Turkish Airlines Euroleague'de Top16 mücadelesi yarın başlıyor. Üçüncü kez Top16 sekizerli iki grup formatında oynanıyor, daha önceki sezonlarda olduğu gibi Türkiye yine üç temsilcisiyle Top16'de yer alıyor. Gruplara ve temsilcilerimizin durumlarına kısaca bakalım...

E Grubu: Real Madrid, Barcelona, Maccabi, Kızılyıldız, Panathinaikos, Zalgiris, Galatasaray LH, Alba Berlin

Bu grupta İspanyollar ön plana çıkıyorlar. Son iki yılda Euroleague'de final-four oynayan iki İspanyol devi bu yılda da favoriler, Real Madrid önceki iki yıla nazaran sezona biraz kötü başladı ama bence olması gereken buydu. Önceki sezonlarda sezona mükemmel başladılar ama Şubat sonrası düşüşe geçtiler ve kritik maçlarda ne yapacakları belli değildi, bu sezon ise tam tersine tam olması gereken zamanda form tutabilirler. Pablo Laso gibi yeteneksiz bir koça sahipler ama sahip oldukları derinlikli kadroyla öne çıkıyorlar. Barcelona'ya gelirsek; Navarro'nun sakat olduğu bölümü hasarsız geçtiler, her sezon gördüğümüz gibi gereken maçları kazanmasını biliyorlar, neredeyse her maça aynı konsantrasyonla çıkıyorlar, Pazar akşamı Real Madrid'i ligde yenerek mesajı verdiler, Edwin Jackson transferiyle önemli bir yedeği kadroya kattılar. Hezonja da ele geçirdiği fırsatı iyi değerlendirdi. Thomas takıma çok iyi uyum sağladı. İspanyollar'ın ilk ikide bitirmeleri muhtemel.

Geçen yılın şampiyonu Maccabi çeyrek final için de favori durmuyor. Zayıf B Grubu'nu ikinci sırada bitirdiler ve ilk turun en kötülerinden Aleks Maric'i gönderip Joe Alexander'ı kadroya kattılar. Devin Smith kariyerinin en iyi sezonunu geçiriyor, Landesberg önceki sezonlara göre daha iyi, Tyus'un daha iyi olacağını düşünüyorum, Pargo Moskova'daki kötü sezonun ardından İsrail'de kendini buldu ama Maccabi takım olarak çok öne çıkmıyor.

Kızılyıldız sezona neredeyse mükemmel başladı. Adriyatik Ligi'ne 15-0'la başlayan Kızılyıldız Euroleague'de de zayıf D Grubu'nda 6 galibiyet almayı başardı. Williams-Marjanovic ikilisi müthiş uyum sağladı, Blazic gibi Williams'ı çok iyi dengeleyen bir oyuncuya sahipler, Mitrovic beklenenin üstünde katkı veriyor, Kalinic patlama yapamadı ama üst seviyede oynuyor, sadece Jenkins'ten beklenen katkıyı alamadılar. Şimdi asıl soru; Kızılyıldız'ın genç oyuncularının Top16 baskısını kaldırıp kaldıramayacakları, ilk turun son maçlarında tempoyu düşüren Marcus Williams da genelde baskı altında zorlanıyor. Kızılyıldız'ın bu grupta sergileyeceği performans Sırbistan basketbolunun geleceği açısından da önemli olacak.

Panathinaikos ilk turda inişli-çıkışlı bir performans sergiledi. Sezona iyi başladıktan sonra sakatlıkların etkisiyle tempoyu düşürdüler, haftasonu Olympiakos'a kaybettiler ama sakatların iyileşmesi ve Giankovits-Slaughter'ın da uyumlarıyla ne kadar tehlikeli bir takım olduklarını gösterdiler. Panathinaikos Avrupa'nın en başarılı koçlarından birine sahip, iç sahada çok tehlikeli bir takım ve Avrupa'nın en tecrübeli oyuncularından birkaçına sahipler. Takım olarak çok tecrübeliler, kadroları eskisi kadar fazla yetenekli oyuncu barındırmasa da Top16 seviyesinde her zaman favori olan bir takım.

Zalgiris Kaunas benim hayranlıkla izlediğim bir takım. Sezon başında Maalik Wayns sakatlanmasa ne olurdu, onu da merak ediyorum ama genç kadroları, tecrübeli yıldızları ve en önemlisi James Anderson'la ilk turun parlayan takımı oldular. Anderson ilk turun en etkili oyuncularından biriydi, Gudaitis-Milaknis-Javtokas-Lekavicius-Ulavonas-Songaila-Jankunas ve yeni transfer Will Cherry ile bu grupta dengeleri değiştirecek takım olabilirler.

