan Prof. Dr. Akaydın, “Tarafsız cumhurbaşkanı olsa, farklı bir karar çıkardı. 12 yıllık üst düzey üniversite yöneticiliğim var. Laik Türkiye cumhuriyetinin kazanımlarını savunmam, bir kusur olarak görüldü. Bu tavır rahatsız etmiş olabilir. Aynı durumda olsam, yine aynı şekilde davranırım. En ufak bir ayıbım yok. Yaptığım herşeyden gurur duyuyorum. Ben Atatürk çocuğuyum. Türbanın faturasını ödüyorum” diye konuştu.
Yeni rektöre son derece güzel bir üniversite bıraktıklarını kaydeden Prof.Dr. Akaydın, “Umarım yeni rektör bunun kıymetini bilir” dedi.

AÜ'DE DEVİR-TESLİM
Akdeniz Üniversitesi'nde rektörlük devir-teslim töreni yapıldı. Saat 16.55'de rektörlük binasına gelen yeni rektör Prof. Dr. İsrafil Kurtcephe, eski rektör Prof. Dr. Mustafa Akaydın'dan koltuğu devraldı. İkili gazetecilerin karşısına geçmeden önce, ortak bir görüş belirterek, “Biz sadece birbirimize çiçek vererek devir-teslim yapacağız. Açıklamalarımızı ise ayrı ayrı yapacağız” dedi. İlk olarak eski rektör Akaydın, Prof.Dr. Kurtcephe'ye çiçek vererek hayırlı olsun” dedi.
İkili bir süre gazetecilere poz verdikten sonra bu kez Prof. Dr. İsrafil Kurtcephe, eski rektör Akaydın'a sarı kırmızı renkli çiçek verdi. Prof.Dr. Akaydın, Prof. Dr. Kurtcephe'ye, “Hangi takımlısın?” diye sordu. “Galatasaray” yanıtını alan Prof.Dr. Akaydın, “Oh be bir Galatasaraylı rektör daha geldi. Buna çok sevindim” dedi. İkili bir süre Fenerbahçe'nin bu akşam oynayacağı Şampiyonlar Ligi ön eleme 2'nci tur maçı hakkında sohbet ettikten sonra gazeteciler odadan çıkartıldı.
İkili yaklaşık 30 dakika baş başa görüştükten sonra Prof. Dr. Mustafa Akaydın, toplantı odasına gelerek kendisini bekleyen gazetecilere açıklama yaptı. Prof. Dr. Akaydın içeri girer girmez kendisini bekleyen kalabalık gazetecilerle sohbet edip, “Şu üniversiteyi bu kadar medyatik hale getirdim diye ne kadar övünsem azdır” dedi.

YAKIŞIKLI BİR REKTÖRÜM
Prof. Dr. Akaydın gazetecilere yaptığı açıklamada, “Arkadaşlar rektörünüz olarak bu kadar büyük basın ordusu önüne Antalya'da galiba 1-2 kere çıktım. Son olarak Üniversiteler Arası Kurul Başkanı olarak 1 Şubat toplantısı vardı. Yani öyle bir basın ordusu bir daha görmek istemem” dedi. Eski rektör, “Ben yakışıklı bir rektör olarak tanınıyorum. Arkadaşlar, yeni rektörlü biraz önce yarım saate kadar yakın hoş bir sohbet yaptık. Eski- yeni rektör gibi değil ağabey- kardeş gibi. İsrafil Kurtcephe'yi 9 yıldır tanıyorum. Beraber Atatürk ilkeleri ve Uygulama Araştırmaları Merkez müdürüyken tanıştım. Bakın çok önemli bir merkez adı telaffuz ediyorum. Ben de ondan sorumlu rektör yardımcısı olarak çalıştım. Üniversiteyi bugün getirdiğimiz çizgide, onun da benim kadar olmasa bile katkısı vardır. Benim şöyle bir düşüncem daha var. Akdeniz Üniversitesi Cumhuriyetin en güzel kazanımlarından biridir. Cumhuriyetin başına yetişememiştir, ama cumhuriyetin sonunu çok iyi kucaklamıştır. Son 26 yıl çok sağlam bir kaledir ve sayın Kurtcephe'nin de bu kaleye çok iyi bir şekilde sahip çıkacağına inanıyorum. Bu kaleyi de kimsenin kolay kolay yıkamayacağını düşünüyorum. Antalya da farklı bir kent, Akdeniz Üniversitesi de farklı bir Üniversite. Kimsenin bundan en ufak bir kuşkusu olmasın” diye konuştu.

