Televizyonda, bilboardlarda ve marketlerde yapılan şekerli gıdaların, pardon gıda kelimesini burada kullanmak çok yanlış olur, şekerli yeme maddelerinin albenisi o kadar fazla ki çocuklar da tatlıyı seven büyükler de kendilerini tutamıyor. Dünyada obez çocuk ve yetişkin sayısı ile hastalık çeşidi hızla artmakta. Bu duruma çok şaşırmamak lazım. Bu ürünler kimine aşırı kilo aldırıyor, kimine de çeşit çeşit hastalıkların gelmesine neden oluyor. Oysa bu ürünlerin reklamlarında gayet sağlıklı, güzel, formda, gülen yüzlü insanların profilleri kullanılıyor. Sanki güzellik, gençlik, enerji, mutluluk, fitlik verecekmiş gibi. Siz kaç şekerleme reklamında kilolu birinin oynadığını ya da poz verdiğini gördünüz? Ben görmedim... :)

Özellikle çocukları, bu kadar albenisi olan (hem tat hem de görsellik olarak), her yerde görünen bu ürünlerden uzak tutmak gerçekten kolay değil. Bir anne olarak bunun çok içindeyim. Ben bu şekerli ürünlere yeni bir ad taktım: "Mikropçeker". Sizlerle de bunu paylaşmak istedim. Ve bunun için de bir hikâye yazdım... :)

Mikroplar, ellerinde valizlerle havada uçuşup; kendilerine yerleşip konaklayabilecekleri bir yer aramaktadırlar. İlk fırsatta, en yakınlarındaki insan denen canlıların bir şekilde içlerine girip şanslarını denemek isterler. İnsan vücuduna girdikten sonra karınlarını doyurmak için yemek arayışı başlar. En sevdikleri yemek, şekerdir. Eğer girdikleri vücutta yeteri kadar şeker bulurlarsa "Oleyy! Buraya yerleşelim, çocuklarımızı yapıp çoğalalım, hatta diğer mikrop akrabalara da haber verelim, onlar da gelsin, burada çok güzel yemekler var!" derler. Ve hızla çoğalmaya, o insanın bedenini mekân tutmaya, ele geçirmeye başlarlar. Amaçları, dağdan gelip bağdakini kovmaktır. Eğer girdikleri insan vücudunda yeteri kadar şeker yoksa kısa bir süre içinde açlıktan halsiz düşerler "hey buradan bize şeker çıkmaz" deyip valizlerini toplar, giderler. Ayrıca çok şeker olmayan bir vücutta çok daha fazla güvenlik görevlisi vardır. Bu güvenlik görevlileri de mikropların bir an önce vücudu terk etmeleri için uyarı yaparlar; olmadı basarlar tekmeyi, kapı dışarı atarlar mikropları.

Ayrıca bu şekerlemelerin içi ayrı bir dert, dışı ayrı bir dert. Allah bilir, janjanlı, albenili paketlerin pek çoğu geri dönüşümü olamayan malzemelerdir. Ve bu paketler üretilirken küresel ısınma sorununun büyümesine de katkı sağlamaktadır. Hem kendimizi hem çocuklarımızı bu ürünlerden uzak tutarsak iki fayda sağlamış oluruz: Bir, kendi sağlığımız; iki, dünya sağlığı... :)

Doğal ve canlı olmayan gıdalar "ölü-çöp" gıdadır. Canlı ve doğal gıdalar mideye, ölü-çöp gıdalar çöpe... :)

Sevgi ve sağlıkla ilerleyin....

Arzu Bıyıklıoğlu

NLP Uzmanı ve Yaşam Koçu 

www.arzubiyiklioglu.com