Eğri oturup doğru konuşalım... Dün geceki derbinin hakkını veren, hakkını arayan, baştan sona oyuna sahip çıkan ve golü arayan takım Fenerbahçe idi. Galatasaray, Hamza Hoca’nın sahaya çıkardığı onbirle evet, bir hücum karakteri taşıyordu ama, oynadıkları oyun, aradaki dört puanı korumak adına “statükocu” bir anlayışa dayalıydı...

İsmail Kartal’ın ekibi, beklenen, rutin kadrosunda sadece Diego yeniliği yapmış, asıl kozlarını kulübede bırakarak büyük kapışmaya çıkmıştı. Diego Ribas, Fenerbahçe’deki en iyi oyununu sergiledi dün. Hem hücumda, hem de savunmada sorumluluk üstlendi. Buna karşılık Galatasaray’da oyunun başmühendisi olarak bildiğimiz Sneijder, böyle bir maça yakışmayacak düşük performanslı oyunuyla gölgede kaldı. Burak ve Umut gerek koşularıyla, gerek hücum organizasyonundaki yetersizlikleriyle adeta tıkandılar. Hamit ve Selçuk’un verimli hamleleri olmasa Galatasaray belki de daha farklı bir skorla çimene havlu atacaktı. Fenerbahçe’nin ileri ucundaki oyuncular tümüyle etkili, baskılı ve çalışkandılar. Hak ettikleri golleri talihsiz vuruşlarla ya da rakibin son andaki müdahaleleriyle atamadılar. Ama kimse onlara, istemedi, çalışmadı, kaytardı, diyemez. Fenerbahçe takımı sadece üç puanı değil, tümüyle saygıyı hak ediyordu. Emre, Mehmet Topal, sonradan oyuna giren Alper, Webo ve Selçuk sürekli vites yükselten Fenerbahçe’nin taze güçleriydi.

Emre Belözoğlu’nun direkte patlayan serbest vuruşu, Fenerbahçe’nin galibiyeti için çalınan erken uyarı borusuydu... Hamza Hoca’nın Yasin ve Emre ile yaptığı hamleler, direnmenin ötesinde bir üretkenlik sağlamadı. Sadece Yasin’in iki şutunu izledik, maçı kazanmak için bunlar yeterli olmadı.

Yüksek tempolu oyun, sıkı mücadele ve tüm oyuncuların sadece oyuna yoğunlaşması, önceki maçlarda rastladığımız ve alıştığımız gerginlikleri önledi. Sadece Emre ile Chedjou’nun tartışmaları dikkat çekti, ama Çakır kolay bastırdı. Maçın en önemli anlarından biri Olcan’ın Emenike’yi yüzde yüz gol pozisyonundayken düşürmesiydi. Çakır sarı kart gösterdi. Kırmızı da olabilirdi. Neyse ki bu tartışma da gölgede kaldı.

Dirk Kuyt, Mehmet Topal’ın uzun pasıyla buluşunca golü öylesine sakin ve güzel attı ki, her türlü övgüye değer!

Ligi yeniden başlattınız... Haydi doya doya eğlenin Fenerbahçeliler!