Her Trabzonspor maçı öncesi ve sonrası kafaların içi arı kovanı gibi; vızır, vızır!

O öyle olsaydı, bu böyle olsaydı, şu oynasaydı...

Bir gerçek varsa, o da Trabzonspor’un bu kadro ile devre arasına kadar gideceği, sezon başı yedi düvelin bildiği, sağır sultanın sürekli dillendirdiği mevkilere ara transferde oyuncu alınmasıdır.

Zira futbol evrensel bir oyun... Bir ya da birkaç mevkide sorun olunca, etkisi ilerleyen dakikalarda diğer bölgelere yayılmakla birlikte, oyuncuların hem oynama iştahını azaltıyor, hem de moralini bozmaya yetiyor. İşin içine hakem hatası da girince, ayıkla pirincin taşını...

Dün gece Vodafone Arena’da öyle bir maç izledik ki... Pozisyon var, tempo var ve hakemin maçın sonucunu etkileyen hataları var.

Maçın hemen başında takım oyunlarında bir futbolcunun ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anladık. Durica’nın tedavi için saha dışına çıktığı bölümde Beşiktaş ilk golle tanıştı. İşin tuhaf tarafı, köşe atışının yapıldığı esnada Trabzonspor defansının Rhodolfo’yu boş bırakmasıydı.

Sezon başından bu yana Trabzonspor’un çare bulunamayan tipik hastalığıdır, gol yedikten sonra rakibe “dur” diyememek...

Beşiktaş maçı da bu karşılaşmalardan biri mi olacak diye düşünürken, gözlüklerinin markasını merak ettiğimiz Mete Kalkavan’dan tuhaf bir penaltı... Halbuki Beşiktaş gibi bir takımın böyle bir penaltıya ihtiyacı yoktu. Sayın Kalkavan, aynı pozisyonu Trabzonspor lehine çalabilir miydi?

Trabzonspor 2-0 yenik duruma düştükten sonra başta Bero ve Ekici olmak üzere oyuna ağırlığını koyunca rakip kaleye gitmeye başladı. Yusuf’un golü de Bero işbirliğiyle geldi zaten...

Zaman zaman iyi de oynadı Trabzonspor...

Beşiktaş’ın Quaresma ve Aboubakar ile girdiği gol pozisyonlarında Onur farkın açılmasını önleyen adamdı. Trabzonspor’da geçtiğimiz haftalara oranla en büyük değişiklik topa daha fazla sahip olması ve top yaparak rakip kaleye gitmesiydi.

Uzatmayalım... Dün gece oynanan maçı Beşiktaş’ın çok rahat, hatta farklı alacağını, Trabzonspor’un kolay teslim olacağını düşünenler, maçın skorunu maçın hakemi Mete Kalkavan’ın belirlediğini görmüşlerdir herhalde...

Son bir not: Quaresma’ın, Yusuf’a yaptığı hareketin direkt kırmızı olduğunu söylemeden geçmeyelim...