Milliyet’te Ali Koç’la buluştuk. Her zaman olduğu gibi Pazartesi günü de çok farklı bir spor adamı kimliği sergiledi... Başkan adaylarının kongre öncesi klasik iddia ve söylemlerine hiç yönelmedi. Polemiklerden uzak durmaya çalıştı.

Ali Koç uzmanlardan oluşan ekipler ve şirketlerle hazırlanıyor. Örneğin, Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş ve Başakşehir’in 15’er maçlık performanslarıyla ilgili önemli istatistikler var elinde. Scoutların raporlarına bakarsanız, Fenerbahçe kalecisi, geçen yıl beklenenden 9 gol fazla yemiş... Buna karşılık Petr Cech sezonu -3’le (beklenenden üç gol az yiyerek) kapatmış. Bu araştırmanın sonundaki raporlama, Fenerbahçe’nin hangi mevkide ne tip oyunculara ihtiyacı olduğunu ortaya koyuyormuş. Böylece Robin Van Persie gibi yanlış, tutarsız, verimsiz transfer hamlelerine gerek kalmayacakmış.

Anlaşıldı ki kafasında bir sportif direktör var. Kongreden hemen sonra göreve getireceği direktör yabancı. Teknik adam olarak iş başındaki Kocaman’ın devamı ya da yeni antrenörün göreve getirilmesi ikinci adım olacak.

Fenerbahçe Başkan adayı, radikal değişiklikler öneriyor. Rekabet ve işbirliği kavramlarını birbirinden ayırıyor. Rekabetin saha içindeki maçla sınırlı olduğunu, saha dışında işbirliği ve dostluğun güçlenerek yeniden oluşturulması gerektiğini anlatıyor. O nedenle dışarıdaki kişileri, kurulları ve kulüpleri Fenerbahçe düşmanı ilan eden anlayışı terk edeceğini gösteriyor.

Ali Koç, sportif hazırlıklarının yanı sıra ekonomik hazırlıklarında da dersini çalışmış durumda. Hem UEFA’nın Finansal Fair Play ilkelerine, hem de Türkiye’nin konjonktürüne uygun bütçe-plan-kaynak hesaplarını yapmış. Kulübe karşılıksız yapacağı katkının içeride eleştirilmesine karşılık, dışarıda özelllikle UEFA tarafından olumlu karşılandığını söylüyor.

Ali Koç’u dinlerken sürekli Barcelona örnekleriyle karşılaştık. Barca’nın sporcuyu yetiştiren, ama aynı zamanda tüm dünyada sosyal projelere imza atan öncü bir kulüp olduğunu vurguluyor. Barcelona’ya yaptıkları sponsorluğun fazlasıyla geri dönüş sağladığını anlatıp “Fenerbahçe için de sponsorlar sıraya girecek” diyor.

Özeti: Ali Koç, Fenerbahçe’yi bir tür Barcelona’ya dönüştürme peşinde.

Barça Barça kongreye koşuyor!.

Yıldırım’ın onuru ortada kalır mı?

Aziz Yıldırım Yargıtay’ın onayını bekliyor. Beraat kararının onaylanması halinde UEFA ve TFF’den Fenerbahçe’nin 3 Temmuz sürecinde uğradığı kayıpların hesabını da soracağını ifade ediyor. O hesaplaşma süreci için de kongreden “son defa” aday olarak oy istiyor. Aziz Yıldırım’ın kongre stratejisi böyle. Üç yıl önceki kongrede Ali Koç’u kendisinden sonraki başkan adayı olarak ilan eden ve alkışlatan Fenerbahçe Başkanı, şimdilerde çeşitli iddialar ve bahanelerle bu adaylığa karşı çıkıyor. Her zaman olduğu gibi alınganlık, kırılganlık, öfke gibi ruh halleriyle rakibine karşı önceliğini ve ağırlığını ortaya koymaya çalışıyor.

Aziz Yıldırım’ı tanıyanlar, Başkan’ın bu halini elbette çok doğal karşılıyorlar. Bir yıl süreyle tutuklu kalarak ödediği bedelin değerini de kabul ediyorlar. Burada anlaşılmaz bir durum yok. Anlaşılması güç olan, ya da üstünde durulmayan durum, Başkan Aziz Yıldırım’ın kişisel mücadelesi ile Fenerbahçe Spor Kulübü’nün kurumsal haklarının aynı kaba konulması ve servis edilmesidir.

Aziz Yıldırım’da sanki başkanlıktan ayrıldığı zaman hem kişisel hem de kurumsal mücadelenin soğuyacağı, unutulacağı gibi bir kaygı var. Bu kaygıyı yersiz ve anlamsız buluyorum. Fenerbahçe Spor Kulübü, başkanı kim olursa olsun, 3 Temmuz sürecinde hem Yıldırım’ın hem de kulübün haklarını - kimse kuşkuya kapılmasın - kıskançlıkla koruyacaktır.

Fatih Hocam, sana hiç yakışmadı!

Galatasaray’ın şampiyonluğundan sonra medyada her yıl tekrarlanan telaş ve çabalar sergilendi. Onlardan en önemlisi, özellikle gazetelerin futbolcularla röportaj talepleriydi.

Öteden beri bu konudaki samimiyeti ve duyarlılığıyla tanıdığımız Fatih Terim, gazetelere röportaj verecek oyuncuları bizzat seçti.

Süper Lig’in gol kralı Batefimbi Gomis, hem performansı, hem de sempatik kişiliğiyle Hürriyet’e röportaj verecekti.

Milliyet’e röportaj verecek oyuncu geçen sezon dört maç oynayan Ahmet Çalık’tı. Haber Turk’e de Tolga Ciğerci düşmüştü. Spor müdürleri Tayfun Bayındır ve Halil Özer bu futbolcular için talepleri olmadığını belirterek öneriyi geri çevirdiler.

Açıklamakta yarar var: Burada Hürriyet’e de, spor servisinde çalışan arkadaşlarımıza da bu eşleşme nedeniyle en küçük itirazımız olamaz. Milliyet ve Haber Turk’e yapılan kıyas kabul etmez anlayışa ve haksızlığa itiraz ediyoruz.

Geçen hafta olayı bir yıl sonu mezuniyet balosuna çevirerek soyut biçimde anlatmaya çalıştım. Amacım olayın ucundan kıyısından çekilerek bir yerlere taşınmasını önlemekti.

Hıncal Abi aradı, o soyut yazı ile anlayanların bile anlamazdan geleceğini söyleyerek açık açık yazmamı öğütledi.

Ben de açık açık yazıyorum.

Fatih Hoca’dan kendisine yakışmayan bu karar ya da uygulama için bir açıklama bekliyorum.