Son dakika... Erdoğan'dan Afrin mesajı! 'Gerekli cevabı vereceğiz'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, G20 Zirvesi'nin kapanışında yaptığı konuşmada "Sınırlarımızın hemen yanı başında terör örgütlerinin desteklenmesi, silahlandırılması, bölgede terör adacıkları oluşturulmasına kesinlikle sessiz ve tepkisiz kalmayacağız. Ülke güvenliğimizi tehdit eden oluşumlara karşı meşru müdafaa hakkımızı kullanmakta tereddüt göstermeyeceğiz. Kuzey Suriye'de bir sözde bir Kürt devletine müsaade etmeyiz. PYD tehdidine müsaade etmeyiz. Afrin bizim için tehdittir, gerekli cevabı vereceğiz" dedi.

Son dakika... Erdoğan'dan Afrin mesajı! 'Gerekli cevabı vereceğiz'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hamburg Messe Konferans Merkezi'nde düzenlenen "G20 Liderler Zirvesi"nin kapanış oturumu öncesinde bir basın toplantısı düzenledi.

G20 zirvelerinin 12'ncisinin bu yıl Almanya'nın Hamburg şehrinde gerçekleştirildiğini belirten Erdoğan, G20 ülkeleri olarak kapsamlı bir gündemle çalışmalara bu zirvede de devam edildiğini ifade etti.

Erdoğan, küresel ekonomik koordinasyonun sağlanması için geniş istişarelerde bulunduklarını aktarırken, karşı karşıya bulunulan riskleri bertaraf etmek ve ekonomilerin dayanıklılıklarını artırmak için politika tekliflerinin masaya yatırıldığını bildirdi.

Mevcut küresel ekonomik görünüme bakıldığında, 2008 krizinin büyüme üzerindeki olumsuz etkilerinin azaldığı bir döneme girildiğine işaret eden Erdoğan, bunda dünya ticaretinde ve yatırımlarda gözlenen iyileşme eğiliminin önemli bir rol oynadığını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun yanı sıra ekonomik ve siyasi gelişmelerden kaynaklanan aşağı yönlü risklerin küresel ekonomik istikrarı tehlikeye attığı konusunda üye ülkeler olarak hemfikir olunduğunu aktardı.

"Para ve maliye politikalarında gereken adımların atılması noktasında mutabık kalındı"

Küresel ekonominin gelecekte güçlü, sürdürülebilir, dengeli ve kapsayıcı olabilmesi için para ve maliye politikalarında gereken adımların atılması noktasında mutabık kalındığını bildiren Erdoğan, ayrıca yapısal reformların uygulama iradesini devam ettireceklerini vurguladıklarını belirtti.

Erdoğan, "Şayet kararlı olursak 2014 yılında ilan ettiğimiz yüzde 2'lik ilave büyüme hedefimize 2018 yılında değilse bile, 2020 sonrasında erişebileceğimize inanıyoruz." dedi.

Toplantı gündeminin önemli konu başlıklarından birinin de finans sektörü olduğuna değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, G20 olarak finans sektörünün krizlere karşı dayanıklılığını artırmak amacıyla kat edilen mesafeyi de değerlendirdiklerini aktardı.

Erdoğan, zirvede uluslararası finanasal mimariyi de masaya yatırdıklarını belirterek, "Bu kapsamda kürsel finansal güvenlik ağlarını daha etkili ve esnek hale getirmek için elimizden geleni yapma konusunda görüş birliğine vardık. Özellikle güçlü kota tabanlı, yeterli finansal kaynağı ve daha etkili borç verme araçlarına sahip bir IMF yapısının tesisi konusundaki çalışmalara desteğimizi belirttik." diye konuştu.

"Özel gündemle terörle mücadeleyi müzakere ettik"

Geçen bir yılda tüm dünyayı derinden sarsan terör saldırılarına şahitlik ettiklerine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sebeple zirvenin en önemli konularından birinin de terörle mücadele olduğunu vurguladı.

Erdoğan, özel gündemle terörle mücadelenin müzakere ettiklerini aktararak, Türkiye olarak Antalya Zirvesi'nde ortaya koydukları kararlılık ve mücadele ruhuna dikkat çektiklerini bildirdi.

Buna karşılık terör örgütlerinin saldırılarını etkisiz hale getirmede başarılı olunamadığını, hiçbir ülke ve bölgenin bu tehlikeden uzak bulunmadığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Küreselleşen terör tehdidiyle mücadelenin, terör örgütleri karşısında ilkeli, tutarlı ve kararlı bir duruş sergilenmesinden geçtiğini de vurguladık. Terör örgütlerine karşı çifte standardı bırakmadan, uluslararası iş birliği ve dayanışmayı sağlamadan bu konuda mesafe katedemeyeceğimizin altını çizdik. Teröre finansman sağlayan hususlarla mücadelede BM, Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü ve Mali Eylem Görev Gücü tarafından yapılan çalışmaları da desteklediğimizi belirttik.

Bu çerçevede terörizmle mücadele eylem planına elimizden gelen desteği vereceğiz. Diğer ülkelerden de hem bu eylem planının desteklenmesi hem de terör karşısında ilkeli, tutarlı ve kararlı bir duruş sergilenmesi noktasında net bir tutum beklediğimizi tekrar ifade etmek istiyorum. Burada şu hususun altını çizmekte fayda görüyorum. Özellikle de G20 Zirvesi'nde Alman polisinin özellikle ortaya koyduğu fedakarlığı bir kenara koymak mümkün değil, Alman polis teşkilatına da göstermiş olduğu bu gayretleri sebebiyle özellikle teşekkür ediyorum."

"PKK ve uzantıları birçok Avrupa ülkesinde haraç toplayabiliyor"

Bugün Türkiye'nin DEAŞ'ından PKK'sına, FETÖ'sünden PYD'sine, DHKP-C'sine kadar dünyanın en canlı terör örgütleriyle yoğun bir mücadele yürüttüğünü anlatan Erdoğan, değerlendirmelerine şöyle devam etti:

"Çoğu zaman ülkemiz kendi vatandaşları yanında tüm dünyanın huzur ve güvenliği için yürüttüğü bu mücadeleyi tek başına sürdürmek zorunda kalıyor. PKK terör örgütü ve uzantıları, birçok Avrupa ülkesinde her yıl on milyonlarca avro haraç toplayabiliyor. Daha da vahimi ülkemizde cinayet işlemiş, terör eyleminde bulunmuş, masum insanların kanını dökmüş şahısların himaye edildiğini, korunup kollandığını ne yazık ki görüyoruz. Bunun en somut, en acı örneğini maalesef ülkemizden kaçan FETÖ'cü teröristler konusunda yaşıyoruz.

Geçen yıl 15 Temmuz gecesi ülkemizde kanlı bir darbe teşebbüsünde bulunan ve 250 vatandaşımızı hunharca şehit eden, 2 bin 193 vatandaşımızı da yaralayan terör örgütünün militanları, Batı ülkelerini kendilerine güvenli liman olarak görüyorlar. Bu tablonun, özellikle 15 Temmuz gecesi demokrasiye canı pahasına sahip çıkan milletimizi rahatsız ettiğini, daha da ötesi rencide ettiğini özellikle belirtmek isterim. Buradaki toplantı ve görüşmelerimizde teröristlere cesaret veren bu tavrın yanlışlığına bir kez daha dikkat çektik."

"Bölgede terör adacıkları oluşturulmasına kesinlikle sessiz ve tepkisiz kalmayacağız"

"Türkiye olarak şu gerçeğin bilinmesini arzu ediyoruz: Sınırlarımızın hemen yanı başında terör örgütlerinin desteklenmesi, silahlandırılması, bölgede terör adacıkları oluşturulmasına kesinlikle sessiz ve tepkisiz kalmayacağız." diyen Erdoğan, Türkiye'nin ülke güvenliğini tehdit eden oluşumlara karşı meşru müdafaa hakkını kullanmakta tereddüt göstermeyeceğini vurguladı.

