Trabzonlu anne ve engelli oğlu!

‘3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nde, birkaç yıl evvel Trabzonspor’un taraftarına en çok ihtiyaç duyduğu dönem, gözünün nuru engelli evladını sırtına alıp Avni Aker’e koşan anne geldi aklıma.
“ Hadi yavrum, Trabzonspor’un bize ihtiyacı var” diyen,
İyi gün dostu Trabzonsporlular, bordo-mavili takımı kaderine terk etmişken,
Trabzonspor’un yanında yer almayı kendine görev bilen anne…
***
Yerinden, yatağından kalkamayan, yürüyemeyen yavrusu 16 yaşında idi o yıllar.
Zaten evladı yerinden kalkabilseydi, konuşabilseydi ve de yürüyebilseydi; anacağından önce varırdı Trabzonsporluların kalbinin attığı yere…
***
O anne, çalışmaktan nasır tutan elleriyle kaptığı gibi 16 yaşındaki Muhammet’ine bordo-mavi formayı çabucak giydirmişti.
Çay, kışlık odun, fındık ve çayır taşıdığı sırtına koymuştu hayatına anlam katan değerini…
Evdekilerin yardımıyla kalın bir urganla sağlamlaştırmıştı, olup-biteni kavramaya çalışan engelli Muhammet’inin yerini…

Trabzonlu anne ve engelli oğlu

***
Evlat Muhammet ve anne; parçalanmaz bir kaya, aşılmaz bir dağ görünümündeydi!
Aslında onlar Trabzonspor’un görünen resmi idi!
Anne hem heyecanlı hem mutlu, bir o kadar da gururlu; çünkü canına can, hayatına anlam katan Muhammet ile önce Trabzon’u gezmiş, sonra da Trabzonspor’u izlemek için tribündeki yerlerini almıştılar.
***
Tribünde kükreyen aslan, nazik bir tay edasındaydı ikisi…
Stadın ışıkları yüzlerine vururken, altından yapılmış bir heykele benziyorlardı.
Mutlulukları gözlerinden okunuyordu… Gözlerde o okunan mutluluk, Avni Aker’in ışıkları gibi karanlığa meydan okumuştu o gece…
Bu köşenin yazarı ve Trabzonsporlu biri olarak o anneyi ve de dünyalar tatlısı Muhammet’i unutmamız mümkün değil.
Çalışmaktan nasırlaşan ellerin sahibi Trabzonsporlu anne ve evladı Muhammet herkese/hepimize her anlamda büyük ders vermişti; ne anlatmakla ne de yazmakla biter!
Bu vesileyle. Muhammet başta olmak üzere tüm engelli kardeşlerimizin gözlerinden, o anne ve de bütün annelerin ellerinden öpüyorum…