Ligimiz, Avrupa' da yayın haklarına en fazla ödeme yapılan 6. lig.

Buna mukabil, üstteki 5 lig ile öyle büyük bir futbol kalitesi farkı var ki, bunu zaten Avrupa Liglerini yakından takip edenler bilirler.

Biz lig futbol kalitesi olarak Rusya, Belçika, Ukrayna, Hollanda ve Portekiz ile aynı grupta değerlendiriliyoruz. Yani ligimiz kalite olarak buralar ile çekişiyor.

Sebep?

Avrupa 'nın en pahalı 6. yayın ihalesi ve sonucunda yüksek gelir elde eden Türkiye, neden bir Fransa ile çekişemiyor?

Ligimizde futbol kalitesi neden düşük? İlk beş lig ile aramızdaki makas neden sürekli açılıyor?

Bunun sebeplerine ara ara yazılarımda değiniyorum.

Temel sebep kötü yönetim. Kulüplerimiz geçmiş 10-15 senede öyle kötü yönetildiler ki, sıçrama yapamadık. Yerimizde saydık. Hatta geriye gittik.

Geldiğimiz noktada, bu makas ciddi olarak açıldığı için Avrupa' da başarılı olma ihtimalimiz de o oranda düşük.

Hemen her sene başında, yapılan ikinci sınıf transferler ile coşan üç büyüklerin taraftar ve medya mensupları atar tutarlar. Bu sene yarı final, final diye... Gerçekleri yeni yeni anlamaya başladık. Futbol iyi teknik direktörler ve kaliteli futbolcular ile oynanan bir oyun. Avrupa' nın ilk 5 ligi arayı o kadar açtı ki, sonradan gelen 5'linin bir Galatasaray, Porto veya Zenit gibi sürpriz şampiyon çıkartması da mümkün değil.

Bakın bu sene Lacazette Lyon' dan Arsenal' e 53 milyon Euro' ya transfer oldu. Hernandez Atletico' dan Real' e 30 milyon Euro' ya transfer oldu. Hakan Çalhanoğlu Milan' a 22 milyon Euro' ya satıldı. Transfer de devam ediyor. Kimbilir ne rakamlar uçacak havalarda?

Geçen sezon durum daha beterdi. Pogba (105 milyon Euro), Huguain (90 milyon Euro), Stones (55 miyon Euro) astronomik rakamlara transfer oldular.

Burada alan da satan da kendisini güçlendiriyor. Sistem altyapıdan oyuncu yetiştiren ve satanı de, gençken ucuza alıp (ucuza dediğimiz, o beş lig için 8-12 milyon Euro arası) tepe tepe kullanıp astronomik rakamlara satanı da, akıllı kadro planlaması yapıp, ufak takviyeler ile kadro mühendisliği yapıp haddini bileni de ödüllendiriyor.

Bu beş ligin takımları iyi yönetiliyor. Kısa vadeli değil, uzun vadeli stratejileri var. Hem kulüplerin hem de ülke futbolunu yönetenlerin uzun vadeli analizleri ve bakış açıları var.

Türkiye' nin bu tabloda, makas bu denli açılırken, bir futbol "altyapı" ülkesi olmaktan başka çaresi yok. Tesisi, antrenörü, altyapısı, üstyapısı, yabancı sayısı, kanunu, kuralı ile bir altyapı ülkesi olmaktan başka çaremiz yok.

Sadece RvP' ye yıllık ödenen maaşlar ve primler ile Altınordu kulübü altyapıda mucizeler gerçekleştiriyor. Gidin görün. Okuyun. Araştırın. Doğru model bu olmalı.

Kısa vadeli başarı baskıları ile Emenike' ler, Guiza' lar, Ontivero' lar, De Jong' lar, Milosevic' ler gelir gider, paralar sokaklara atılmış olur. Transferin ekonomik baskıları amatör şubeleri kapattırır.

Kötü yönetim, altyapı odaklı iyi yönetime dönüşmeden, makas kapanmaz.

Şu anda maksimum 6-7 milyon Euro' luk transferler yapabilme gücüne sahip bir ülkeyiz. Oysa altyapıdan yetiştirilen oyuncuları 15-20 milyon Euro' lara ilk beş lige satabilen, 9-10 milyon Euro' luk yabancı oyuncu alımları yapan (yetenekli ve genç isimleri), bunları da yine 20-25 milyon Euro' ara ilk beş ülkeye satabilen bir ülke olmalıyız.

Çağlar, Enes, Cengiz örnek olmalı. Hatta ders olmalı.

Türk futbolunun çıkışı, 33-34' lük futbolcular ile sahte şampiyonluk ve Avrupa' da başarı hayalleri olmamalı. Yetiştirmeli ve üretmeliyiz.

Bu sebeple;

- Her kulübün gelirinin en az yüzde 25' ini altyapıya zorunlu yatırması saplanmalı,

- Vergi yerine amatör altyapılara ödeme yapılmalı,

- Yabancı oyuncu sayısı 3' e indirilmeli. Zaten bu bile fazlasıyla yeterli.

- Teknik direktör, hakem ve en önemlisi kulüp yönetimi için profesyonel ve yurt dışı destekli eğitim ve sertifikasyon programları zorunlu tutulmalı,

- Kulüp yöneticileri kur kaynaklı zararlar, hariç diğer tüm yönetsel hata veya kararlardan kaynaklı zararlardan sorumlu tutulmalıdır.

Her iki üç senede bir Türkiye liginde şampiyon olan ve Avrupa ŞL' de gruplardan dahi çıkamayan, 33-34' lük yabancılar ile başarı arayan bir kulüp yerine, her sene 3. veya 4. olup, futbolcu yetiştirip yurt içi ve dışına satan, gençleri oynatan, iyi jenerasyon yakalayan, borçsuz, hatta kasası para dolu, UEFA Avrupa Liginde her sene bir çeyrek final veya yarı final oynayan, beş altı sene sonra da kendi gençleri ile şampiyonluğa göz diken bir takımı tercih ederim.

bertan.kaya@yahoo.com

twitter: @bertankayagol