Arda' ya yüklenmek esas sorunu çözüyor mu?

Futbolumuzun yeni sorunu Arda. Günlerdir bu konuyu konuşuyoruz.

Hatası büyük. Bu tartışılmaz.

Ancak yaşanan bu olay, futbolumuzdaki sorunların sadece gün yüzüne çıkmış küçük bir parçasıdır. Buzdağının su üzerinde görünen küçük bir parçası.

Yani aysbergin altı felaket. Altını konuşmuyoruz. Ya da konuşmak işimize gelmiyor.

Avrupa’ nın en pahalı ve değerli 6. Ligine sahip olmakla övünürken, aysbergin altına bakmak istemiyoruz.

Arda’ yı konuşmak ise daha kolay. Daha rahat. Vicdanlarımızı rahatlatmanın en iyi yolu.

Milli takım neden bu kadar başarısız, Türk futbolu neden düşüşte diye günlerce tartışmak gerekirken, biz Arda’ yı tartışmayı tercih ediyoruz. Çünkü gerçeklerden kaçmak için magazinsel konuları konuşmak işimize geliyor. Bu konuları konuşmak esas meselelerin üstünü örtmeyi sağlıyor.

Çünkü sorunları hep birlikte, el birliği ile çıkarıyoruz. Bu ülkenin futbol iklimi çöle dönmüşse, bunda herkesin payı var. Federasyon, siyasiler, taraftarlar, hakemler, futbolcular, teknik direktörler, basın.. Herkesin burada payı var. Herkes kendi payını ve sorumluluğunu düşünmek yerine, Arda’ ya yüklenmeyi daha kolay buluyor. Çünkü Arda, bu kötü tabloda herkesin sorumluluğunu unutturan bir paratoner oluyor.

Arda haksız. Yaptığı ayıp. Kabul.

Ama Arda sebep değil, sonuç. Sebepleri ortadan kaldırmadan sorunları çözemezsiniz. Sebeplerin üstüne gitmeden, sonuçların üstüne gitmek beyhudedir.

Bu ülkeden 100 tane Arda çıksa, Arda tek başına bu kadar ön planda olmasa, bu kadar ağır bir temsil yükünü omuzlarında tek başına taşımasa acaba Arda nasıl biri olurdu?

Hiç bunu da düşündünüz mü?

Ama bu ülkeden Arda' lar çıkmıyor. Neden çıkmıyor? Biraz da bunu konuşmak gerekmiyor mu?

Arda bu futbol ikliminden çıkan, halihazırdaki en önemli markamız. Ülkemizden çıktı. Bizim kültürel ürünümüz. Bizim ortalama kültür seviyemiz, derinliğimiz, ahlakımız, vizyonumuz, vicdanımız neyse, Arda’ da o. İyi özelliklerimiz ile de o, kötü özelliklerimiz ile de o. Futbolumuz neyse, Arda o.

Ama ne olursa olsun Arda buzdağının üstü.

Buzdağının altındaki sorunlar ise çok büyük, can sıkıcı, ürkütücü.

Altyapısızlık, sosyo-ekonomik koşullar, kötü kulüp yönetimi, borçlu kulüpler, koltuğa yapışıp kalan başkanlar, ciddi irtifa kaybeden bir hakemlik müessesesi, milyonlarca avroları haksız yere cebe indiren gereğinden fazla şişirilmiş yerli futbolcular, modern futboldan anlayan teknik direktör eksikliği, modern futboldan, spor kültüründen bihaber gözü kararmış fanatik taraftalar, tribünlerden çekilmiş kaliteli insanlar ve topyekûn kalitesini kaybeden bir futbol iklimi.

Bunları konuşmak, tartışmak, özeleştiride bulunmak gerekirken Arda’ yı konuşuyoruz. Çünkü kafayı kuma gömmek hepimizi rahatlatıyor.

Esas konuları konuşmaya korkuyor muyuz yoksa? Herkes sevdiğini, bağlı olduğunu, inandığını aman eleştirmeyelim, aman üstüne gitmeyelim, aman laf ettirmeyelim diye koruyor mu acaba? Esas sorunları konuşursak aforoz ediliriz, dışlanırız, lince maruz kalırız kaygımız mı var?

Oysa günahıyla sevabıyla Arda’ nın içinden çıktığı futbol iklimi bu.

Bu iklimi düzeltmeden, Arda’ yı, Arda' ları düzeltemezsiniz.

Üstelik bu kurak iklimden artık yeni Arda’ lar bile çıkmıyor.

Ki Arda, yaptığı son hataya rağmen, bu futbol çölünde açmış birkaç güzel çiçekten birisi idi.

Umarım Bilal ağabeyinden af diler, yeniden bizim gururumuz Arda olur. Ona da bu yakışır. Çünkü bizim milletimizin özelliklerinden birisidir gerektiğinde af dilemek. Bunu yapacaktır.

Arda Milli Takımı bırakmış. Şimdi konuşup duruyoruz. Günlerce konuşacağız bu konuları belli ki.

Esas futbol bizi bırakmış. Biraz da bunu fark edip, bunu konuşalım mı?

twitter: @bertankayagol