Yıldırım, Yıldırım'a karşı!

Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, yeniden gündemin zirvesinde. O nedenle izlediğiniz derbinin ayrıntıları ne olursa olsun, baş köşede onu görüyorsunuz.
Beşiktaş-Fenerbahçe maçının analizleri bir yana, Volkan-Talisca sürtüşmesi bile gölgede kalıyor.
Aziz Yıldırım, bu defa Caferağa Salonu’nda rakip kulüp başkanını tokatlıyor.
Attığı tokatın gerekçesi de protokolda kendisine yer ayrılmaması, salonun Beşiktaş taraftarlarıyla doldurulması, Yakın Doğu Üniversitesi’nin daha sezon bitmeden etik dışı davranışlarla Fenerbahçeli sporculara kanca atması...
Ortalık karışıyor tabii... Tokada hedef olan Işık Eyigüngör, kendini savunmak zorunda kalıyor. Tribündeki beklenmedik olay, çevredeki insanları tedirgin ediyor, gerginlik yaratıyor. Kadınlar “Bırakın!” diye feryat ediyor.
Biraz tarihe baksak mı? ABD’nin 41. Başkanı George Herbert Walker Bush, 1. Körfez Savaşı’nda Saddam’ın Irak’ına karşı bombaları yağdırırken aynen şunları söylemişti :
“We did what we must have done!. If necessary,we’ll do again.”
“Yapmamız gerekeni yaptık! Gerekirse yine yaparız.”
Çeyrek asır önce Baba Bush’un canlı yayında söylediğini, Aziz Yıldırım bir spor salonunda söylüyor.
O sözler de canlı yayında...
Olaylar medya tarafından baş tacı ediliyor. Aziz Yıldırım, gücünü gösteriyor, tekrar yayınlarla tüm Türkiye’ye sesleniyor.
Olay basit bir darp değil. Ortada kötü bir örnek var. Gücüne sınır kabul etmeyen bir spor kulübü başkanı var.
Daha da dramatik olanı şu: Türkiye’de futbol maalesef vicdanları da boyamış durumda... Sırf Fenerbahçe taraftarı kimliğiyle başkanın arkasında duranlar var. Centilmenlik, nezaket, beyefendilik, sportmenlik spordaki hükmünü kaybediyor.
Sırf Fenerbahçe karşıtlığıyla olayı bağlamından koparıp Aziz Yıldırım’a ölçü -sınır tanımadan saldıranlar da var. Dedik ya, boyalı vicdanlar!
Yine de bu ülke adına umutlanabiliriz...
Azımsanmayacak ölçüde twitter, facebook, instagram ahalisi, bir grup Fenerbahçeli de dahil, Yıldırım’ı kınıyor, ayıplıyor...
TBF acilen toplanıp Aziz Yıldırım’a 6 ay men, 40 bin TL para cezası veriyor. Işık Eyigüngör’e de 1 ay men, 7 bin 500 TL ceza kesiyor. Burada mağdurun ne yaptığını merak ediyoruz tabii. Başkan’ın iddiaları doğru olsa bile ceza biraz zorlama değil mi?
Spor Hukuku uzmanları, özellikle 6222’ye muhalefetten yargılamada bu - iki taraflı - kararın Başkan’ın savunmasında işe yarayacağını söylüyor.
Kimse ciddiye almasa da, Aziz Yıldırım’ın 6222’ye göre ertelemeler, indirimler, hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi olasılıklara rağmen başkanlık görevinin düşebileceği ileri sürülüyor. En az 1 yıllık ceza durumunda Yıldırım’ın yöneticiliği kendiliğinden düşecek.
O zaman da muhaliflerinin yapamadığını Aziz Yıldırım kendi kendine yapmış olacak!
Kramer Kramer’e Karşı (Yön: Robert Benton /Meryl Streep -Dustin Hoffmann) filmi masum bir aşk öyküsüne dayanıyordu. Aziz Yıldırım’ınki de bir aşk öyküsü... Masumiyetten uzak, maraz bir Fenerbahçe aşkı bu!

Salon sosyetesi

Türkiye, basketbolda Avrupa’nın en iyisi... Euroleague’de son sekizde 3 Türk takımı vardı. Fenerbahçe şimdi Sinan Erdem’de Final Four’un favorisi olarak parkeye çıkacak. Kadınlarda Fenerbahçe, Euroleague’de 3. kez final oynadı. Voleybolda Eczacıbaşı Avrupa Şampiyonu, Vakıfbank üçüncü oldu. Avrupa’nın en iyi takımları (Vakıfbank, Eczacı, Fenerbahçe) Türkiye’de. Vestel Venüs Sultanlar Ligi, Avrupa’nın en başarılı kadınlar ligi...
Basketbol Erkekler Ligi de İtalya, İspanya, Rusya, Fransa’yı geride bırakarak Avrupa’nın en iyisi olduğunu kanıtladı.
Güreşte yeniden tarihimize dönüp Avrupa Şampiyonası’nda 5 altın, 1 gümüş, 3 bronz madalya kazandık. Taha Akgül, Rıza Kayaalp gibi şampiyonların yanına kadınlarda Yasemin Adar kızımız da adını yazdırdı.
Karate kumitede Milli Takımımız Avrupa Şampiyonu oldu. Burak Uygur da 67 kiloda altın madalya kazandı. (Unutmayın : Tokyo 2020’de karate, Olimpiyat Programı içinde yer alacak.)
Bu başarıları tek başlıkta toplarsak... Çocukluğumuzdan beri yanlış bir algıyla seçkinler, elitler, zenginler topluluğu olarak tanıdığımız, oysa sadece topluluk anlamına gelen sosyeteyi kullanarak futbola bir gönderme yapmak istiyorum:
“Ne haber arkadaşlar? Salon sosyetesi sizi geçti, iyi misiniz!”

Tersine akan nehir: Aydınus

Yiğidin hakkı yiğide... Fırat Aydınus, sezonun en başarılı hakemi olarak Beşiktaş-Fenerbahçe derbisine atandı. Elhak, doğru karar!
Aydınus maçları başarıyla yönetmekle kalmamış, güler yüzü ve futbolcularla kurduğu abartılı diyalogu da bırakmıştı. Daha sade, daha duru bir Aydınus’tu bu.
Maalesef son derbide yine kaza yaptı... Uzun süre sarı kartlarını çıkarmadan maçı akışına bırakmak istedi. Kontrolu kaybetti. Sonradan yaptığı hamlelerle kontrolu sağlamaya çalıştı, iki kırmızı kart gösterdi yine de kurtaramadı.
Uluslararası Voleybol Hakemi dostum Akın İra, “Futbol, voleybol hiç fark etmez...Hakemlikte disiplin kararlarından vazgeçilemez” dedi. Doğru söze ne denir!
Bir de 36. dakika var... Hasan Ali’nin Babel’e yaptığı penaltı... Fırat onu da atladı.
Tersine akan nehir gibiydi.

Çin şiirinde adalet

Davacı zengin, davalı yoksulsa
zenginden yana işler yasa.
Davacı yoksul, davalı zenginse
davalıda kalır nizalı arsa.
Davacı da davalı da zenginse davada,
Özür diler, çekilir aradan kadı.
Davacı da davalı da yoksulsa bak,
Sadece o zaman yerini bulur hak.

(7.Yüzyıl / O dönemde de hukukun gücü değil, gücün hukuku vardı... Sanırım!)