‘YÖK BENİ ŞAŞIRTTI’
Gazetecilerin, “Seçimlerde en çok oyu aldınız ama rektör olarak atanmadınız, bunu neye bağlıyorsunuz” sorusuna Prof.Dr. Akaydın, şöyle yanıt verdi:
“Şimdi bu çok uzun cevap verilebilecek birşey. Önce şöyle söyleyeyim, Akdeniz Üniversitesi'ndeki seçimlerde birinci sırada çıktım. YÖK de biraz şaşırttı beni ama birinci sırada gönderdi. Ama biliyorsunuz, bu 3 aşamalı bir seçim. Sayın Cumhurbaşkanı seçimini benim aleyhime kullanmıştır. Bundan dolayı hiçbir kimseye ve kuruma kişisel bir kırgınlığım yoktur. Eğer sorunuzun ardında yatan neden atanmadığınızı düşünüyorsanız ise, genellikle basın mensupları böyle soruyor. Çok net, bu bir seçimdir. Ama komik bir seçimdir. 1992'de çıkan bir yasaya dayalıdır. Dolayısıyla sanki öğretim üyesi iradesi varmış gibidir. Ama yok olmuştur. Bunu bugün için söylemiyorum. 1992'den bu yana olan bütün rektör seçimlerinde bu komedi yaşanmıştır. Bu bir Türkiye Cumhuriyeti ayıbıdır. Bunun düzeltilmesi lazımdır. Çünkü, demokrat olduğunu iddia eden insanlar gerçekten demokratlarsa, eğitilmişliğin en üst düzeyinde olan öğretim üyelerinin istencine bağlı bir seçim sonucuna herkesin uyması gerekir. Bu lafı bugün için söylemiyorum. 4 sene için de aynısı geçerli. 12 sene için de aynısı geçerli. 1992'ye kadar gidersek bu söylemim aynen geçerlidir. Gençlik yıllarında seçime çok saygı duyan bir insandım ama yaşadıklarımdan sonra bu saygımı giderek yitirmeye başladım.”

‘YANIT CUMHURBAŞKANINDA’
Türkiye'de bir süre önce çok komik bir tartışma yaşandığını kaydeden Prof.Dr. Akaydın, ‘Dağdaki çobanla benim oyum bir olacak mı?’ diye bir tartışma vardı. Tabii ki bir olacak. Dağdaki çoban saygı duyulacak bir insandır ama bir profesörle de bir olacak. Bir profesör oyu kullanıyorsa bu oya eğer açıklayabilecekleri özel bir gerekçe yoksa saygı duyacaktır. Benim atanmamam için özel bir gerekçe olduğunu zannetmiyorum. Bu sorunun cevabını vermesi gereken tek kişi vardır, o da Sayın Cumhurbaşkanı” diye konuştu.

TANRISAL MİSYON
Türkiye Cumhuriyeti'nin ülküsü ve temel kazanımları doğrultusunda Üniversiteler Arası Kurul başkanı olarak bir misyon yürüttüğünü kaydeden Prof.Dr. Akaydın, “Bu misyon tanrısal olarak bana geldi, tesadüfi görev. Çünkü bunu iyi bir şekilde yürüttüğüme inanıyorum. Olaki benim yürüttüğüm bu misyondan rahatsız olan siyasi ve politik çevreler, olaki en üst makama atanmış bir kişi, ki her kimse, henüz siyasi geçmişinden arınmamış olsa gerek ki, kendisini soyutlamamış olsa gerek ki, takdirini böyle kullanmıştır” dedi.

‘HAKETMEDİĞİM SUÇLAMALAR’
Son bir hafta içinde 3 tane basın organında hiç haketmediğini söylediği birtakım suçlamalara maruz kaldığını kaydeden Prof.Dr. Akaydın, "Çok moda olan suçlamalar bunlar, Ergenekon gibi suçlamalar. Benim darbe girişimi gibi şunla bunla bir ilişkim yoktur. Ergenekon atalarımdan gelen çok da gurur duyduğum bir coğrafyadır. Her ne kadar neresi olduğu bilinmese de, Ergenekon'u bu kadar seviyorum. Her Türk vatandaşı kadar. Ama bunun dışında benim Ergenekon'la ilişkim yoktur arkadaşlar. O belki hepiniz duydunuz, iddianamede adı geçen Mustafa Akaydın'ın o insanlarla hiçbir şekilde ilişkisi olmamıştır. Bu şekliyle Mustafa diye geçen ismin soyadı, Akaydın olmayan ilgili basın bana yakıştırmıştır bunu. Sayın Cumhurbaşkanının tasarrufunu ömür boyunca Cumhuriyet Madalyası olarak, bakın TBMM Madalyası veriliyor insanlara, ben öyle demiyorum. Cumhuriyet Madalyası olarak yakamda büyük bir gururla taşıyacağım. Onun için ben bugün son derece mutluyum, gururluyum" diye konuştu. 

‘TÜRBAN KONUSUNDA GEREĞİNİ YAPTIM’
Prof.Dr. Akaydın, “Gerek türban konusuyla ilgili duruşunuz, gerek geçen aylarda üniversite yerleşkesi içerisinde yaşanan olaylar sizin tekrar atanmamınızın nedeni olabilir mi” sorusuna ise  “Öyle bir soru sordunuz ki nasıl cevap vereceğimi bilmiyorum. Eğer benim üniversite yerleşkemde yaşanan olaylar yüzünden atanmadıysam, olaylar üniversitemle değil, yurtla alakalıdır. Bu yüzden Milli Eğitim Bakanı görevden alınmalıdır. Olaylar sırasında burada polisler vardır, onlara rağmen bu olaylar olduysa bundan sorumlu kişi validir. Vali hakkında soruşturma açılmalıdır” diye yanıt verdi. Prof.Dr. Akaydın, “Türban konusunda ise ben gerekeni yaptım. Yasalar ne söylüyorsa onların gereğini yerine getirdim. Ben yanlış bir şey yapmadım. Hatta hukuk, Üniversiteler Arası Kurul, ben ve benim gibi düşünen rektörlerin haklı olduğunu söyledi YÖK suç işlemektedir dedi. Rektörler susturulmaya çalışılıyor. Rektörlerin susturulması üniversite öğretim üyelerinin susması demektir. Öğretim üyeleri susarsa ülkenin aydınları da konuşamaz” dedi. Gazetecilerle de vedalaşan Akaydın, yardımcılarıyla birlikte ayrıldı.

‘AÜ'DE YENİ BİR SAYFA’
Daha sonra gazeteciler yeni rektörün makamına giderek açıklama aldı. "Bugün Akdeniz Üniversitesi'nde yeni bir sayfa açılıyor. Beyaz bir sayfa. Yaklaşık 20 yıldır süren Tıp Fakültesi'nden rektör seçilme geleneği bozuldu. İlk defa bir sosyal bilimci olarak ben bu koltuğa oturuyorum. Akdeniz Üniversitesi artık Türkiye'nin olgunluğa erişmiş üniversitelerinden biridir” sözleriyle konuşmasına başlayan Prof. Dr. İsrafil Kurtcephe, Akdeniz Üniversitesi'ne hizmet eden tüm rektörlere teşekkür etti.
Rektörlük koltuğuna oturan Prof. Dr. Kurtcephe, “Akdeniz Üniversitesi bugün bulunduğu nokta itibariyle önemli bir yerde. Ama hiçbir zaman bulunduğu nokta bizi tatmin etmemektedir. Ben tarih profesörü olarak şunu biliyorum ki, tarihte bilime, bilim kuruluşlarına ve bilim insanlarına önem veren her toplum zirveyi yakalamıştır. Bizim de hedefimiz budur. Ben Akdeniz Üniversitesi'ni hatırı sayılır bir dünya üniversitesi haline getirmeyi hedefliyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile lise arkadaşı olduğu yönündeki haberlerin hatırlatılması üzerine Prof. Dr. Kurtcephe, “Sayın Cumhurbaşkanı şu an Çankaya'ya ben ise seçimlere girip rektör adayı olmasaydım birbirimizi hiç tanımayacaktık. Ben 1948 doğumluyum ve bugüne kadar hiç yüz yüze gelmedim kendisiyle” dedi.

‘REKTÖRLÜĞÜ BEKLİYORDUM’
Prof. Dr. Kurtcephe, gazetecilerin Rektör olarak atanmayı bekliyor muydunuz?’ sorusuna, ‘Tabii ki bekliyorduk’ yanıtını verdi. Prof. Dr. Kurtcephe, “10 yıldır ilk rektörümüz haricinde atanan tüm rektörlerimiz tıp fakültesindendir. Bir değişime ihtiyaç duyulmaktadır. Ben oyların yüzde 32'sini aldım, aldığım oyların birçoğu 20 yıldır rektör çıkartmış ve sorunları olduğu bilinen tıp fakültesindendir” dedi.

İki kadını başına vurarak bayıltan adam, cani çıktıAntalya'nın Kumluca ilçesinde, 6 gün önce, adres sorma bahanesiyle yanına yaklaştığı Zeynep Çıldır'ı (91) evin arka tarafındaki kümese götürüp, kafasına çekiçle vurduktan sonra gasbeden ve olay yerinden kaçan Ali Aslan (51), polis ekiplerince yakalandı. Aslan'ın, küçük yaştaki çocuğa tecavüz edip öldürmek suçundan 23 yıl hapis yattığı ve olaydan önce Kepez ilçesinde bir kadını daha sert cisimle kafasına vurup, gasbettiği ortaya çıktı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber