Yeni yüzyıl ve Kürtler

Hem Türkiye’de, hem Kürtlerin belli bir siyasi mücadele içinde bulundukları komşumuz olan ülkelerde, Kürt sorunuyla alakalı gündem başlıkları giderek önem kazanıyor.

Yeni yüzyıl ve Kürtler

Arap-Kürt siyasi ilişkilerinde yeni bir safhaya girildiği açık.
Suriye’de PYD ve muhalifler arasında çatışmalar sürecek gibi görünüyor.
Irak’ta, merkezi hükümetle federal hükümet arasında baş gösteren anlaşmazlık sonucu, Mesut Barzani’nin kardeşi Sihad Barzani komutasında, ağır silahlar ve tanklar eşliğinde Kerkük’e doğru yola çıkarılan peşmerge birlikleri ‘Kürt-Arap’ anlaşmazlığının sadece Suriye’yle sınırlı kalmayacağını ve asıl çatışma potansiyelinin Irak merkezi hükümetiyle, Kürdistan Federe Bölgesi arasında olduğunu gösteriyor.

Kürtlerin kalbi burada atıyor
Bunun sebepleri malum.
Irak 2003’ten sonra parçalanmadı, Irak’ın birliği ve siyasi sınırlarında bir değişim yaşanmadı; ama 2003’ten sonra kurulan Irak’ın siyasi ve coğrafik manada yeni bir Irak olduğu da şüphe götürmez. Kürtler, bu ülkede elde edilen federasyonu, iki yüz yıla uzanan milli mücadelenin yegane kazanımı olarak görüyorlar. O topraklarda -bir ulus devlet olmasa da- ulusal bir inşa gerçekleşiyor ve dünyadaki bütün Kürtlerin kalbi burada atıyor.
Yeri gelmişken resmi söylemde hala Kuzey Irak olan ama Kürtlerin Güney Kürdistan dediği bölgede meydana gelen ulusal inşaya Türkiye’nin yaptığı katkıların sadece ekonomik boyutlu katkılar olmadığını da söylemek lazım. Bu yaz Erbil’de bazı dostlarla sohbet ederken, şöyle dediğimi hatırlıyorum: Siz Kürdistan’ı kurduk diyorsunuz, ama kurulan Kürdistan sanki ‘Türkiye’nin Kürdistan’ı’ gibi geliyor bana.
Herkes, işte bu kuruluşun tamamlanmasının ve ayakta kalmasının, petrolden elde edilecek gelirle ancak mümkün olduğunu çok iyi biliyor. Oysa Türkiye, Suriye ve hele İran’da siyasi sürecin Kürtlere ne getireceği henüz çok belirsiz.

Yoksul ama bağımsız
Bu ülkelerde Kürt nüfusun yaşadığı coğrafyada zengin petrol yatakları yok. Oysa özerklik veya bağımsızlık talep etmek, artık tarihsel olarak bir bakıma, bunu talep edecek olan ulusların zenginliğiyle ölçülen bir durum. Yoksul ama bağımsız bir Kürdistan’ı bu yüzyılda
Kürtler ne yapsın!
İsyanlar, yenilgiler, hayal kırıklıkları, katliamlar, ihanetler ve sonuna kadar denenmiş silahlı mücadelelerden sonra geldiğimiz aşamada, şu soru sık sık sorulmaya başlandı:
Türkiye’nin ve ABD’nin ‘himayesinde’ bir Kürdistan mümkün mü?
Kürtlerin, Acemler, Araplar ve Türklerle son bin yıllık siyasi ilişkilerinden dersler çıkararak ancak cevabı verilebilecek bir soru bu.

Yeni bir yüzyıla girdik..
Türkiye’deki çözümsüzlük hali, her şeyi zora sokan yegane durum.
Buna karşılık Irak’ta, Kürtler, özel bir siyasi statüye kavuştular.
Ama bu sorunlu bir statü olarak doğdu. Manzara şu ki, Araplar ve Kürtler anlaşamıyorlar.
Maliki hükümeti Kürtlerin anayasadan kaynaklanan haklarına, çeşitli gerekçelerle engel olmaya çalışıyor ve Kürtler federal bölgenin sınırları içinde kalan yerleşim birimlerinin Irak tarafından yönetiliyor olmasından son derece rahatsız.
Gelelim İran’a. PKK, bu ülkede Suriye krizi başlayınca PJAK’ın savaşını durdurdu.
Yoksa PKK-Şii ittifakı kurulamazdı.

Mesele ‘statü’ değil
Kürtlerin Araplarla, Acemlerle ve Türklerle tarihi ve siyasi tecrübeleri bugün yeniden kuruluyor.
Ama her şeye rağmen yeni yüzyıl Türkiye’yi ve Türkleri bir adım öne çıkarıyor.
Kürtlerin, Türkiye’ye güven duymaları için bir hayli fazla sebep var.
Türkiye’de inkar politikaları sona erdi. Hakların her biçimi silaha başvurmadan konuşulabilir artık.
PKK’nın sürdürdüğü ve bir bakıma Şii desteğiyle süren savaşın, Türkiye’nin siyasi süreci ve gerçeklikleri bakımından miadı doldu.
Kaldı ki, söylenenlerin aksine, bugünkü Türkiye, Kürtlerin Ortadoğu’da kullanacakları statüyü engellemeye çalışan bir Türkiye olmaktan uzaktır. Mesele statü değil, elde edilecek statünün kimin tarafından ve nasıl kullanılacağı meselesidir.
Türkiye’nin kendi Kürtleriyle barışması gerekiyor diye yazılıp çiziliyor. Bu doğru olmakla beraber eksik bir söylemdir. Türkiye’yle anlamsız bir savaşı sürdürenlerin de, Kürtlerin Ortadoğu’daki ulusal çıkarları ve en büyük Kürt nüfusun yaşadığı ülkede, Türk halkıyla ortak geleceği için, Türkiye’yle savaşması değil, artık barışması gerekiyor. Arap milliyetçiliğinin bu barışı engelleme yolunda gayret göstermesi doğal karşılanmalı, ama reddedilmelidir.

Tuz Gölü, gelin ve damatların yeni gözdesiTürkiye’nin önemli göllerinden biri olan Tuz Gölü'nde, evliliğe ilk adımı atan nişanlılar ile gelin ve damatlar, gün batımı eşliğinde hayatlarının en güzel anını ölümsüzleştiriyor.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber