Kasımpaşa maçı ile Fenerbahçe şampiyonluktan koptu deniyor. Fenerbahçe' nin şampiyonluk şansı gerçekten kalmadı mı?

Fenerbahçe esasen şampiyonluktan Kasımpaşa maçı ile değil, 17. hafta Adanaspor ile berabere kalarak uzaklaşmıştı. Kayserispor maçı ile tescillemiş oldu. Kasımpaşa maçında kaybedilen puanlar şampiyonluk için değil, 2. lik için önemlidir. Fenerbahçe bu 2 puan kaybı ile 2. liği de tehlikeye sokmuştur.

Fenerbahçe' de hem futbol, hem skor, hem de moral olarak haftalardır bir düşüş var. Bunun sebebi nedir?

Fenerbahçe' de esasen düşüş 3 senedir var. İsmail Kartal seçimi, sonrasında Pereira seçimi, şuursuzca yapılan transferler, kötü kadro mühendisliği ve şimdi de Advocaat. Bu düşüş yeni değil. Fenerbahçe' nin Ersun Yanal döneminden bu yana karakterli bir oyunu yok. Bir sistemi yok. Bu takım 3 senedir sadece savunma yapıyor, hücumda yetersiz. Geleneksel Fenerbahçe hep hücum takımları kurar, yense de yenilse de golü düşünürdü. Bu gelenek Aziz Yıldırım' ın son 3 hoca tercihi ile yok oldu. Bugün sahada gördükleriniz, birkaç maçta yaşanan bir form ya da kondisyon düşüklüğü değil. Fenerbahçe kadrosu hatalı yapılandırılmış bir kadro. Oldukça vasat, sıradan bir kadro. Hoca seçimleri Advocaat hariç hatalı. Advocaat' in elindeki malzeme gerçekten çok kötü. Advocaat karakterli bir adam. Bu takıma savunma futbolu oynatıp, 1-0' ların üzerine yatmak istemiyor. Ama onun istediği futbolu da bu kadro oynayamıyor. Düz, iddiasız, ikici sınıf bir kadro yapısı var. Sorumlusu da tabi ki Aziz Yıldırım.

Bu hatalara Fenerbahçe taraftarı neden tepki göstermiyor? Neden bu kadar tahammül ediliyor?

Fenerbahçe taraftarının çoğunluğu bu sezona kadar 3 Temmuz süreci hatırına Başkan Aziz Yıldırım ve arkadaşlarına çok fazla tahammül gösterdi. Sportif başarı isteyenler hain ilan edildi. Farklı sesler susturuldu. Taraftarlar arası düşünce farklılıkları derinleşti. Aziz Yıldırım' ın bir spor kulübü başkanı olduğu unutuldu. Haklı bir siyasi davanın başrol oyuncusu olarak görüldü. Futbol hem taraftar nezdinde, hem de yönetim nezdinde ikinci plana düştü. Fenerbahçe Başkanı kulübün kongre üyelerinin desteği ile sürekli iktidarda kalabiliyor. Bu güç ve özgüven, hatalara neden oluyor. Siz hiç Aziz Yıldırım' ın özeleştiri yaptığı bir konuşmaya şahit oldunuz mu? Hadi yaptı diyelim, sonrasında ne değişti?

Şimdi bir kısım taraftar sportif başarısızlığa tepki gösteriyor. Bu tepkiler aratacaktır diye düşünüyorum, çünkü burada konumuz futbol. Fenerbahçe' yi başka mecralara, siyasi arenalara çekmeye çalışanlar var. Fenerbahçe bir spor kulübüdür ve özellikle de futbol branşında sportif başarı bu kulübün genetiğinde vardır. Bu genetiği bozmaya başladılar. Fenerbahçe üç yılda bir şampiyon olunca sevinecek bir camia değildir. Kulübün canına okudular.

Fenerbahçe taraftarının tahammül seviyesi takdire şayan ancak bu tahammül bir süre daha devam eder ise, Fenerbahçe sıradan bir spor kulübüne dönecek. Bugün rakipler sahada sportif olarak bu takıma saygı duymuyor, korkmuyor, her takım Fenerbahçe 'yi yenebileceğine inanıyor. Bir zamanlar sahada rakiplere korku salan renkler, bugün puan ya da puanların garanti olduğu renklere döndü. Bu tablo içinde, Başkan' a arka çıkmak adına tahammül gösterilmesi büyük bir hata. Sportif başarı yok ise, ekonomi yoktur, ekonomi yoksa modern futbolda dibe çökersiniz.

Başkan ve ekibi Fenerbahçe' ye bu şekilde zarar vermekteler. Onları destekleyen gruplar ve kitleler de futbolu futbol olarak görmeyi, sportif konulara önem vermeyi öğrenmeli. Sahada iyi futbol görmek istemek, sahada sonuç istemek, hainlik değildir.

Bu tabloda Advocaat' in hiç mi sorumluluğu yok?

