Arena’daki “Şampiyonluk Kutlaması”nı zaman zaman neşeyle, çoğunlukla ibretle izliyorum... Tasarlanmış coşku gecesinde profesyonellerin hazırladığı koreografi çok güzel. Bu konuda uzman değilim ama, hoşuma gitti.
Süper Lig Şampiyonluk Kupası’nın TFF Başkan Vekili Servet Yardımcı tarafından takım kaptanı Selçuk İnan’a verilmesi ile resmi prosedür yerine getirilmiş oldu. Ardından madalyalar, müzik ve dans eşliğinde futbolculara takılırken, hemen her birinin ayrı ayrı yaptığı küçük ve sevimli gösterilere de tanık olduk.
Gece güzeldi de... Yine de bir burukluk vardı o renk ve ses cümbüşünün içinde.
Galatasaray’ı Ünal Aysal’ın bıraktığı boşlukta tüm sorunlarıyla devralan, gemiyi kayalara oturtmadan herkesin beklediği şampiyonluk linmanına salimen getiren iki adanmış adam, Abdürrahim Albayrak’la Ali Dürüst, o muhteşem tabloda hiç bir detaya konmamışlardı...
Akıllı, becerikli ve yaratıcı profesyonellerin koreografisinde vefaya, adanmışlığa ve saygıya yer kalmadığını gördük. Çiçeği burnunda Başkan Dursun Özbek, o keyif ve gurur gecesine aile efradıyla birlikte katılıyor ama, Albayrak ve Dürüst’ün yokluğunu ve boşluğunu göremiyordu.
Dinlemeyi sevmiyorlar
Galatasaray, Ünal Aysal’ın yönetim deneyimsizliğinden az çekmedi. Korkarım ki Özbek’in Yarsuvat yönetimindeki kısa süreli deneyimi de pek yeterli olmayacak. Bu açığı kapatmak için Başkan’ın, kulağını dört açarak uyarıları ve önerileri dinlemesi gerek. Ne çare ki bizde liderler nedense dinlemeyi pek sevmiyorlar. Albayrak ve Dürüst konusunda Başkan’ı uyaran oldu mu? Başkan bu uyarıları dinledi mi? Bilmiyorum. Bildiğim, podyumun boş kaldığıdır.
Şimdi bana hiç kimse “Şampiyonluk takımın hakkıdır. Yöneticiler podyuma çıkmaz!” demesin. Elbette öyledir. Ama Albayrak ve Dürüst sadece yönetici değillerdi. Prandelli’nin elinde yelesi yolunmuş aslana dönen Galatasaray’ı uyandırdılar... Hamza Hamzaoğlu gibi pırıl pırıl bir karakteri işbaşına getirdiler. Futbolcuların sorunlarını çözdüler, onlarla yatıp onlarla kalktılar. Ali Dürüst şirketin başında soğukkanlı bir akıl olarak günlük işleri yeni dertler açmadan sürdürürken, Abdürrahim Albayrak sıcak yüreğiyle sevgisini ve enerjisini koydu ortaya... Sağlığını bile göz ardı ederek.
Hayır, onlar sadece yönetici değildi. Takımın birer parçasıydılar. Hem de çok değerli parçası...
Uğruna mücadele ettikleri Şampiyonluk Kupası Arena’ya geldi...
İyi hoş da, vazo kırıldı bu arada!
Şık olmadı, hoş olmadı... Hem de hiç olmadı Sayın Başkan!

Sportif direktör

Beşiktaş Yönetimi, sportif direktörlük için bekleme kararı almış. Teknik direktörlüğe Mircea Lucescu ya da Mustafa Denizli getirilirse, bu hocalar sportif direktörle çalışmayacakları için böyle bir seçim yapılmayacakmış. Şenol Güneş ya da Abdullah Avcı ile anlaşma sağlanırsa, bir sportif direktör atanacakmış.
Sıkıntılı, karmaşık bir sorun.. Beşiktaş Yönetimi karar vermeli. Sportif direktör gerekli mi, değil mi? Böyle bir direktörle -bırakın teknik direktörü- siz çalışabilir misiniz ? Önce samimiyetle kendi içinizde buna karar verin. Sonra da havaya göre dans etmekten vazgeçin!

Yıldırım salvolar

Aziz Yıldırım, 3 Temmuz sürecinde yeniden yargılanıp aklanıncaya kadar başkanlığa devam edeceğini bildirdi, Fenerbahçe başkanlığına yeniden seçildi.
Doğruları, yanlışları, hizmetleri ve hatalarıyla genel kurulun karşısına çıktı, üyelerin onayını aldı. Kutlarız. Hayırlı, uğurlu olsun.
Güven tazeleyen Fenerbahçe Başkanı, belli ki çok önceden hazırlıklar yapmış. Spor gündemini değiştiren, yılgın ve üzgün üyelerdeki heyecanı yeniden ateşleyen bir dizi projeyle kolları sıvadı.. İtalyan Sportif Direktör Terraneo, sanki yan odada bekliyormuş gibi hemen işbaşı yaptı. Transfer listesi hemen her gün yeni yıldızlarla göz kamaştırıyor. Teknik direktörlük için de kapılar en büyüklerle açılıyor.
Yıldırım’ın bu salvo atışları iyidir, hoştur da... Kongredeki salvolar da çok düşündürücüydü.. Özellikle Başkan Adayı Hulusi Belgü’ye karşı zaman zaman alaycı, küçümseyen bir dil kullanması, sürekli “ben.. ben...ben”lerle örülü cümleler kurması gereksizdi, kırıcıydı. Hele bir de “100 milyon dolarlık teminat mektubunu getirin, hemen bırakayım” diyerek meseleyi bir tür artırmaya dönüştürmesi doğru değildi.
Aziz Yıldırım’ın yeni başkanlık döneminde yeni bir portre çizmesini dilerim şahsen... O portre biraz güleryüzlü olmalı, azıcık sakin ve barışçı olmalı. Kaşlar çatılmamalı, surat asılmamalı! Sevgi, saygı, sempati ve empati... Fazla bir şey değil... Fenerbahçelilerin kendisine fazlasıyla verdiğinin birazını da Başkan vermeli yani!