Dün Trabzon’da ilk yarı “ atamayana atarlar” filmini bir kez daha izledik…

Bordo-mavili takımın defansı evlere şenlik; Trezeguet, kafasını kaldırdı, nefesini tuttu, gez-göz, arpacık ayarını yapıp, meşin yuvarlağı Daigne’nin kafasına yolladı.. İyi de arkadaş bordo-mavili takımın defansı ne yaptı? Ayakta uyumakla meşguldüler..

Trabzonspor’un kalesine ilk gelen top gol olmasa, Trabzonsporlular emin olun sadaka verirler!

Golde hatası olanlardan Novak’ın, Burak Yılmaz ile pas alışverişini nakış gibi işlemeleri ne kadar güzelse, Burak Yılmaz’ın net pozisyonları kaçırması,Trabzonsporlular adına can sıkıcı, Kasımpaşalılar adına “ ucuz kurtulduk” cinsindendi…

Lacivert-Beyazlı oyuncular geniş/boş alanda oynamayı seviyor…

Trabzonsporlu futbolcular gol yollarında karavana atışlar yapmaya devam ederlerken, Kasımpaşalıların boşu olmadı ilk yarı; deyim yerindeyse attığını vurdular..!

Film gibi maç ikinci yarı da devam etti; ileri gidip dön(e)meyen Trabzonsporlu oyuncular, futbolun gereğini yerine getiren; ayağı hızlı ve isabetli oynayıp skora giden Kasımpaşa…

Sahada oynayan bir oyuncuya parantez açmak gerekirse, onun adı Trezeguet olur… Trabzonspor’u tek başına devirdi, attı, attırdı… Hal böyle, skor da 2-5 olunca filmin adını koyan da doğal olarak Trezeguet oldu: “ Paşa tokadı..

Bir parantez de hakemlere açarsak, deprem yaratan skora direk etki yaptılar. Trabzonspor’un yediği 3. Gol öncesi Daigne’nin, Hubocan’a yaptığı kart gerektiren hareketi gör(e)memeleri, karşılaşmanın kader anı olduğunu bir kenara not düşelim…