Erdoğan, şöyle devam etti:

"Terör örgütlerine verilen silahları topraklarımızda yapılan eylemlerde ele geçiyor olmamız sorunun şimdiden mevcut sınırlarının dışına taşmaya başladığına işaret etmektedir. Dün bölgede dağıtılan ve bugün namlusu bize yöneltilen silahların yarın dünyanın başka yerlerindeki eylemlerde kullanılmayacağının garantisi yoktur. Dilerim bu toplantı terörün dini, dili ve ırkı olmaksızın hepimizi hedef aldığının kabul edilmesi bakımından bir kırılma noktası olur. Yine ümit ederim ki yeni acılar yaşanmadan terörü ve terörizmin finansmanını engellemede başarıya ulaşabiliriz."

Mültecilere ilişkin konuları görüştükleri oturumda Türkiye'nin bu alandaki çabalarını ifade etme imkanı bulduklarını belirten Erdoğan, Türkiye'nin, açık kapı politikasını Suriye krizinin ilk günlerinde devreye soktuğunu ve kararlılıkla uygulamaya devam ettiğini söyledi. Erdoğan, "Zor duruma düşen kardeşlerimizin ihtiyaçlarını karşılama yanında, onların kendi ayakları üzerinde durabilmelerini temin için altyapı oluşturmaya başladığımızı da ifade ettik." dedi.

Şu ana kadar 3 milyonu aşkın Suriyelinin Türkiye'de misafir edildiğine ve yapılan harcamanın 30 milyar dolara ulaştığına dikkati çeken Erdoğan, dünyanın hiçbir ülkesinin mültecilere böyle bir ev sahipliği yapmasının söz konusu olmadığının altını çizdi.

"Buyursunlar Kilis'e gelsinler

Yine yüzbinlerce Iraklının Türkiye'de misafir edildiğini anımsatan Erdoğan, şunları aktardı:

"Bütün bunları yaparken şu ana kadar bizlere AB'nin vermiş olduğu söz 3 artı 3 yani 6 milyar avrodur. Fakat bize şu ana kadar ulaşan sadece 800 milyon avrodur. Burada ifadeler, rakamlar, yalan yanlış saptırılıyor ve 'Bütün bunların projesi gelmedi' diyorlar. Proje uygulandı. Projenin nesi gelecek? Buyursunlar Kilis'e gelsinler, buyursunlar Gaziantep'e gelsinler, buyursunlar Mardin'e gelsinler. Oradaki konteynır kentleri gezdikleri zaman, oradaki çadır kentleri gezdikleri zaman, orada yaşayan bunca insanların bütün eğitim, sağlık... Bu tür ihtiyaçlarının nasıl giderildiğini bizzat yerinde görürler."

Zorla yerinden edilen insanlara sağlanan yardım ve hizmetlerin sürdürülebilir olması için uluslararası toplumun sorumluluk ve yük paylaşımının gerekli olduğunun altını özellikle çizdiğini ifade eder Erdoğan, mültecilerin yurt edinme haklarına saygı gösterilerek, kendilerine yeniden yerleştirme imkanının verilmesi konusunda diğer ülkelere sorumluluklarını hatırlattıklarını anlattı.

"Taahhüdün gerçekleşmesi için her türlü takibi yapacağız"

G20 bildirgesinde, "göçün kaynağı olan bölgelere yakın olanlar başta olmak üzere mülteci ve göçmenlerin ihtiyaçlarının karşılanmasına" yönelik taahhüt verildiğini vurgulayan Erdoğan, Türkiye olarak bu taahhüdün gerçekleşmesi için her türlü takibi ve yardımı yapmaya devam edeceklerini bildirdi.

G20 Antalya Zirvesi'nde tüm liderlere, hem Suriye kaynaklı göç dalgasının önlenebilmesi hem de bölgede yaşanan insani krizin çözümü için terörden arındırılmış güvenli bölgeler oluşturulması teklifini ilettiklerini anımsatan Erdoğan, prensipte herkesin olumlu bulduğuna ancak bu teklifin hayata geçirilememiş olmasının daha sonra Avrupa'yı etkileyen mülteci akınının en önemli sebebi olduğuna işaret etti.

