TFF Başkanlığına seçilen Nihat Özdemir’e başarılar dilerim. Türk futbolunda federasyon başkanlığı gerçekten ateşten gömlektir. Kulüpler, yöneticiler, futbolcular, antrenörler ve medya sürekli “talepkar” yaklaşımlarla baskı altına alırlar federasyonu. Hepsi de kendine göre (!) haklıdır. Özellikle seçimli kongre dönemlerinde taviz üstüne taviz beklenir. Sonu gelmez pazarlıklar yapılır.
Seçimden daha önemli sorunları var Türk futbolunun. En başta şu Ana Statü… Futbol Federasyonu’nun Ana Statüsü, tam anlamıyla adaletsiz, eşitliksiz, futbol ailesine söz hakkı tanımayan, tartışma kürsülerine kulüp rekabetinin ve yayın pazarlıklarının dışında yeni bir vizyon getiremeyen, hareket alanını daraltan ve gelişmeyi engelleyen bir metindir. Ana Statü, taban birliklerini, paydaşları bir kenara iterek kulüp temsilcilerinin ezici çoğunluğuyla TFF Genel Kurulu’nu adeta “işverenler sendikası”na dönüştürmüştür.
Öte yandan antrenörler, hakemler ve futbolcular da TFF genel kurulunda beşer kişilik dar kadrolarla temsil edilmektedir. En çok milli olan, en çok final yöneten en uzun süre milli takım çalıştıran gibi sınırlamalarla hiçbir yere varılamaz. Milli takımda antrenörlük yapmamış bir hoca da, hiç milli olmamış bir futbolcu da, final yönetmemiş bir hakem de Türk futboluna pekala katkıda bulunabilir. Genel kurulda yararlı eleştiri ve önerileri gündeme getirebilir.. Niye dışarıda kalıyorlar? Anlayan beri gelsin!
Taban birlikleri ya da futbolun paydaşları dedik... Şimdi sıkı durun, futbolun paydaşları olmadan da genel kurula katkı sağlayacak kurumlar var… Akademik kurumlar. Bilimin imbiğinden geçirdikleri gerçekleri size aktarabilir, hiçbir pazarlığa ve kulise girmeden tezlerini özgürce savunabilirler. Maalesef kapı onlara da kapalıdır.
Bu arada... Futbolun asıl görünmeyen kitlesi, buzdağı örneği amatör kulüplerdir. Onların bu toplulukta sesini duyan var mı? Onlar da hak ettikleri biçimde temsil ediliyorlar mı? Hayır!
Bu sorun Nihat Özdemir’in kişisel sorunu değil. Ama Türk futbolunun en önemli sorunu. Çözümü de hiç kolay değil. Hangi kulüp bu iktidar erkinden vazgeçip delege sayılarını azaltarak yeni temsilcilere sandalye verebilir ki!
Ama hiç yolu yok… Eninde sonunda değişecek bu Ana Statü… Ancak ondan sonra özlediğimiz gelişimi ve başarıyı yakalayabiliriz.
Kolay gelsin Nihat Bey!

Ali Koç’tan tazminatsız adam atma dersi!

TFF Genel Kurulu’nda Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, isim vermeden Fatih Terim’in Milli Takım Teknik Direktörlüğü’nden ayrılmasıyla ilgili “tazminat” detayına giriyor ve özetle, “İş kanunu açıktır. İlgili maddeye göre görevine son verip iş akdini tazminatsız feshedebilirsiniz” diyor. Şaşkınlıkla karşılanan konuşmasını daha da hayret verici biçimde tamamlıyor: “Tazminat olarak ödenen para, kulüplerin parasıdır!”
Ne soyadıyla ne de iş dünyasında temsilcisi olduğu büyük marka ile bağdaşan sözler bunlar. Kendi işyerlerinde tazminatsız adam gönderdiklerini aklıma bile getirmem.
Acaba Ali Bey, Fenerbahçe-Galatasaray rekabetinin kötü bir örneğini mi sergiliyor? Mesela söz konusu Fenerbahçe’nin sembolü bir hoca olsaydı, yine aynı tazminat eleştirisini yapar mıydı? Her neyse... Yargı da tazminat kararı verdiyse susmak gerekir.
Bir de şu, “Kulüplerin parası” sözleri… Siz önce her yabancı futbolcu için alt yapı fonuna para ödeyin de sonra konuşalım sevgili Başkan.

Avcı’nın Kartal’ı Kartal’ın Avcı’sı

Şenol Güneş’ten sonra Beşiktaş Teknik Direktörlüğü gibi zor bir görevi üstlenecek adam bulmak çok zordur. Beşiktaş Başkanı Fikret Orman, sessiz ve sabırlı çalışmasıyla bu işi hiç de gürültü koparmadan çözümledi. Yıllardır şampiyonluğa oynayan ve son düzlükte kaybeden Abdullah Avcı’yı coşkulu taraftarlarıyla buluşturan hamleyi yaptı.
Çok güzel bir buluşma bu... Beşiktaş başarılı, dürüst, bilimsel ilkelerle çalışan bir teknik adam arıyordu, buldu. Abdullah Avcı da taraftar desteğine muhtaç bir hocaydı, o da aradığını Beşiktaş’ta buldu.
Abdullah Hoca’ya Göksel Gümüşdağ Başkan’dan nasıl ayrıldığını sordum. “15 yıllık beraberliğimiz ve dostluğumuz var. Sadece anlayış gösterdi ve yardımcı oldu” dedi. Öğrendim ki Beşiktaş, Başakşehir’e 5 yıllık sözleşmeyi fesih bedeli olarak tazminat ödemek durumunda da kalmamış. Göksel Gümüşdağ, geçen yıl kendi işlerinde kullandığı özel dizayn Mercedes minibüsü Abdullah Hoca’nın emrine vermişti. Şimdi Başkan’ın hediyesi olarak o minibüs Avcı’ya ait...
Abdullah Avcı rapor üstüne rapor hazırlıyor. 10 Haziran’da özel törenle imza atacak, 24 Haziran’a kadar transfer çalışmalarına katılacak, ardından 1 hafta tatil yapacak. Tatil sonu Ümraniye’de işbaşı... Hoca’nın kafasında çok değişik adamlar, planlar var. Ayrıntıya girmedim, hiçbir şey sormadım. İmzadan sonra heyecanlı bir süreç bekliyor Beşiktaş’ı. Kim geliyor, kim gidiyor, öğreneceğiz!

Orman kalp kırdı

Fikret Orman’ın “Son 2 şampiyonluğu hakemler belirledi. Rizespor-Galatasaray ve Galatasaray-Beşiktaş maçları tarihe kara leke olarak geçecektir” sözleri çok kırıcı ve sertti.
Tamam, altını çizdiği hakem sorununu hepimiz kabul ediyoruz. Bu sorun ayrı bir platformda tartışılabilirdi. Ama ne olursa olsun, Kulüpler Birliği Başkanı olarak nezaketle kutlanması gereken bir şampiyonluğu karalamak, hakem sorununun çok ötesinde sportmenlik dışı bir söylemdir. Kalp kırıcıdır. Başkan’ın kırık vazoyu onarması da çok güçtür. Yazık oldu. İyi olmadı.