Hamza Hamzaoğlu’yu her konuda eleştirebilirsiniz; teknik ve taktik dışında. Şimdi aklınıza “e o zaman teknik direktörün görevi ne?” diye bir soru gelebilir fakat bu soru, konu Hamza Hoca ise doğru bir soru değil. Açıklayayım.

Hamza Hoca geçen sene Galatasaray’ın içinde bulunduğu zor dönemde en doğru adresti; kısa vadede. Zira sürekli zaman isteyen yabancı teknik direktörler ile bir türlü dikiş tutturulamamış ve camianın sabrı kalmamışken futbolcular ile çok iyi iletişim yakalayan ve “Amerika’yı yeniden keşfetmeye” çalışmayan Hamza Hoca tabiri caizse ilaç gibi geldi. Bu ilaç sayesinde Galatasaray bir anda toparlandı ve çok kötü bir sezon geçiren rakiplerinin önünde ipi göğüsledi. Fakat önemli bir ayrıntı, tüm bunlar olurken sarı kırmızılılar Şampiyonlar Ligi’nde tarihinin en başarısız sezonunu geçirdi.

Bu resmi iyi okuyan birisi bugün Hamza Hoca’yı, “neden Hakan Balta’yı orta sahaya koydun” veya “neden Emre Çolak’ı oynattın” gibi sorularla eleştirmez. Çünkü Hamzaoğlu hiçbir zaman taktik dehası değildi ve olmadı.

Fakat ortada başarısız bir takım varsa onun teknik direktörünün eleştirilmemesi söz konusu olamaz. Hamza Hoca’nın eleştirileceği noktalar takımının eksikliklerinin farkına varıp onları ortadan kaldırmaya dönük girişimlerde bulunmaması, yönetimin transfer sözlerini tutmamasına tepki göstermemesi ve mevcut oyuncularına haddinden fazla sahip çıkmasıdır. Bunların tümünü Hamza Hoca’nın ağırbaşlı, efendi ve sakin kişiliği ile ilişkilendirmek mümkün ki bu kişilik özellikleri geçtiğimiz istisnai senede sarı kırmızılıların şampiyonluklara ulaşmasını sağlamıştı. Fakat uzun vadeli başarı için bu iyi karakter özelliklerinin yanı sıra doğru teşhisler, doğru hamleler ve doğru tepkiler de gerekir.

Sözün özü Hamzaoğlu’dan bugün itibariyle bir Şenol Güneş olmasını beklemek büyük haksızlık olur; onu bugün eleştirmek de. Zira Hamza Hoca geçen sene nasıldıysa bu sene de aynı.

Can.nizamoglu@gmail.com

Hamza Hamzaoğlu’yu her konuda eleştirebilirsiniz; teknik ve taktik dışında. Şimdi aklınıza “e o zaman teknik direktörün görevi ne?” diye bir soru gelebilir fakat bu soru, konu Hamza Hoca ise doğru bir soru değil. Açıklayayım.

Hamza Hoca geçen sene Galatasaray’ın içinde bulunduğu zor dönemde en doğru adresti; kısa vadede. Zira sürekli zaman isteyen yabancı teknik direktörler ile bir türlü dikiş tutturulamamış ve camianın sabrı kalmamışken futbolcular ile çok iyi iletişim yakalayan ve “Amerika’yı yeniden keşfetmeye” çalışmayan Hamza Hoca tabiri caizse ilaç gibi geldi. Bu ilaç sayesinde Galatasaray bir anda toparlandı ve çok kötü bir sezon geçiren rakiplerinin önünde ipi göğüsledi. Fakat önemli bir ayrıntı, tüm bunlar olurken sarı kırmızılılar Şampiyonlar Ligi’nde tarihinin en başarısız sezonunu geçirdi.

Bu resmi iyi okuyan birisi bugün Hamza Hoca’yı, “neden Hakan Balta’yı orta sahaya koydun” veya “neden Emre Çolak’ı oynattın” gibi sorularla eleştirmez. Çünkü Hamzaoğlu hiçbir zaman taktik dehası değildi ve olmadı.