Erdoğan, Türkiye'nin AB ile vardığı anlaşma kapsamında 3 milyonu aşkın Suriyeli ve yüzbinlerce Iraklıyı kendi topraklarında barındırarak düzensiz göç dalgasını karadan ve denizden kestiğini bildirdi.

Bir dönem her ay onbinlerce kişinin Avrupa'ya doğru "umut yolculuğu"na çıktığına ama artık Ege Denizi'ndeki mülteci trafiğinin neredeyse sıfıra düştüğüne işaret eden Erdoğan, buna karşılık AB'nin Türkiye'ye verdiği sözleri tutmadığını, aksine tam üyelik sürecini de çıkmaza sokacak menfi bir tavır içine girdiğini söyledi.

"AB'nin verdiği sözü tutmaması manidar"

AB'nin Türkiye'deki sığınmacıların yükünü paylaşmak üzere verdiği sözü tutmamasının manidar olduğunu vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi:

"Ne yazık ki Avrupalı dostlarımız milyonlarca masum insan için ölüm kalım meselesi olan bu konuya kayıtsız kalmayı sürdürmüşlerdir. Biz imkanlarımızı zorlayarak insani görevlerimizi eksiksiz olarak yerine getirmenin gayreti içinde olduk. Sığınmacılar için ülkemizde inşa ettiğimiz kampların dünyada örneği yoktur. Mültecileri gettolara, açık hava hapishanesine dönüştürülen adalara, yokluk ve açlığa mahkum etmedik, etmiyoruz. Bilakis onları insan onuruna yakışır geçici barınma merkezlerinde ve şehirlerimizde misafir ediyoruz. Ülkemizdeki mültecilerin eğitimden sağlık hizmetlerine, dil eğitiminden istihdamına kadar her türlü ihtiyacıyla ilgili çalışmaları yürütüyoruz. Bugüne kadar hükümet kurumları, belediyeler ve sivil toplum kuruluşlarımız aracılığıyla az önce de ifade ettiğim gibi 30 milyar dolara yakın yapmış olduğumuz harcama uluslararası toplumdan ciddi hiçbir destek görmemiştir. Bunun özellikle bilinmesini istiyorum."

100 binin üzerinde Suriyeli döndü

Erdoğan, Cerablus, Rai, Dabık ve El Bab bölgesinde Özgür Suriye Ordusu ile oluşturulan 2 bin kilometrekarelik bölgeye şu ana kadar 100 binin üzerinde Suriyelinin dönerek yerleştiğini de bildirdi.

Bunun bir benzeri olmadığını belirten Erdoğan, bir yıl önce DEAŞ'lı teröristlerin cirit attığı bu bölgelerin Suriyelilerin kendilerini emniyet içinde hissettiği yerlere dönüştüğünü ifade etti.

Erdoğan, şu ana kadar 3 bini aşkın DEAŞ'lının o bölgede etkisiz hale getirildiğini dile getirerek, şöyle konuştu:

"Sadece bu manzara dahi bizim 2 yıl önce gündeme getirdiğimiz terörden arındırılmış güvenli bölgeler teklifinin ne kadar isabetli olduğunu çok açık, net göstermektedir. Bu doğrultuda Suriye'nin ve Irak'ın toprak bütünlüklerine, etnik, dini ve kültürel yapılarına saygılı her adımı atacak ve destekleyeceğiz. Uluslararası toplumdan bizim de bu yöndeki girişimlerimize destek verilmesini bekliyoruz."

Katar krizi

Erdoğan, henüz bu bölgedeki terör sorunu ve insani krizler çözülememişken Körfez'de yeni sıkıntıların kapısının aralanmasını kesinlikle istemediklerini vurguladı.

Katar'a yönelik ithamları haksızlık olarak değerlendirdiklerinin ve yaptırımları da doğru bulmadıklarının altını çizen Erdoğan, şunları kaydetti:

"Dünyadaki her ülke gibi Katar'ın da egemenliğine saygı duyulmalıdır. Daha önce de ifade ettiğim gibi kardeş kavgasının kazananı olmaz. Türkiye'nin Körfez bölgesindeki bütün ülkelerle çok yakın dostluk ve kardeşlik bağları vardır. Körfez'deki bütün kardeşlerimizin güvenliği, huzuru ve istikrarı en az kendimizinki kadar önemlidir. Bunu tehlikeye atacak adımlardan imtina edilmelidir. Bu konuda bölgenin büyüğü olarak gördüğümüz Suudi Arabistan başta olmak üzere tüm ülkelerin en kısa sürede makul bir çözüm üzerinde anlaşmalarını arzu ediyoruz. Kışkırtmalara asla prim verilmemesini istiyoruz. Türkiye krizin ilk günlerinden itibaren hukukun, adaletin ve istikrarın tarafında yer almıştır. Başta şahsım olmak üzere krizin büyümemesi ve suhuletle çözülmesi için tüm diplomatik araçları kullandık. İnşallah bundan sonra da meselenin aklı selimle halledilmesi için elimizden geleni yapacağız.

En az gelişmiş ülkelerin kalkınması ve küresel sisteme entegre olmasının, Türkiye'nin, 2015 yılındaki G20 dönem başkanlığının ana önceliği olduğunu hatırlatan Erdoğan, Afrika ile iş birliğinin geliştirilmesi çabalarından duyduğu memnuniyeti ifade etti.

Türk firmalarının, Afrika'da en çok ihtiyaç duyulan alanlar arasındaki tarım, enerji ve ulaşım alt yapısı gibi sektörlere yönelmeleri konusunda teşvik edildiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Somali başta olmak üzere, kalkınma odaklı insani yardımlarla Afrikalılara destek verildiğini kaydetti.

Gelişmiş ülkelere, özellikle Somali, Güney Sudan, Etiyopya ve Kenya'yı etkileyen kuraklığa karşı harekete geçme çağrısında bulunan Erdoğan, "Milyonlarca insanın açlık ve kıtlıkla boğuştuğu, her gün ölümle burun buruna geldiği bu insanlık dramına kayıtsız kalmamalıyız. Türkiye, Kızılay, AFAD, TİKA gibi resmi kurumları yanında sivil toplum örgütleriyle sahadadır ve yaraların sarılması için elinden geleni yapmaktadır." diye konuştu.

2016 rakamlarına bakıldığında, ABD'nin 6.3, Türkiye'nin 6.2, İngiltere'nin ise 3 milyar dolar insani yardım ve kalkınma yardımı gerçekleştirdiğini aktaran Erdoğan, gayri safi milli hasılaya göre bakıldığında Türkiye'nin birinci sıraya çıktığına işaret etti.

Almanya dönem başkanlığındaki G-20 toplantısında, bu konuların yanı sıra iklim ve enerji konularının da görüşüldüğünü vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:

"İklim ve enerji ile alakalı olarak bu konuda da burada onu açıkça söylemek durumundayım, özellikle müzakerelerin yapıldığı dönemde imzayı attık fakat dönemin Fransa Cumhurbaşkanı Sayın Hollande'ın bize vermiş olduğu bir söz vardı. Bu söz, bizi gelişmiş ülkeler sınıfında değil, gelişmekte olan ülkeler sınıfında olduğumuz için oradaki mali yaptırımların karşılanacağı taahhüdünde bulundular. Bizler de dedik ki 'Eğer bu gerçekleştirilirse parlamentodan geçer, aksi takdirde bu, parlamentodan geçmez.' Nitekim şu anda henüz parlamentodan geçmemiştir, dolayısıyla Amerika'nın attığı bu adımdan sonra bizim de durduğumuz konum şu anda parlamentodan geçmemesi istikametindedir. Bunu da özellikle ifade etmek isterim."

Kıbrıs Konferansı'nın sonuçsuz kalması

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kıbrıs meselesinin, Akdeniz bölgesinin güvenliği, geleceği ve ekonomisi için kritik önemi olduğunu, Türkiye'nin, garantör ülke olarak Kıbrıs meselesinin, adil, kapsamlı ve sürdürülebilir şekilde çözüme kavuşturulması için büyük çaba gösterdiğini vurguladı.

Erdoğan, Kıbrıs Konferansı'nın sonuçsuz kalmasına ilişkin ise şu görüşlerini paylaştı:

"Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile beraber gerek Annan Planı'nda gerekse son süreçte daima söz verdiğim gibi bir adım önde olduk ancak tüm gayretlerimize rağmen Kıbrıs Konferansı'nın 28 Haziran'da başlayan ikinci oturumu sonuçsuz kaldı. Türkiye'nin ve Türk tarafının özverili çabaları, samimi ve ılımlı tavrı hak ettiği karşılığı almadı. Açıkçası sonuçtan büyük bir üzüntü duyuyoruz. Uzun çabalardan sonra geldiğimiz bu tablo, Kıbrıs sorununa Birleşmiş Milletler iyi niyet misyonu parametreleri çerçevesinde bir çözüm bulunmasının imkansızlığını ortaya koymuştur. Artık bu parametrelerde ısrar etmenin bir anlamı yoktur."

Güney Kıbrıs tarafından 2014 Şubat ayında yedi madde kabul edildiğini hatırlatan Erdoğan, karşılıklı olarak mutabık kalınmasına rağmen, şu anda Güney Kıbrıs'ın ondan da vazgeçtiğini bildirdi.

Erdoğan, "Türkiye, sorununun çözümüne farklı parametrelerle katkı sağlama çabalarını yine sürdürecektir. Aynı tutumu ilgili tüm taraflardan bekliyoruz. Olmadığı takdirde şüphesiz ki B planı, C planı, bunlar da düşünülmeye başlanacaktır. Elbette bu konuda gereken değerlendirmeleri yapacak, sonucu kamuoyu ve muhataplarımızla paylaşacağız." açıklamasını yaptı.

İki gün boyunca gerçekleştirilen istişarelerin hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan, gösterilen misafirperverlik ve başarılı organizasyon için dönem başkanlığını yürüten Almanya'ya teşekkür etti.

Erdoğan, G-20'nin yeni dönem başkanı Arjantin'e başarı dileyerek, kendilerine her türlü desteği vereceklerini belirtti.

"Basın mensupları, sınırsız özgürlüğe sahip değil"

Açıklamalarının ardından basın mensuplarının gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Erdoğan, yabancı bir gazetecinin "Basın özgürlüğü ve tutuklu gazetecilere" ilişkin sorusu üzerine, basın mensuplarının sınırsız özgürlüğe sahip olmadığını hatırlattı.

"Basın mensupları da suç işler, suç işlediği zaman da yargı gerekli değerlendirmeleri yapar." değerlendirmesinde bulunan Erdoğan, "Ben şiir okuduğum için cezaevine girmiş olan bir kişiyim. Fikir, düşünce özgürlüğünü gayet iyi bilirim ama siz benim belediye başkanıyken şiir okuduğumdan dolayı herhalde hapse girdiğimi bilmiyorsunuz. Onun için bana bu soruyu soruyorsunuz, eğer bunu bilseydiniz bu soruyu bana sormazdınız." diye konuştu.

Fikir, düşünce özgürlüğü noktasında hassas olduğunu belirten Erdoğan, Türkiye'deki bütün yasaların da buna göre hazırlandığını bildirdi.

Erdoğan, "Şunu da özellikle bilmenizi istiyorum, bu basın mensupları diye tanıdıklarınızın büyük bir çoğunluğu teröre yardım, yataklık yapan kişilerdir. Yargı bu konuda değerlendirmelerini yapar. Yargı değerlendirmelerini yaptıktan sonra gereğini yapar. Nasıl ki burada bize her zaman siyasiler 'Yargı bu işe bakıyor.' dediği gibi ben de ancak size bu cevabı, yargının sorunudur, yargı bu konuda gerekli kararı vermiştir." ifadesini kullandı.

G-20 Zirvesi'ne akredite olan bazı basın mensuplarının akreditasyonlarının, Almanya'nın ve zirvenin güvenliği açısından iptal edildiğinin hatırlatılması üzerine Erdoğan, "Aslında değerli arkadaşımın az önce bana yöneltmiş olduğu sorunun bir yerde bu da bir cevabıdır. Niye? Basın mensuplarını Almanya'da G-20'yi izlemeye müsaade etmeyecek, onları akredite etmeyecek kadar önlerini kesen bir anlayış var. Önce bu anlayışı bir defa ortadan kaldırmak lazım." dedi.

"Bu bir siyasi intihardır"

Bir gazetecinin Federal Hükümetin, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Almanya'da konuşma yapmasına izin vermemesini hatırlatarak, "Uluslararası hukuk dışı karardan sonra özellikle Almanya'daki 3 milyondan fazla vatandaşınız büyük üzüntü yaşadı. Buna karşın Türkiye'den kaçan PKK, FETÖ, DHKP-C gibi birtakım terör örgütü mensuplarının Almanya'da rahat bir şekilde yaşamaları ve Alman vakıfları tarafından maddi olarak desteklenmelerini nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusu üzerine Erdoğan, şunları söyledi:

"Şu anda Almanya'da 3 milyon benim soydaşım var, Türk var. Onlarla Almanya seyahatim vesilesiyle salon toplantısı yapmayı arzu ettim fakat Alman yönetimi, eyaletler vesaire, benim burada salon toplantısı yapmama müsaade etmediler ve buna tahammül edemediler. Acaba bunu hangi özgürlük anlayışıyla bağdaştıracağız? Eğer özgürlükler dünyasında yaşıyorsak, Türkiye Cumhuriyeti'nin, halkının yüzde 52'sinin oyunu alarak cumhurbaşkanı olan bir cumhurbaşkanına Almanya'da, bir salon toplantısında konuşma müsaadesi vermeyenler, kusura bakmasınlar özgürlüklerden bahsedemezler. Şu anda yaşanan, benim söylediğim 'Siyasi intihardır.' dediğim olay budur. Bu bir siyasi intihardır ve bu, bumerang gibi döner, bir zaman da kendilerini vurur."

"Türkiye'de böyle bir yasak yok"

Kendisinin bir mitingde, telekonferansla Almanya'daki vatandaşlara hitabına dahi tahammül edilmediğini anımsatan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, şu görüşlerini paylaştı:

"Ama PKK terör örgütünün dağdaki eşkiyalarına, oradan bağlantı kurmak suretiyle müsaade etmişlerdir. Bunları da çok iyi bilmek lazım. Bütün bunları özgürlük planı içinde değerlendirirken, PKK terör örgütünün örgüt liderine sözde, onun kendilerine ait paçavralarına yürüyüş müsaadesi verenler, polis kordonunda onları koruma altında yürütenler ne yazık ki en önemli bu noktadaki toplantı, gösteri ve yürüyüş hakkını kullanmak isteyen meşru derneklere müsaade etmiyorlar. Bunu da özellikle ifade etmek isterim. Türkiye'de böyle bir yasak yok. Bakın şu anda Türkiye'de işte neredeyse 20 günü aştı, ana muhalefet partisinin düzenlemiş olduğu sözde bir adalet yürüyüşü var. Devam ediyor. Halbuki sözde adalet yürüyüşünü yapanlar, partilerinin içinde genel başkanlığa aday olanlara, adaylık hakkı vermiyorlar. Bu tür gariplikleri yaşıyoruz fakat bunların hepsini aşacağız."

Başka söz gerek yok! 'Ben size kurban olayım'Milli Savunma Bakanlığı, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) personelinin Barış Pınarı Harekatı bölgesindeki halkla yakından ilgilendiği anlara ilişkin video paylaştı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber