Her ne kadar Krasnodar grubun en zayıf halkası gibi gözükse de, grubun en az gol atan ve en fazla gol yiyen ekibi olsa da nihayetinde Şampiyonlar Ligi’nin kapısından dönmüş bir takım tamam da…

Oynadığı iki maçta bir gol atan takımdan bu kadar basit gol yememeli…

Ayrıca iki maçta yedi gol yiyen takıma karşı onca pozisyona girip atamamak?

Dün Trabzonspor’un sol tarafı hiç çalışmadı; tek kanatla oynadı bordo-mavili takım…

Sağ tarafta genç Yusuf, elinden gelenin en iyisini yaptı, arı gibi çalıştı…   

Tek kanat çalışınca ve orta sahayı rakibe kaptırınca eliniz-kolunuz bağlanır,  rakibin oyununa mahkum olursunuz, dün Trabzonspor’un olduğu gibi..

Rakibe çok geniş alan bırakıldı… O anlamda Obi Mikel’in eksikliği çok bayağı hissediliyor…

Sosa tek başına ne yapsın? Her tarafa koştu, pres yaptı, çok çalıştı kaptan! Onu izlemenin büyük bir keyif olduğunu bir kez daha hatırlatmakta fayda var…

Nwakaeme, diğer maçlara oranla durgundu… Sörloth’a yeterli desteği veremedi. İleride yalnızları oynadı kuzeyin kralı.

Gol pozisyonuna girmedi değil Ünal Karaman’ın öğrencileri, hele ilk yarı. Atacaksınız, kaçırmayacaksınız ki; kazanasınız… Rakip, girdiği pozisyonlardan eli boş dönmedi…  

Krasnodar defansı da hiç ama hata yapmadı onun da altını çizelim… Ayrıca kaleci Safonov da… Hata yapmayınca kazanıyorsunuz işte…

Sen gel de Abdülkadir Ömür’ü, Ekuban’ı arama…  

Bir takımın defansı et tırnak birlikteliği taşımıyorsa o takım futbolun kolektif boyutunu sahaya yansıtması zordur.. Trabzonspor’un yediği gol de defans hatasıydı, geçmiş maçlarda olduğu gibi..

Özetle, maçtan önce kimse Trabzonspor’un kaybedeceğini düşünmüyordu ama girdiğiniz pozisyonları değerlendiremezseniz; mağlubiyet kaçınılmaz oluyor…

Sonuç böyle olunca bizim de elimizden sağlık olsun çocuklar demekten başka bir şey gelmiyor.