"İnşaat iznini Demirören aldı!"

Fikret Orman’ı ilk yöneticilik yıllarından beri tanıyorum. En belirgin özelliği samimiyeti. Duygu ve düşüncelerini samimiyetle paylaşıyor. Duruma göre davranmak gibi kolaylıklara sapmıyor, çelişkilere düşmüyor. Hata yaptığı zaman itiraf etmesini de biliyor, hatadan dönmesini de.

Örneğin, İnönü Stadı’nın Vodafone Arena’ya dönüşmesi sürecini anlatırken, bir yanlış algıyı düzeltmek gereğini duyuyor: “Herkesin bildiğinin aksine, bu stadın yenilenmesi için gerekli izni alan, prosedürü tamamlayan kişi ben değilim. O izni alan Yıldırım Demirören’dir. Benim bu işteki rolüm, stadı yıkmaktır. Yıkılamaz, yapılamaz denen stadı yıktık... Yerine yenisini yapıyoruz ve inşallah Eylül’ün son haftasında orada açılışlar yapacağız.”

Açılış değil, açılışlar... Beşiktaşlı üyeler için sürprizlerle dolu özel bir açılış gecesi... Sonra çok büyük sanatçıların katılımıyla bir açılış konseri ve Avrupa’nın seçkin bir takımıyla açılış maçı...

Arada gülerek, “Daha biz çatıyı monte etmeden gerekli yükseklik sınırını aştığımız için engellerle karşılaştık. Biraz zaman aldı ama hallettik. Şimdi süratle çatıyı monte etmemiz gerekiyor. Ancak o işlem bittikten sonra 75 güne ihtiyacımız var. Saha düzenlenecek ve çim ekilecek” diyor. Sonra da ekliyor: “İnönü’de bizi Allah korumuş. Yıkımda 1760 ton hurda demir çıkardık. Oysa bizim Vodafone Arena’da kullandığımız demir, 30 bin ton!” Stad maliyetinin de 270 milyon lirayı bulacağını bildiriyor.

Başkan, bir cep telefonu ve internetten herkesin ulaşabileceği futbolcu listesiyle transfer piyasasına dalan “menajer”lere de takmış durumda: “Adam listeyle gelip bizden yetki belgesi istiyor. Sonra da gidip futbolcunun gerçek menajerini bularak işi kotaracak. Tabii arada payını da (!) götürecek. Artık uyandık böyle tuzaklara düşmüyoruz.”

Gezi olayları sırasında Çarşı’nın siyasetin içine çekildiğini, Beşiktaş Kulübü ve kendisinin siyasetle ilgilenemeyeceğini söylüyor. Her şeye rağmen kendi avukatıyla hukuki süreci izlediğini de açıklıyor. Bu arada bazı taraftar gruplarının protestolarını gayet iyi anladığını belirtiyor: “Biz yönetime gelince taraftara bedelsiz toplu bilet verme işini sonlandırdık. Arada Passolig’i bahane ederek maçları boykot edenler, takıma zarar verenler var. Ama taviz yok. Yeni statta da kombine alan herkes yeri neresiyse oraya oturacak. Kuracağımız kamera sistemiyle taktığı kravatın markasını dahi görebileceğiz. Bedava bilet olmayacak.”

Kulüp borçları ve hesap sorma yaklaşımları için de “Biz kimseyle kavga etmiyoruz. Hesapları anlaşarak uzlaşarak temizliyoruz. En az 60 milyonluk bir yükü hafiflettik. Gelecek yıl da göreceksiniz, Beşiktaş’ın borcu artmayacak, azalacak!.”

Demba Ba’nın satışından elde edeceği parayı da sağlama bağlamış Başkan: “Çinliler, 7 milyon Euro’yu hemen, geri kalan 6 milyonu da 1 yıl içinde ödeyecekler.”

Peki ya yeni transfer?

- “Biz Demba Ba’yı aylar öncesinden seçtik. Misafirimiz olarak Umre’ye gönderdik. Bonservisi 13’lerden 6’ya geldi. Çok mutlu oldu ve Beşiktaş’ı seçti. Elbette boş durmuyoruz. Aylar öncesinden belirlediğimiz oyuncular var. Hatta hazırda beklediğini bile söyleyebilirim. Ama iş bitmeden açıklayamam.”

Beşiktaş taraftarlarının “çikolata renkli” oyuncu beklediğini söylüyoruz, “Bizde her renk var!” diyor.

İstanbul’a dev bir heykel

Anish Kapoor, Hint asıllı İngiliz heykeltraş. Dünyanın en önemli şehirlerinde ölümsüz eserleri var. Onun yaptığı heykeller, kentlere özel bir anlam ve zenginlik kazandırıyor. Beşktaş Jimnastik Kulübü, onca sorunla uğraşırken sanata yine de yer ve bütçe ayırmış. Yeni stadın maraton kapısı önünde (deniz tarafı) Anish Kapoor’un bir heykeli de yer alacak. Dev yapıtın şeklini, kimi sembolize edeceğini bilmiyoruz. Fikret Orman sır vermiyor. Baba Hakkı ya da Süleyman Seba da olabilir, Beşiktaş’ı simgeleyen Kartal da. Belki de sanat çevrelerinde sansasyon yaratacak çok farklı bir Anish Kapoor yapıtı.. Ama yine de bu heykel için 3 milyon doları gözden çıkaran Orman ve arkadaşlarını kutlamak gerekiyor!

‘Emre, Egemen gelemez!’

İftar sohbetinde herkesin kafasındaki soruyu soruyorum Başkan’a: “Emre’yi almayı düşünür müsünüz?”

“-Bizim ilkelerimiz ve bizim felsefemizle Emre, Beşiktaş’a gelemez. Bazıları Egemen’i konuşuyor. Egemen de Beşiktaş’a gelemez. Emre’nin Fenerbahçe’den ayrılma pozisyonu yine de bizden iyi... Terraneo’nun açıklamasından sonra TV’den öğrenmiş. Bizde ise İbrahim Toraman “helalleşme” kavramını karıştırdı işin içine... Sen bana ne vermişsin ki bana hakkını helal edip etmeyeceğini konuşuyorsun.!”

Sağ olasın Kağan Hocam!

Kızım Nilüfer Gökçe, aylar önce Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi’nde kritik bir mide ameliyatı geçirdi. Sıkıntılı, zor ve endişeli günler yaşadık. Ama her defasında enerjimizi tazeleyen, bize yaşama sevincini hatırlatan dostumuz, sevgili hocam Prof.Dr. Kağan Zengin hem Nilüfer’i sağlığına kavuşturdu, hem de bize “sabır” denen duyguyu ve direnişi kazandırdı. Cerrahpaşa Cerrahi’deki tüm doktorlara, hemşirelere ve değerli personele teşekkür ediyoruz. Sağ olasın Kağan Hocam!