Galatasaray Liv Hospital Furkan Aldemir'in takımdan ayrılmasından sonra kriz yaşadı ama son haftadaki fikstür avantajıyla ve Olympiakos'un tamamen konsantrasyonsuz çıkmasıyla gruptan çıkmayı başardı. Kadroya Aleks Maric ile Justin Carter'ı katan Galatasaray Liv Hospital'in yine ilgi çekici bir takım olduğunu söyleyemeyiz. Maric belki de transfer edilecek son oyuncuydu, tecrübesi dışında hiçbir artısı olmayan, Maccabi gibi bir takımın bile devre arasında göndermeyi göze aldığı bir oyuncu, beğenilmeyen Vougouikas'tan fazla katkı yapabileceğini sanmıyorum. Carter Türkiye Ligi'nde iyi bir oyuncu ama ne Galatasaray Uşak seviyesinde bir takım, ne de Euroleague Eurochallenge seviyesinde bir organizasyon. Carter'ın geleceği çok parlak olabilir ama Euroleague kariyerine Top16 seviyesinden başlamak zorunda olması kafa karıştırıcı.

Alba Berlin zayıf B Grubu'ndan çıktı ve kağıt üstünde Top16'in en zayıf takımı durumunda, buna karşılık Alba'nın 'Turow etkisi' yaratacağını düşünüyorum, yani grupta fazla maç kazanamasalar da iç sahada alacakları birkaç galibiyetle gruptaki dengeleri değiştirebilirler.

F Grubu: CSKA Moskova, Olympiakos, Fenerbahçe Ülker, Anadolu Efes, Laboral Kutxa, Unicaja Malaga, Nizhny Novgorod, EA7 Milano

İlk turda 10/10 yapan CSKA Moskova'nın ne kadar iyi bir takım olduğunu bu grupta göreceğiz, ilk turda sadece Maccabi ve Unicaja Malaga onları zorlayabilirdi ama onlar da fazla hazır değillerdi. CSKA'da De Colo-Markoishvili takıma uyum sağladılar, koç Itoudis takımı çabuk tanıdı ve ilk turda etkileyiciydiler. Teodosic'in dönmesiyle beraber bu grubu domine edebilirler.

İlk turun liderlerinden Olympiakos arka arkaya dokuz galibiyet aldı ama fazla etkileyici değildi, zayıf grupta birçok maçı zorlanarak kazandılar, Printezis'in sahalara dönmesinden sonra ne kadar etkili olurlar, göreceğiz.

Fenerbahçe Ülker ara transferde Zisis'i kadroya kattı, takım için nokta transfer olduğunu düşünüyorum, Fenerbahçe Ülker'in ihtiyacı olan gard topla fazla haşır-neşir olmayan ve takım arkadaşlarını devreye sokan oyuncuydu. Goudelock-Bogdanovic-Bjelica top kullanmayı seven oyuncular, Zisis transferiyle Hickman da geçen seneki performansına yakın bir performans sergileyecektir.

Anadolu Efes Euroleague'de ilk turun son maçlarında inişli-çıkışlı bir performans sergiledi ama ligdeki son maçta Fenerbahçe Ülker'i yenerek ciddiyetini tekrar gösterdi. Ara transferde Tomas Heurtel'i transfer ettiler, Anadolu Efes'in ihtiyacı olan oyuncuydu diyebiliriz, takımda herkes görevini yapmaya çalışıyor ama Draper ortalama beş maçta bir yıldız performansı sergiliyor, Heurtel tipi bir gardın sezon başında transfer edilmesi gerekiyordu ama geç de olsa bu transfer yapıldı.

Laboral Kutxa bu sezon takımı en fazla değiştiren takım oldu. İlk turda gruptan çıkmak için Vujacic-Begic'i transfer ettiler; Begic takımda kaldı ve Vujacic Eurocup'ın en iyilerinden biri olan Darius Adams'la değiştirildi, Heurtel yüksek bir bedel karşılığında İstanbul'a gönderildi ve yerine üst seviyede ne yapacağı şüpheli olan Mike James transfer edildi. Son olarak da şutör Ben Hansbrough takıma katıldı. San Emeterio-Begic dışında oldukça genç bir kadroya sahipler, gruptan çıkmaları zor gözüküyor ama genç oyuncuların form tutması durumunda işleri tersine çevirebilirler.

Unicaja Malaga ilk turda beklediğim performansı sergileyemedi ama zayıf gruplarını üçüncü sırada bitirdiler. Tecrübeli kadro-yetenekli koç ama önemli birşey eksik, Zoran Dragic'in sezon başında takımdan ayrılmasından sonra sezon ortasında da takım lideri olacak bir oyuncu bulamadılar.

Nizhny Novgorod ilk turun en büyük sürprizini yaptı ve son maçta Unics Kazan'ı yenerek Top16 yaptı, Rochestie-Thompkins-Antonov-Baburin-Kinsey-Parakhouski hem tecrübeli, hem genç iyi bir takım kimyasına sahipler. Bu grupta 'Turow etkisi' yaratacak takım konumundalar.

EA7 Milano sezon başında kadrosunu komple değiştirmişti ve ilk turda bunun sıkıntısını yaşadılar. Zor oldu ama ilk turun son üç maçını kazanarak gruptan çıktılar, Hackett'ın önderliğinde Gentile-Moss-Samuels-Ragland-Kleiza iyi oynuyorlar ama Brooks-James ikilisinden beklenen katkıyı alamadılar.

sahinarif88@hotmail.com

twitter: @arifsahin1