Nihayet sonu göründü, merak edilen ve bilinmeyen sırlar birer birer çözüldü. Şampiyonlar Ligi temsilcilerimiz belli. Bitime dört hafta kala matematik tablo bir yığın olasılık sunsa da hayat farklı akıyor. O nedenle Galatasaray 2012-13’ün şampiyonu olarak kabul ediliyor. Aynı biçimde Fenerbahçe de lig ikinciliği ile bitirecek sezonu. Üçüncülük ve dördüncülük için Beşiktaş, Bursaspor, Kasımpaşa (hatta Gençlerbirliği ve Kayserispor) mücadele edecekler. UEFA Avrupa Ligi için bilet kapmaya çalışacaklar.
Mersin İdmanyurdu’nun düşmesi kesinleşti. Ligin 40 puandan daha az kazanan alt sıradaki 9 takımı ise tam anlamıyla dokuz doğuracak son dört haftada... Sezon başından beri tekrarladığımız ezberler bozulacak, yepyeni başarı öykülerine, belki de mucizelere tanık olacağız, futbolun zirvesine değil, eteklerine bakacağız.
Yeşil sahalardan bir an için uzaklaşarak ligimize daha geniş bir pencereden bakarsak...
Sıkıntılı, verimsiz, kalitesi sınırlı... Tartışmalı, çatışmalı, kavgalı...
Gideri yüksek, geliri az bir sezonu bitirmeye çalışıyoruz.
Geçen sezon, polis-adliye-cezaevi üçgeninde, UEFA-TFF-Kulüpler tartışmalarıyla yaşandı. Bu sezona damgasını vuran olay, futbolumuzdaki kavgaların ve sorunların, sadece yargı ya da kurul kararlarıyla sonlandırılamayacak kadar içimize işlemiş olması.
Sportif rekabetin içine atılan kin tohumları, düşmanlık duyguları, polemikler, laf çakmalar, alınganlıklar, güç gösterileri ve bitmeyen yakınmalarla zenginleştiriyoruz (!) futbolumuzu... Hakemlerin ve kurulların her kararında hukuka ve oyun kurallarına bakmadan paranoyak kasıt arıyoruz. Kulüp yöneticilerinin kendilerinin dahi inanmadıkları söylemlerle sürekli mağdur edebiyatı yapması ise ortamı germekten başka hiçbir işe yaramıyor!
Futbolcular ve antrenörler hakemden şikayetçi... Hakemler yöneticilerden. Yöneticiler, kendileri dışındaki her şeyden, herkesten, her kuruldan, her kesimden!
Kulüp delegelerinin oylarıyla seçilen federasyon, en başta kulüpleri mutlu edemiyor. Nalıncı keseri örneği, tüm yöneticiler sadece kendine yontuyor.
Bu olumsuz havanın değişmesi, negatif enerjinin dağılması için bir şeyler yapmak gerek...
Naçizane önerim, “yuvarlak masa” toplantılarıdır.
Kral Arthur’dan beri neredeyse bin yıldır süren bu gelenek, bizim futbolumuza aydınlık bir gelecek sağlayabilir.
Güzel oyunla ilgili her kesimin temsilcileri, eşit statüyle o yuvarlak masanın çevresinde buluşsunlar. Futbolla ilgili her türlü sorunu masaya getirsinler, çözüm yollarını tartışsınlar... Aklın önderliğinde orta yolda buluşsunlar. El-ele verip gerekli kararları alsınlar.
TFF Başkanı Yıldırım Demirören yeni sezona girmeden bu eski kavgayı bitirmek için yuvarlak masayı hazırlamalı.
Yorgun futbolumuz dinlenmeli, dinleşmeli...Temizlenmeli ve arınmalı!

Çilek ticaretinde açık var
Futbol aleminde huzur yok. Nereye baksanız sorun var. Edüstriyel futbol konusunda uzmanlaşmış ekonomist dostum Tuğrul Akşar da yeni bir kitapla ışık tutuyor futbolumuza: Krizdeki Futbol.
Uluslararası kurumların istatistiklerine, ciddi kuruluşların verilerine dayanarak dünya futbolunu inceleyen Akşar, bizim futbolumuzun temel sorunlarından birini de “transfer açığı” başlığı altında değerlendiriyor.
Akşar’ın, transfrmarkt.de sitesinden aktardığı rakamlara göre İngiltere Premiership transfer harcamaları ile transfer gelirleri arasındaki farkla (-325 milyon.885 bin Euro) Bundesliga (Almanya) 99 milyon Euro zararda. Premier Liga (Rusya) 186 milyon Euro açık vermiş. Ligue 1 (Fransa) de zarar tablosunda 63 milyon Euro’yla yer almış. 12 dünya ligi içinde Türkiye transferde açık veren beşinci ülke. Zarar 53 milyon Euro.
Galatasaray Başkanı Sayın Ünal Aysal’ın futbolumuza kazandırdığı “çilek” deyimiyle zirveye tırmanan yabancı yıldız oyuncu transferi belki göz kamaştırıyor, heyecan yaratıyor. Takımlara yarar da sağlıyor kuşkusuz. Ama toplama baktığınız zaman ülkece zarar ettiğinizi görüyorsunuz. 88 milyonluk transfer harcamasına karşılık 35,5 milyon Euroluk gelir yetersiz kalıyor. Borç sarmalı büyüyor, üretmeden tüketmenin sonucu keyif kaçırıyor.

Feda sezonu 190 milyona bitti
Beşiktaş Başkanı Fikret Orman ve İkinci Başkan Ahmet Nur Çebi ile konuştum.
1.Feda sezonunu, tamı tamına 190 milyon liralık borç ödemesi yaparak bitirmişler.
2.Bu ödemelerin yaklaşık yüzde 15-20’si, (30 milyon TL) yöneticilerin cebinden çıkmış.
3.Samet Aybaba ile ilgili olarak son dört haftada susacaklar.
4.Fernandes ve Almeida sözleşmelerini yenilemek (uzatmak) istiyor.
Kulüpten alacakları yok.
Ancak bu defa yönetimin yaptırım içeren yeni şartları var.

10 teknik direktör
Lig sıralamasında bulundukları yer, takımlarına kazandırdıkları ve kattıkları değerler, yaptıkları değişim, kamuoyu ile ilişkileri, hal ve gidiş notları ile kendimce Süper Lig’in 10 teknik direktörünü sıraladım. Bu listeyi yadırgayabilirsiniz. Listeye giren ya da girmeyenler alınganlık gösterebilir. Beğenmeyenlerin buruşturup çöpe atmasını öneririm.
1.Fatih TERİM
Aykut KOCAMAN
3. Fuat ÇAPA
4. Robert Prosinecki
5. Hikmet KARAMAN
6. Şota ARVELADZE
7. Hamza HAMZAOĞLU
8. Yılmaz VURAL
9. Rıza ÇALIMBAY
10. Mehmet ÖZDİLEK