Fakat ortada başarısız bir takım varsa onun teknik direktörünün eleştirilmemesi söz konusu olamaz. Hamza Hoca’nın eleştirileceği noktalar takımının eksikliklerinin farkına varıp onları ortadan kaldırmaya dönük girişimlerde bulunmaması, yönetimin transfer sözlerini tutmamasına tepki göstermemesi ve mevcut oyuncularına haddinden fazla sahip çıkmasıdır. Bunların tümünü Hamza Hoca’nın ağırbaşlı, efendi ve sakin kişiliği ile ilişkilendirmek mümkün ki bu kişilik özellikleri geçtiğimiz istisnai senede sarı kırmızılıların şampiyonluklara ulaşmasını sağlamıştı. Fakat uzun vadeli başarı için bu iyi karakter özelliklerinin yanı sıra doğru teşhisler, doğru hamleler ve doğru tepkiler de gerekir.

Sözün özü Hamzaoğlu’dan bugün itibariyle bir Şenol Güneş olmasını beklemek büyük haksızlık olur; onu bugün eleştirmek de. Zira Hamza Hoca geçen sene nasıldıysa bu sene de aynı.

Can.nizamoglu@gmail.com

Hamza Hamzaoğlu’yu her konuda eleştirebilirsiniz; teknik ve taktik dışında. Şimdi aklınıza “e o zaman teknik direktörün görevi ne?” diye bir soru gelebilir fakat bu soru, konu Hamza Hoca ise doğru bir soru değil. Açıklayayım.

Hamza Hoca geçen sene Galatasaray’ın içinde bulunduğu zor dönemde en doğru adresti; kısa vadede. Zira sürekli zaman isteyen yabancı teknik direktörler ile bir türlü dikiş tutturulamamış ve camianın sabrı kalmamışken futbolcular ile çok iyi iletişim yakalayan ve “Amerika’yı yeniden keşfetmeye” çalışmayan Hamza Hoca tabiri caizse ilaç gibi geldi. Bu ilaç sayesinde Galatasaray bir anda toparlandı ve çok kötü bir sezon geçiren rakiplerinin önünde ipi göğüsledi. Fakat önemli bir ayrıntı, tüm bunlar olurken sarı kırmızılılar Şampiyonlar Ligi’nde tarihinin en başarısız sezonunu geçirdi.

Bu resmi iyi okuyan birisi bugün Hamza Hoca’yı, “neden Hakan Balta’yı orta sahaya koydun” veya “neden Emre Çolak’ı oynattın” gibi sorularla eleştirmez. Çünkü Hamzaoğlu hiçbir zaman taktik dehası değildi ve olmadı.

Fakat ortada başarısız bir takım varsa onun teknik direktörünün eleştirilmemesi söz konusu olamaz. Hamza Hoca’nın eleştirileceği noktalar takımının eksikliklerinin farkına varıp onları ortadan kaldırmaya dönük girişimlerde bulunmaması, yönetimin transfer sözlerini tutmamasına tepki göstermemesi ve mevcut oyuncularına haddinden fazla sahip çıkmasıdır. Bunların tümünü Hamza Hoca’nın ağırbaşlı, efendi ve sakin kişiliği ile ilişkilendirmek mümkün ki bu kişilik özellikleri geçtiğimiz istisnai senede sarı kırmızılıların şampiyonluklara ulaşmasını sağlamıştı. Fakat uzun vadeli başarı için bu iyi karakter özelliklerinin yanı sıra doğru teşhisler, doğru hamleler ve doğru tepkiler de gerekir.

Sözün özü Hamzaoğlu’dan bugün itibariyle bir Şenol Güneş olmasını beklemek büyük haksızlık olur; onu bugün eleştirmek de. Zira Hamza Hoca geçen sene nasıldıysa bu sene de aynı.

Can.nizamoglu@gmail.com