Elbette var. Kayserispor maçından sonra yaptığı açıklamalar ile futbolcularını taraftarın ve medyanın önüne attı. Hocanın açıklamalarının içeriği doğru. Hoca elindeki malzemenin vasat olduğunu söyledi ve haklıydı. Ancak bunu herkesin önünde yapmamalıydı. Futbolcularını kalitesizlikle suçlaması takımın kendisine olan güveninin azalmasına neden oldu. Elbette takımdaki futbolcuların özgüvenleri de zedelendi. Bunu yönetim kurulu ile görüşüp gelecek sene planlaması için daha kaliteli bir kadro talep edeceğine, doğrudan futbolcuları hedef aldı.

Bunun dışında Fenerbahçe fizik olarak da çok geriledi. Maçlarda rakiplerinden çok daha az koşan, daha az mücadele eden bir takım haline döndü. Eskiden de takım çoğu maçta iyi futbol sergilemiyordu ancak takım savaşıyordu. Şimdi bunu da göremiyoruz. Fiziksel bir düşüş olduğu görülüyor. Advocaat' in antrenman konusunda da zafiyet gösterdiği düşüncesindeyim.

Sezon başında Fenerbahçe sezonu 4 veya 5. sırada bitirir şeklinde yorumlamıştım. Bu şekilde devam ederse haklı çıkacağım. Çünkü kendisinden üstte olan takımlar kendisinden daha iyi takımlar. Beşiktaş ve Başakşehir kesinlikle çok daha güçlü, odaklı ve formdalar. Galatasaray ise Tudor ile bir çıkış yakalar ise, Fenerbahçe zor yetişir.

Fenerbahçe nasıl toparlanır?

Sanıyorum Dick Advocaat da burada kalıcı olmadığını anladı ve artık işleri sadece idare etmeye çalışıyor. Yönetimin bu tabloyu iyi okuması gerek. Teknik direktör ve takımı arasında güven, sevgi, saygı kalmamış. Bağlar kopmuş. Takım içinde de maalesef istenilen inanç ve isteklilik yok. Durum gittikçe kötüye gidebilir ve sezon sonu yönetimin elinde bir enkaz kalabilir. Bu riskin fark edilmesi ve tedbir alınması gerekiyor.

Böyle bir ekibi acilen toparlamak ve yeniden heyecan vermek için kısa vadeli bir motivatör ve taktisyen lazım. Bu isim bence Yılmaz Vural. 3 sezondur her kötüye gidişte kendisini önerdim. Çünkü Yılmaz Vural' ın kısa vadeli motivasyon sağlayabileceğine ve duygusal olarak da takım ile iyi iletişim kurabileceğine inanıyorum. Türkiye' de Yılmaz Hocayı beğenmeyenler var. Hocanın tam da bu tür düşüşler için uygun bir hoca adayı olduğunu düşünüyorum. Fenerbahçe' ye gelir ise, Tudor' un Galatasaray' da göstereceğinden daha kötü bir performans göstermez. Bence şans verilmeli.

Öte yandan Advocaat ile devam edilecek ise, kadroda kesinlikle revizyona gidilmeli. Şener, Hasan Ali, Mehmet Topal ve Josef dinlendirilmeli. 4-1-4-1 şeklinde kalabalık bir orta daha oluşturulmalı. Orta sahada Ozan-Alper-Stoch-Lens- Aatıf beşlisi ile pas yapabilen, bireysel yetenekleri daha üstte bir orta saha oluşturulmalı. Orta sahası güçlü ve sert rakiplere karşı, Aatıf yerine Roman tercih edilebilir. Tek forvette tek aday RvP olmalı. İki, üç hafta sonra Mehmet Topal tek ön libero olarak formayı geri alabilir. 4-1-4-1 şeklinde bir sistem ile oynamak en doğru çözüm gibi gözüküyor.

Fenerbahçe, son birkaç maçtır yine yana ve geriye çok oynuyor. Çok hareketsiz bir futbol sergiliyor. Daha direkt ve orta mesafe toplar ile Lens, Stoch, Aatıf ve RvP' yi buluşturacak bir organizasyon gerekli. Ozan- Alper ikilisi, en az 2 hafta Josef ve Mehmet Topal' ın dinlenmesini sağlamalı ve ön liberoda görev almalılar. Şener- Hasan Ali ikilisi de iki üç hafta kadar formaları Van der Wiel ve İsmail' e bırakmalı.

Fenerbahçe Mehmet Topal ve Josef ile etkin pas yapamıyor. Saha içi organizasyonu kuramıyor. Çift ön liberodan, tek ön libero ve önlerinde iki merkez orta sahaya geçmek gerek. Bu hiç denenmedi, bence denenmesi sonuç verebilir. Kanatlarda Stoch ve Lens ile Fenerbahçe daha çok top tutan, daha etkili hücum eden bir takıma dönüşebilir.