1 milyon üye projesinde son durum ne?

Yeni bir yıl kapıda. 2014 acısıyla, sevinciyle bitiyor.

2014 yılının en önemli ancak önemli olduğu kadar ön plana çıkmayan olayı Fenerbahçe' nin "1 Milyon Üye" projesi oldu.

Daha önceki yazımda projenin öneminden bahsetmiştim.

Proje, sadece Fenerbahçe değil, Türk Sporu için bir onur savaşı. Bu proje ile sadece Fenerbahçe değil, Türk Sporu çağ atlayacak.

Neden mi?

Çünkü endüstriyel futbolun geldiği noktada Simon Cuper 'in dediği gibi "futbol artık asla sadece futbol değil". Endüstriyel futbol Real Madrid, Barcelona, Manchester United, Manchester City, Arsenal, PSG gibi devler üretti. Şimdi bu devler futbolu domine ediyor. Avrupa' da 5 büyük lig, futbol pastasının %50' sinden fazlasını paylaşıyor. Geri kalan %50- 55 diğer ligler tarafından paylaşılıyor. Avrupa' da bu beş lig, diğer ligleri, bu beş ligde en tepedeki 2' şer, 3' er takım da kendi liglerini domine ediyor.

Endüstriyel futbol gerçeklerinden birisi olan finansal fairplay, Türk takımlarını da zorluyor.

Güçlü olan, gücünü devamlı artırıyor. Güçlü kulüpler, yayın gelirleri, ürün satışları, kombine satışları, organizasyonlar ve üyelik satışları ile daha çok para kazanıyor. Daha çok para kazandıkça, daha iyi kadrolar kuruyor, daha çok sportif başarı kazanıyor. Daha çok sportif başarı kazandıkça da bu gelirler artıyor. Tam bir döngü söz konusu.

Bizim ligimiz bu beş ligden bir hayli geride. Spor kulüplerimiz iyi yönetilmiyor. Türk futbolunda bir kurumsal yönetim eksikliği var.

Öte yandan endüstriyel futbol dalgasını henüz büyük bir dalgaya dönüşmeden, 2000' li yılların ortasında fark etmiş olan Aziz Yıldırım, maalesef elini kolunu bağlayan yerel mevzuat, yetersiz siyasi ve sosyal destek, 3 Temmuz süreci ve kısmen de kendi hataları nedeni ile Fenerbahçe' nin bu dalgayı zamanında yakalamasını sağlayamadı. Öte yandan, dalgayı yakalamak için henüz geç olmadığını da fark etti. Ancak Türk sporunun yapısal sorunları ve Türkiye' nin sosyo-ekonomik gerçekleri, endüstriyel futbolun dev kulüplerinin büyüme yöntem ve imkanlarının uygulanabileceği bir seviyede olmadığından, Aziz Yıldırım, özellikle İspanya' da Barcelona' nın uyguladığı bir modelin Türkiye' ye adapte edilmesine çabaladı. Bu model "üyelik sistemi" idi. 1 Milyon Üye Projesi de buradan çıktı.

Yayın gelirleri, stadyum gelirleri, ürün satışları, kombine satışları ve diğer gelirler, Türkiye' nin kendi sosyo-ekonomik koşulları gereği, ülkemizde çok yüksek olmayınca, endüstriyel futbolda söz sahibi olmanız mümkün olmaz. Avrupa' da önemli bir kulüp haline gelmeniz mümkün değildir. Bunu gören Yıldırım, strateji olarak 1 Milyon Üye Projesini ortaya attı. Bu proje, Fenerbahçe' nin endüstriyel futbol canavarına cevabı oldu.

Peki, proje ne alemde? Bu noktada kulüpten mevcut durum ile ilgili bir açıklama yapılmadı. Sadece duyumlarımız var. İyi bir sezonda, sportif başarı sonrası 25- 30 bin adet kombine bilet satabilen, ticari ürünlerine büyük talep olan, hele de son dönemde kenetlenmiş bir camianın, 100 bin üye sınırını geçmesi pek hayal olmasa gerek. 100 bin üye deyip geçmemek lazım, 100 bin üye 200 milyon TL demek. Bu da çarklara su taşıyıp, değirmeni döndürmeye yetecek bir miktar. 100 bin üye psikolojik sınır. Sanıyorum ki Başkan Yıldırım, 100 bin üye tamamlandığı zaman bunu açıklayacak ve çıtayı 200 bine yükseltecek. Bu da hayali bir seviye değil.

Fenerbahçe 1 milyon üyeye ulaştığı zaman, büyüklük olarak dünyada 1 numara haline geliyor. Aslında ulaşılabilir bir hedef. Taraftar, kulübün profesyonelce, kurumsal olarak ve hesap verilebilir şekilde yönetildiğini görür ve inanır ise üyelik süreci hızlanır. Bence bu noktada biraz gelişme sağlamak gerekiyor.

Fenerbahçe taraftarı, 100 bin- 200 bin seviyelerini kolaylıkla aşacaktır. Yeter ki kendilerine dürüst ve şeffaf yaklaşılsın. Yeter ki kurumsallık ve kurumsal yönetim olduğuna inansınlar. Bunu sağlamak da en başta Sayın Başkan Aziz Yıldırım' a düşüyor.

Öte yandan sahadaki sportif başarı da, bu sınırların aşılmasında önemli olacaktır. Burada İsmail Kartal ve Fenerbahçeli futbolculara büyük iş düşüyor. Başarı, üyeyi getirir. Başarılı olarak tarihe geçme şansları ellerinde. Bunu nasıl kullanacaklarını hep birlikte göreceğiz.

Herkese mutlu, sağlıklı, başarılı ve huzurlu bir yeni yıl dilerim.

Önemli Not: Bu köşede yazılarımı düzenli olarak takip eden okuyucu dostlarıma ayrı bir teşekkür etmek istiyorum. Biliyorum ki aranızda pek çok konuda benimle aynı fikirde olan da olmayan da var. Bu da son derece normal. Ama aldığım mesaj ve e-postalardan şunu da çok iyi biliyorum ki, benle aynı fikirde olsun veya olmasın çoğu okurum, benim elimden geldiğince iyi niyetli ve objektif hareket etmeye çalıştığımı görüyor. Benim Türk sporuna fayda sağlamak için yazdığımı görüyor. Beni takip ettiğiniz, yazılarımı paylaştığınız, dostlarınıza tavsiye ettiğiniz, e-postalarınız ile destek verdiğiniz, zaman zaman eleştirdiğiniz, bazen kızdığınız ancak hep oralarda bir yerlerde olduğunuzu hissettirdiğiniz için size minnettarım.

Bu köşe sizler olmadan olmazdı. 2015 yılında da inşallah sizler ile birlikte bu köşede mümkün olduğunca "objektif" ve "bilimsel" bir anlayış çerçevesinde paylaşımda olacağım.

Bu vesile ile çok sevdiğim ve parçası olmaktan gurur duyduğum Milliyet ailesinin de yeni yılını kutlarım.