Galatasaray, İgor Tudor dönemine çok acele ayak uydurmalı... Hırvat teknik adam bir takım radikal kararları peş peşe alıyor. Henüz uygulamaya koymadığı ama çok yadırganacak başka kararları da var. Bu arada bir özeleştiri yaparak tribüne gönderilmesine yol açan davranışlarını gözden geçirmeli. Burada ister istemez akla gelen soru da şu: Acaba Ali Palabıyık yeni antrenöre bir ayar mı vermek istedi? Neyse karara saygılıyız.

Tudor’un radikal değişiklikleri var. Onlardan ilk örneği savunmada 4’lüden üçlüye dönmesi... Hemen söyleyelim ki düne kadar dörtlü oynayan sarı -kırmızılı takım, bu üçlü savunmaya dönerken epey zorlanacak, zaman zaman fire verecek. Burada Conte’nin Chelsea’de aynı dönüşümü yaptığını, itirazlara karşın ısrar ettiğini ve zirveye yerleştiğini de söylememiz gerekir. İgor her türlü riski göze aldığına göre herkes sabırla beklemeli.

Dörtlü orta alan ve üçlü hücum hattıyla Galatasaray beklediği golleri çabuk buldu. Önce Bruma, sonra da Eren Derdiyok. Biri yakından, öteki uzaktan... Her iki golde de asist Josue’nin... Portekizli, düne kadar ancak dört maçta forma giyebilmiş. Belki de kiralık pozisyonunda oynadığı için ciddi olarak düşünülmedi. Ama hakça söyleyelim: Araya attığı toplar ve yaratıcı hamleleriyle takım için yararlanılması gereken bir oyuncu o. Sneijder’le de oynar, o yokken de oynar!

Galatasaray iki golle öne geçtiği halde oyunu tutamadı, kontrol edemedi. Üç forvetten biri (Josue) asistleriyle ötekiler de (Bruma ve Eren) golleriyle skora katkıda bulunduklarına göre performansları olumludur. Orta alan için o kadar iyimser olmak zor.

Eto’o’nun cezalı olduğu bir haftada Galatasaray 2 farkla öne geçtikten sonra daha disiplinli oynar, peş peşe iki gole izin vermeyebilirdi. M’Billa’nın Chedjou’ya pres yaparak kazandığı topla attığı gol derslikti. İkinci yarının başında Deniz’le beraberliği bulan Antalyaspor, maçı koparacak hamleyi yapamadı. Selçuk’un duran topunu kafayla tamamlayan Eren Derdiyok (2 golle) üç puanın kahramanı oldu.

Bu arada... Bruma’nın gördüğü kırmızı kart yüzde yüz doğru. İgor’u tribüne gönderen karar da dördüncü hakemle tartışmasına dayanıyor. Eh, bizim dördüncüler de az değil hani!