Babanızın çiftliği mi?

Bu hafta öyle pozisyonlar oldu ki VAR’a gidilmemesi, ya da VAR’ın hakemi çağırmaması inanılmaz bir şaşkınlık yarattı. Niye VAR’a gitmezsiniz, VAR’dakiler, niye uyarmazsınız? Elinizi vicdanınıza koyun, bu pozisyonlar en azından, evet en azından VAR incelemesini hak etmiyor mu? Bu kadar keyfilik olur mu? Süper Lig, Türk futbolu, “Babanızın çiftliği mi?”

Babanızın çiftliği mi?

ŞANSAL BÜYÜKA İLE DOBRA DOBRA

Bu VAR sistemini “Boyacı küpüne çevirdiler. ‘Boyacı küpü sok çıkar, renk değiştirir gibi, her hafta VAR talimatlarını değiştiriyorlar. Millet VAR yüzünden neredeyse akıl sağlığını kaybedecek duruma geldi. Geride kalan haftalarda en ufak bir temas olsa VAR’a giden hakemler, bu hafta adeta “futbol cinayetlerine” seyirci kaldılar. Bu kulüplere yazık değil mi? Alın terinin, emeğin hiç mi değeri yok? Futbol seyircisi, çok affedersiniz enayi mi? Her hafta talimat mı değişir?
Hadi talimat değişti diyelim, bu hafta Göztepe-Kayserispor maçında Türkiye’nin “1” numaralı hakemi Cüneyt Çakır defalarca VAR’a gitti. Kötü mü yaptı? Hayır iyi yaptı. O zaman bu işler hakemin kafasına ve VAR’da oturanın keyfine göre mi oluyor? Tam bir karambol, tam bir rezalet...

Bu hafta öyle pozisyonlar oldu ki VAR’a gidilmemesi, ya da VAR’ın hakemi çağırmaması inanılmaz bir şaşkınlık yarattı. Niye VAR’a gitmezsiniz, VAR’dakiler, niye uyarmazsınız? Üstelik öyle “itme-çekme” falan değil, “Baba” pozisyonlar... İşte o pozisyonlardan bazı örnekler:

-Fenerbahçe-Antalya maçında Isla’nın şutunda topun Diego’nun koluyla buluşması...
-Galatasaraylı Mariano’nun rakibinin sırtına yumruk atıp sarı kart görmesi...
-Galatasaraylı Belhanda’nın Gençlerbirliği maçının son dakikasında Sessegnon tarafından ceza alanı içinde çekilmesi...
-Beşiktaşlı Burak Yılmaz’ın, Alanyalı Ceyhun’un yüzü ile buluşan dirseği...
-Alanya atağında topun Atiba’nın eliyle buluşması, ya da çarpması...
-Rize-Trabzon maçında kaleci Uğurcan’ın Oğulcan’a müdahalesi...
Elinizi vicdanınıza koyun, bu pozisyonlar en azından, evet en azından VAR incelemesini hak etmiyor mu? Bu kadar keyfilik olur mu? Süper Lig, Türk futbolu, “Babanızın çiftliği mi?”

Gençlere ne oldu?

Galatasaray’da geçen yıl şans bulan ve alkış alan genç oyuncular vardı. Bu sezon ortada görünmüyorlar. Sahi, ne oldu onlara? Unutuldular mı? Yoksa bir-iki maç oynayınca yayılıp kaldılar mı?

Fatih Hoca, Gençlerbirliği maçından sonra esti gürledi. Çok önemli şeyler söyledi, kendisi de dahil herkesi eleştirdi. “Savaşan bir takıma” ihtiyaçları olduğunu vurguladı ve kadro konusunda radikal kararlar alacağının sinyalini verdi.

Tabi gözler oynamayanlara, gençlere ve Türk oyunculara çevrildi.

Hücumda etkili olan ancak “sıfır savunma anlayışı” ile oynayan Mariano’nun yerine, daha sert, daha mücadeleci Şener olabilir mi? Görev aldığı her maçta iyi oynayan Ömer Bayram, ilk on bire yerleşebilir mi? Taylan Antalyalı geçen yıl Erzurumspor’da çok iyi oynadı, kritik goller attı, şans bulabilir mi? Şimdi ne durumda bilmiyorum ama, bu ülkenin en hızlı sol kanat savunmacılarından biri olan Emre Taşdemir, yeniden hatırlanabilir mi?

