Yusuf’a kapıyı devlet mi açtı?

Printer değil, Yazıcı... Hayır, kimseye Türkçe öğretecek değilim... Günümüzde “printer” sözcüğü, bildiğiniz gibi “yazıcı” olarak karşılık buluyor... Bilgisayardaki bir metni, kağıda dökmek isterseniz, yazıcıya gönderiyorsunuz.
Bu defa “Yazıcı”yı gönderdik. Trabzonspor’un harika çocuğu, yuvadan yetişen süper delikanlıyı ağlaya ağlaya Lille’e yolcu ettik. Eğri oturup doğru konuşalım.. Yusuf Yazıcı, öğrendiklerini sahaya dökerek, hedefleri, hayalleri, özlemi ya da ihtirasıyla kendi tarihini yazıyor.
Bu tarihin kayıtlarına geçen bir yığın dedikodu, gerçek öykü, ayrıntı ve tartışma var...
Haydi dosyayı açalım...
Derler ki, Trabzonspor Başkanı Ahmet Ağaoğlu ve yönetimin ısrarla “göndermeme” kararlılığı, devletin kapısına da yansımış. Bir bakanımız, Yusuf’u çağırarak “Kesinlikle gitme... Trabzonspor’un senden bekledikleri var. Bir yıl daha devam et, sonra gidersin. Ama bu sevdadan vazgeç!” demiş. Sevginin ve samimiyetin sıcaklığına rağmen Yusuf’un kafası karışmış. Kişisel kariyer sorunlarının memleket meselesi haline gelmesinden tedirgin olmuş.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la iletişim kurmuş Yusuf. “Efendim, demiş, kariyerime Avrupa’da devam etmek istiyorum. Önümüzdeki sezon Şampiyonlar Ligi’nde oynayacak Lille kulübünde forma giymek istiyorum. Anlayışınıza sığınıyorum. Desteğinize ihtiyacım var.”
Futboldan gelen en önemli siyasetçi ve devlet adamı Erdoğan, böyle bir kariyer planlamasına onay vermez mi? Gayet tabii, genç Yusuf’a anlayış gösterilmesini tavsiye edebilir.
Memleket meselesi haline gelen Yusuf’la ilgili iddiaları Trabzonspor Başkanı Ahmet Ağaoğlu’na sordum. “Bu hikayenin yüzde sekseni doğru!” dedi. Geçen sezonun başından beri Yusuf’u asla satmayacaklarını söyleyen Başkan, şöyle devam etti: “Maalesef, Yusuf gitmek için çok ısrarcı oldu. Gitmesini asla istemiyordum. Yine de onu toplumun önüne atmadım. Gitmesine izin verdim!”
Öykünün Cumhurbaşkanı ile ilgili bölümüne hiç girmedi. Bu olay gerçek de olabilir, şehir efsanesi de... Sadece not düşmek üzere yazıyorum.
Nasıl da değişiyor dünya !.. 60’lı yıllarda Brezilya hükümeti, efsane futbolcu Pele’yi “milli servet” ilan etmiş, yurt dışına transferini yasaklamıştı. Günümüzün küresel futbol anlayışında olmuşsa Yusuf Yazıcı gitmek için devletten destek istiyor.
Ağaoğlu’na dönelim... Yusuf’un daha üç yıllık sözleşmesi olduğunu hatırlatarak “Hiç de etik davranmadılar” diyor Başkan... “Lille kulübü futbolcumuzla konuşmak için bizden izin almadı. Futbolcumuzun gitmek ısrarı olmasaydı, şikayetçi olur, FİFA’ya başvururduk. İş CAS’a kadar gider ceza alırlardı. Geçen yıl meteliğe kurşun atarken satmadığımız Yusuf’u bu yıl finansal bakımdan daha rahat olmamıza rağmen bıraktıysak, sadece onun isteğine saygı gösterdik. Hepsi bu!”
Dip notu: Bazı arkadaşlar, Lille’in Yusuf’un Türkiye’de başka bir kulübe satılması halinde Trabzonspor’a 20 milyon Euro ödeme yapmasını gerektiren anlaşma maddesine itiraz ediyorlar. Çalışma özgürlüğü, kişisel haklar, zaman kaydı filan... Konu Yusuf’la ilgili değil. İki kulüp arasında 5 yıl (Lille-Yusuf sözleşmesi) süreyle kayıtlı bir madde bu. Lille satarsa!... 5 yılın sonunda Yusuf zaten serbest kalabilir. O madde doğrudan Yusuf’u değil, Lille’i bağlıyor.

Altın çocuklar

Hepsini içtenlikle kutluyoruz. Basketbol U18 takımımız finalde İspanya’ya (57-53) yenilerek gümüş madalyayı kazandı. Ama gördük ki çocuklarımızın hepsi de altın değerinde. Bu maç bana rahmetli dostum Kenan Onuk’un hiç unutmadığım sözünü hatırlattı: “Basketbol ilk üç periyottaki oyunun ve skorun çöpe gittiği, her şeyin dördüncü periyotta değiştiği ve bittiği bir spordur. O yüzden sağlığa yararlı olduğu da söylenemez.”
Gerçekten ilk 3 periyotu hep önde kapayan takımımız son çeyrekte, hem de son dört dakikada adeta çöktü. Üstüne bir de hakem hatası eklenince kıyamet koptu. FİBA Avrupa Genel Sekreteri Çekyalı Kamil Novak kafilemizden özür diledi. Bu durum elbette can sıkıcı bir ortam yaratıyor. Hakemleri FİBA yetiştiriyor. Elemelerden, kurslardan geçen en iyi hakemler, pat Euroleagu’e transfer oluyor. Çünkü para orada. Bu işe bir çözüm gerekiyor. Projeler var ama zaman alacak. Altın Çocuklar’ı, Coach Gökhan Güney’i ve TBF’yi kutluyoruz. Üzücü sonuçlarla öfkelenmek yerine sakin ve barışçı tutum almak bence daha doğru olur.

Futbol keyfine limon sıkıldı

Bugün iki önemli maç izleyeceğiz. Galatasaray - Akhisarspor Süper Kupa maçı Ankara’da, 21.30’da başlayacak. O maçtan 45 dakika önce de Şampiyonlar Ligi ön elemesinde Başakşehir - Olimpiyakos karşılaşacak.
Neresinden baksanız iki önemli maç. Ekranın karşısında merak ve özlemle oturacağız. Ama iki maçın da 45 dakikası ortak. Başakşehir’i ikinci yarıda bırakıp Ankara’ya takılabilirsiniz. Ya da o maçı ikinci yarıdan izlersiniz. Bir de İstanbul’da Fenerbahçe’nin Cagliari ile oynayacağı özel maç var... Olmuyor. Sezon planlaması yapılırken bunlar dikkate alınmıyor. Futbol keyfine limon sıkılıyor.

Yerli ve milli

TBF ve Total sponsorluk anlaşmasıyla buluştular. Birbirlerine yakıştılar. Total ve Basketbol Milli Takımı... İkisi de yerli ve milli!