Fenerbahçe için kırılma derbisi idi. Şampiyonluk bir tarafa, 2.'lik de artık çok zor.

Maçla ilgili yapacağım en çarpıcı tespit şu; sanıyorum ki tarihteki en vasat, en çağdışı oynayan, en organize olamayan Fenerbahçe ve Galatasaray futbol takımları bunlar olabilir.

Fenerbahçe takımı için sezon başından beri yazdığım ve inandığım şeyi tekrar edeceğim. Bu takımın oyuncu kalitesi çok düşük. Ama sistemine katılmasak da sistemli olmayı sağlayan bir hocası var. Bu kısır bir sistem olsa bile yine de bir sistem dahilinde kalındığı için ve takımdaki oyuncular yetenek eksikliğini koşarak kapatmaya çalıştığı için Fenerbahçe bu puanları alabildi, bu kırılma maçına kadar da iddiasını koruyabildi. Fenerbahçe' li futbolcuların kaptırdığı tüm toplar, yaptıkları hatalı paslar ve kaçırdıkları akıl almaz goller hocanın ve sistemin hatası değil, şanssızlık hiç değil, tam bir kabiliyet eksikliği. Vasatlığın sahaya vurumu.

Fenerbahçe açısından maçın en iyisi ve belki de tek iyisi Josef De Souza idi. Sahanın her yerinde açık kapadı, hücumu organize etmeye çalıştı, çok gayret etti. Giuliano, Mehmet Ekici, Valbuena, Alper, Şener, Fernandao ve Soldado akıl almaz derecede düşük bir performans sergilediler. Bu da maça etki etti. Bu takımın hücum hattına şöyle bir baktığımızda Fenerbahçe' nin nereden nereye getirildiğini, o yönetsel başarısızlığı da net olarak görüyoruz.

Galatasaray ise bireysel yeteneklerin olduğu ancak takım olma konusunda sorunları olan bir takım. Dün saha içi yerleşim, yardımlaşma ve taktik sıkıntılarına rağmen, pozisyonlar da buldular. Ancak dirençli bir takım olmadıklarından, Beşiktaş, Bahçeşehir, Fenerbahçe gibi orta sahaları daha dirençli takımlara karşı zorlanıyorlar. Fenerbahçe tandeminin çok kötü olması, savunma dörtlüsünün uyumsuzluğu, Galatasaray' ın net fırsatlar yakalamasını sağladı. Belki stres ve aşırı motivasyon bu gollerin akıl almaz şekilde kaçmasına neden oldu.

Galatasaray' ın kanatları, ilk yarı aktif oldu ve maç geniş alana açıldığında, ilk 30 dakika Fenerbahçe bocaladı. İkinci yarı Ekici- Alper değişikliği ile sahaya denge geldi ve Fenerbahçe oyun hakimiyetini eline aldı. Aslında Terim için bir puan en başından beri yeterliydi ve taktik savaşı da Terim'in akıllı taktiği kazandırdı.

Galatasaray' ın aynı futbolu Beşiktaş' a karşı oynaması Galatasaray açısından bir felaketle sonuçlanabilir. Ancak Terim' in devraldığı takım da dirençli bir takım değil. Terim, zorlu rakiplerden 1, diğer tüm rakiplerden 3 puana oynayarak takımını şampiyonluğa götürmeye çalışacak.

Aykut Kocaman için yapılacak başka bir yorum yok. Kocaman bu, teknik adam olarak seviyesi bu, maksimum potansiyeli de bu. Onu çok sevenlerin sahada duygusal bakarak gördükleri şey iyi futbol olabilir ama ben yavan ve vasat bir sistem ve anlayış görüyorum. Topu ayağına alan, ya geriye dönüyor, ya yana bakıyor. İleri doğru gitmek, ileri pas atmak, yüzünü rakip kaleye dönmek, hızlı olmak, hızlı oynamak adeta yasaklanmış. Böyle bir futbol sistematiği ve bireysel oyuncu kalitesi ile şampiyon olmayı bırak ligi ilk 3'te bitirmek bile zor gözüküyor. Ama burası Türkiye, burada futbolda kalite her zaman karşılık bulmuyor.

Fenerbahçe için dünkü maçta kaybedilen 2 puanın Aziz Yıldırım, Aykut Kocaman, Alper, Fernandao, Şener, Roman, Skrtel, Volkan, Soldado için bir kırılma noktası olduğunu düşünüyorum. İlerleyen zamanlarda bu maçta kaybedilen fırsatın önemini daha iyi göreceğiz ve bu isimler ile gelecek sezon büyük ihtimalle vedalaşacağız.