En önemlisi, bir de geçen yıl ciddi anlamda şans bulan ve alkış alan genç oyuncular vardı. Bu sezon ortada görünmüyorlar. Sahi, ne oldu onlara? Gittiler mi, kaldılar mı, unutuldular mı? Yoksa bir-iki maç A takımında oynayınca yayılıp kaldılar mı?

Bazı takımlar darmadağın...

“Milli maç araları ilaç gibi geldi” diye yıllardır duymaya alıştığımız bir ifade var ya, bu her takım için geçerli değil... Örnek; Galatasaray’ın yabancıları milli maçlar için dünyanın dört bir yanına yayılacak. Fenerbahçe’nin 11 futbolcusu milli maçlar için ülkelerine gitti. En az 10’ar gün yoklar. Nasıl dönecekler, nasıl toparlanacaklar, yol yorgunluğunu nasıl atacaklar? Tamam, milli araların yaradığı takımlar var ama, bu arada “darmadağın” olan takımlar da var...

Bir portre: Mert Hakan
Sivasspor’da sezona fırtına gibi başlayan bir Mert Hakan var. Bu sezonun Süper Lig’deki en formda, en çalışkan, en üretken orta sahası... Umarım o da “erken havaya giren” sınıfına katılıp buhar olup uçmaz.

Sivasspor maçlarını izliyor musunuz, bilmiyorum. Takımda, sezona fırtına gibi başlayan Mert Hakan var... Orta sahada oynuyor... Ama lafın gelişi o... Mert Hakan’ı maçın akışına göre stoperde top çıkarırken, orta alanın sağından, solundan atak geliştirirken, ya da santrfor arkasında merkezden şut atarken oyun kurarken görebilirsiniz. Nitekim son Ankaragücü maçında iki golü de merkezden vurduğu şutlarla attı.

Sivas’ın koşu mesafelerini bilmiyorum. Ama takımın en fazla koşan bir-iki oyuncusundan biri olmalı... Yaşı 25, çok genç değil, ancak tam kıvamında... Geçen yıl bazen ilk on birde başlıyor, çoğu kez sonradan oyuna giriyordu. Bu sezon takımın bankosu...

Sivas, Mert Hakan’ı geçen yıl Menemen’den almış. Mert Hakan, yetişme ve gelişme çağlarında Altınordu tezgahından geçme şansını yakalamış. Emre Belözoğlu’nun sağa sola attığı 20-30 metrelik pasları düşünün... Benzerlerini Sivasspor takımında Mert Hakan atıyor.

Mert Hakan’ı tanımam, bilmem... Sportif kişiliği nasıl haberim yok. Ama şurası kesin; Bu sezonun Süper Lig’deki en formda, en çalışkan, en üretken (Ligde 3 gol) orta saha oyuncusu... Bunu bir maça değil, Mert Hakan’ın birçok maçına bakarak yazıyorum. Umarım o da “erken havaya giren” sınıfına katılıp buhar olup uçmaz.

Pas yorgunu Fenerbahçe

Fenerbahçe pas yorgunu... O da nereden çıktı demeyin, anlatmaya çalışayım... Fenerbahçe hücuma çıkarken, özellikle rakip yarı sahaya geçtikten sonra aşırı, son derece gereksiz, takımı bir metre ileri götürmeyen, ama kendilerini hırpalayan, yoran paslar yapıyor. Bunun sonucu;
- Çok pas yapmaya çalıştığı için çok top kaybediyor.
- Çok ve gereksiz pas yaptığı için zaman kaybediyor.
- Zaman kaybettiği için rakip savunmayı az adamla ve hazırlıksız yakalama şansını yitiriyor.
- İşte Antalya maçı... Fenerbahçe hiçbir hücumunda rakip savunmayı eksik yakalayamadı. Antalya, her Fenerbahçe atağında en az 8 oyuncusuyla savunmadaydı.
- Fenerbahçe’nin iştahı var, baskısı var ama henüz hızlı hücum konusunu becerebilmiş değil...

İstatistikler her şey değil
- Fenerbahçe, Antalyaspor karşısında % 75 topa sahip olarak oynadı. Antalyaspor ceza alanında 36 kez topla buluştu. Kaleci Boffin buna rağmen yere bir defa yatmadan maçı bitirdi. Kazanan Antalyaspor oldu.
- Galatasaray, Gençlerbirliği deplasmanında % 74 topa sahip olarak oynadı. Gençlerbirliği son 10 dakikayı bir eksik tamamladı. Galatasaray buna rağmen ilk ve tek net gol pozisyonunu 90+3’te yakaladı. Maç berabere bitti.
- İstatistikler, son yılların futboldaki modası... Çoğu şeyi gösteriyorlar ama her şeyi gösteriyorlar mı acaba? İstatistik “Her şey” olsaydı, Fenerbahçe yenilir, Galatasaray berabere kalır mıydı?

