Tam da diplomatik ve ekonomik ilişkilerde normalleşmenin kapısı aralanırken ortalık karıştı...
Mesut Özil’in Alman Milli Takımı’nı bıraktığını açıklamasından sonra Almanya resmen pisliğe battı.
Olaya elden geldiğince soğukkanlılıkla, ılımla yaklaşmak için özen göstermek gerek. Kırmadan, dökmeden işi kavgaya çevirmeden..
Gerçekleri de atlamadan, es geçmeden...
Malum, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Londra ziyareti sırasında Mesut Özil, İlkay Gündoğan ve Cenk Tosun’un birlikte poz vererek çektirdikleri fotoğraf, Alman medyasında tam da kaşınacak yara olarak belirlendi. Hem reyting, hem tiraj hem de ırkçı faşist kafalara uygun bir tıraş!
Efendim, Alman Milli Takımı’nın futbolcuları, Tayyip Erdoğan’la nasıl resim çektirebilirmiş?.. Bu iş resmen siyasete karışmakmış... Vb.
Futbol Federasyonu Başkanı Reinhard Grindel ve menajer Oliver Bierhoff da katılıyor ayrımcı kampanyaya... Hatta Joachim Löw’ü de ikna ederek iki futbolcunun (Mesut ve İlkay) özür dilemeleri gerektiğini söylüyorlar. O sırada İlkay Gündoğan Rusya’daki ilk maçta Alman taraftarlar tarafından sürekli olarak yuhalanıyor. Almanya’da arabası tahrip ediliyor. İlkay sessiz, gözyaşlarıyla yaşıyor süreci.
Mesut Özil öyle değil. Devamlılığı, yaratıcı oyunu ve klası nedeniyle Alman Milli Takımı’nda lider oyunculardan biri. Yüzlerce tweet ve yıpratma demeçlerinden sonra çok kültürlü (!) Almanya’ya bir ayna tutuyor. Türk ve Alman kimliğine saygı gösterilmediği içi Alman Milli Takımı’nda bir daha oynamayacağını belirtiyor.
O aynada Almanya’nın pisliğe battığı görülüyor.
Bayern Münih Başkanı Uli Höness, Mesut’un Alman Milli Takımı’nı bırakmasına küçümseyen bir kibirle yaklaşıyor: “Zaten ne oynadı ki! Oynadığı sürece bir pislikle bizi aldattı” diyor. İngilizler, Höness’in kullandığı Dreck (Pislik) sözcüğünü Shit (Bok) olarak çeviriyor.
Uli Höness’in “pislikten” daha ayıp bir suçu var: Vergi kaçırmaktan 3,5 yıl ceza yedi. Bir süre cezaevinde yattıktan sonra ayıpıyla birlikte hayata ve Bayern’e geri döndü.
Neyse ki Almanya’da yine de vicdan, ahlak, sorumluluk sahibi insanlar da var: Başbakan Angela Merkel, Mesut Özil’e saygı duyduğunu, onun değerli bir futbolcu olduğunu açıklayarak ırkçı baskıların karşısında bir tutum alıyor. Daha da kıymetli tavır, Adalet Bakanı Katharine Barley, “Mesut gibi bir futbolcunun ülkesinde ırkçılık nedeniyle istenmediğini ve Almanya Futbol Federasyonu DFB tarafından temsil edilmediğini hissetmesi bir alarm sinyalidir” diyor.
Bir zamanlar parlamentoda Merkel’in partisinin milletvekili olarak ırkçı söylemlerle gündeme gelen DFB Başkanı Reinhard Grindel susuyor. Nihayet baskıların etkisiyle Mesut’a bir teşekkür mesajı yayınlıyor.
Bierhoff ve Löw suskun...
Daha da ilginç olanı İlkay Gündoğan’ın da suskun bir tatile çıkması... Kimileri İlkay’ın zaten daha önce özür dilediğini iddia ediyor.
Peki Almanya neden pisliğe battı?
Dünya Kupası’ndaki başarısızlığın hemen ardından ırkçı ve ayrılıkçı gruplar öne çıktığı, tarihteki faşizm ve soykırımdan sonra kültürel genlerinde baş edemedikleri bir kromozomla karşılaştıkları için.
Sporun uluslararası ilişkilerde çözümleyici, barışçıl etkisine kötü bir darbe indirdikleri için.
Almanya geçen yıl UEFA’da Avrupa Şampiyonası’na ev sahipliği yapacak ülkelerin adaylık sürecinde insan hakları ve demokrasi kriterlerine uygunluk şartını koydurdu. Böylece organizasyondaki tek rakibi Türkiye’yi doğrudan saf dışı etme planlarına bir dayanak (!) hazırladı.
Almanya, 2024 Avrupa Şampiyonası için Türkiye’yi tuzağa düşürmek isterken resmen pisliğe battı.
Bu pislikten arınmaları çok zor.
İlkay’dan ve Mesut’tan özür bekleyenler, belki de ortamı kirlettikleri için özür dilerler... mi acaba?

ŞİMDİ NE YAPACAKLAR?

Mesut Özil’e karşı ayrımcı ve ırkçı tavırlar karşısında FİFA Başkanı İnfantino ve UEFA Başkanı Ceferin’in tavrı ne olacak? Dünya Kupası’nda her maçtan önce takım kaptanları aracılığıyla ırkçılık karşıtı çağrılarda bulunan FİFA ve UEFA sessiz kalabilirler mi? Çok zor!

Gazoz olma GAZOZ ol!

Son yıllarda okçuluğun müsabaka formatları daha da gelişti. Yılboyu etkinliklerle televizyondaki seyirci ve meraklı sayıları arttı. Mete Gazoz 17 yaşında. Gençlerde de yarışıyor, büyüklerde de. Dünya Kupası klasik yay...
Öğrendiğime göre başarısının en önemli sırrı: Umursamazlık. Kaygısızlık. Gamsızlık! Mete Gazoz, iki yıl sonra Tokyo Olimpiyat Oyunları’nda da altın madalya adayı. Çok rahat çalışıyor, çok rahat yarışıyor. Dünyanın en iyileri olarak bilinen üç Koreli’yi saf dışı ederek yakaladı altın madalyayı. Okçuluktaki başarı, World Arrow (Dünya Okçuluk Fed.) Başkanı Uğur Erdener’i de sevindirdi elbette. Mete’nin başarısı antrenörü Göktuğ Ergin’in de kariyerinde yeni ufuklar açmış. Yurt dışından transfer teklifleri var.
Galiba 12’den vurduk arkadaşlar!

UEFA’da sarı alarm

UEFA Şampiyonlar Ligi 3. ön eleme turunda Fenerbahçe Benfica ile eşleşti.. Aykut hocanın önceki döneminde Avrupa Ligi yarı finaline çıkıp kaybettiği maçın rövanşını (!) daha üst seviyede alabilir Cocu’nun kadrosu. Bence tek eksikleri üretken bir santrfor... Daha da doğrusu golcü. Başkan Ali Koç ve Sportif Direktör Comolli’nin Cocu’yu acilen rahatlatması gerek. UEFA Avrupa Ligi’nde Beşiktaş ve Başakşehir için yol açık. Beşiktaş’ın kadrosu hızla transfer turnikesine girerken, Şenol Hoca’ya daha genç, daha diri, daha aç bir kadro şansı verilmeli. Umarım öyle olur!

İki yönlü oyun

Fransa, Afrika’dan gelen mültecilere kapılarını kaparken, Afrika asıllı yıldızlarıyla ikinci kez Dünya Kupası’nı kazandı.

Almanya pisliğe battı