Crivelli geliyor
Başakşehir’in Fransız golcüsü Crivelli ilk maçlarda “tökezleyince”, hiç unutmam, Başkan Göksel Gümüşdağ, “İyi forvet, iyi golcü, göreceksiniz” demişti. Başkan haklı çıkıyor. Crivelli inanılmaz hareketli bir golcü... Rakip savunma arasında ele avuca sığmıyor. Sürekli alan değiştiriyor. Gelişen pozisyona göre yer tutuyor, bunun sonucu topla buluşuyor ve golünü atıyor. Crivelli bu sezonun manşetlerinden biri olabilir.

Günok dersini aldı
Başakşehir kalecisi Mert Günok, geçen sezondan bu yana, özellikle takım arkadaşlarının “kaleciye paslarında” inanılmaz riskli müdahaleler yapıyor. Bir maçta Başakşehir’i yakacağı kesindi. Nitekim Gaziantep maçında gene rakibe çalım atmaya çalışınca Twumasi, Mert’in ayağından topu kaptı ve boş kaleye golü attı. Baktım Mert, sonraki dakikalarda ayağına gelen her topu uzun oynadı. Mert’e bir ders lazımdı, Gaziantep maçında o dersi aldı. Şansı varmış, takımı da kazanınca ucuz kurtuldu.

Arnavutluk çantada keklik değil

Milli Takım, Avrupa Şampiyonası yolunda cuma günü Arnavutluk ile oynayacak. Aman Arnavutluk’u, “Çantada keklik” sanmayalım, sonra ava giderken avlanırız. Arnavutluk özellikle son dönemlerde önemli sonuçlara imza attı. Bizim için gruptaki en zor maçlardan biri... Favoriyiz ama hiçbir maç oynamadan kazanılmıyor, bunu unutmayalım...

Neden bu kadarçok bekliyoruz?
Inter-Juventus maçını izliyordum... Juventus, Ronaldo ile bir gol kazandı ve müthiş bir sevinç yaşadı. Ancak pozisyon kıl payı ofsayttı. VAR bu “kıl payı” ofsayt kararını 5 saniyede verdi. Biz daha kolay pozisyonlar için niye 5 dakika bekliyoruz?

Bir teknik adam başarısı

Aykut Kocaman’ın futbol anlayışı, özellikle sezon başında yerden yere vuruldu... Bu kadar eleştirilen Aykut Hoca’nın takımı Konyaspor 7. hafta sonunda puan cetvelinin üçüncü sırasında...

Kabul edelim ki, Konyaspor’da öyle aman aman bir kadro yok... Belki de sıradan bir kadro... Ama bir sistem takımı... İyi koşuyorlar, yeteri kadar sertler ve takım oyununu önemsiyorlar.

Yiğidin hakkını teslim edelim, bu kadro ile zirvelerde dolaşmak önemli bir hoca becerisidir. “Futboldan keyif alalım” diyenler Aykut Hoca’nın futboluna karşı çıkabilirler ama “kazanalım, başaralım” diyenler için, “ben değil biz” diyenler için, Aykut Kocaman vazgeçilmez bir hocadır.

Yakışmıyor

Ljajiç geçen yıl Beşiktaş’a sezon başı geldi ve fırtına gibi esti. Beşiktaş haklı olarak “kaçırmayalım” diye bu sezonun başında Ljajiç’in tapusunu aldı ve iyi bir kontrat verdi. O gün, bu gündür geçmiş olsun, Ljajiç ortada yok. Olmuyor, profesyonelliğe yakışmıyor.

Babanızın çiftliği mi

HAFTANIN  TOP 5 GOLÜ
1. Napoleoni (Göztepe)
2 - Melnjak (Ç.Rize)
3 - Mert Hakan (Sivas-1. golü)
4 - Alpaslan (Göztepe)
5 - Mert Hakan (Sivas-2. golü)

Var-yok!
- Galatasaray’ın kalitesi var, isteği, iştahı, temposu yok.
- Fenerbahçe’nin hızı, hırsı, isteği var, kalitesi yeteri kadar yok.
- Trabzonspor’un iyi kadrosu var, sakatlıktan oynatacak oyuncusu yok.
- Beşiktaş’ın iyi takımı var, henüz bir sistemi yok.
- Başakşehir’in kadrosu var, havası yok.

Babanızın çiftliği mi

 

Mesut Özil'i utandıran anlar!

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber