UÇURUMUN KENARINDA BİR KULÜP

Dün gece Fenerbahçe tarihi açısından bir dönüm noktasıdır. İki sebeple.

Birincisi, Fenerbahçe büyük bir zihniyet devrimini Ali Koç liderliğinde başlattı ve tüm camia bu değişimin ana felsefesini liderinin ağzından şeffaf ve açık bir şekilde duydu.

İkincisi, kulübün batmaktan veya yabancılara satılmaktan son anda kıl payı kurtulmuş olduğunu da öğrenmiş olduk.

Dün Sayın Başkan rakamları açıkça ortaya koydu. Tablonun ne kadar vahim olduğunu hala anlamamış olan, arazileri satar sıfırlarız falan diyenler olabilir diye tekrar edelim.

Fenerbahçe teknik olarak batık bir kulüp. Gelirleri giderlerini karşılamıyor ve borçla dönüyor. Hatta borcu bile borçla döndürmeye çalışıyor. Yıllık gelirlerinin yarısı borç faizine gidiyor. Gelecekte 2023’lere kadar olan pek çok geliri temlik edilmiş, tüm arazileri de ipotekli.

Ali Koç akıllı, ölçülü ve saygılı bir insan olduğundan son derece kibar olarak durumu anlattı. Üslübu yapıcı ve sakindi. Oysa Fenerbahçe camiasının idrak ve analiz yeteneğini kaybetmemiş olan %90’lık kısmı ekranlardan izlerken bu tablo karşısında müthiş öfkelendi. Asırlık çınarın basiretsiz yönetim ile yok olmanın eşiğine gelmiş olması kadar, bu durumun saklanmış olması ve halının altına süpürülmüş olan pislik de rahatsız etmişti insanları.

Finans sektöründe uzun yıllar çalışmış birisi olarak, bu rakamların tamamen kur farkı ve 3 Temmuz kaynaklı gelir kayıplarından oluşmadığını size sabaha kadar anlatabilirim. Öyle büyük hatalar yapılmış ki! Bu kredileri bu faizler ile alırken ve bu gelirleri temlik ederken insanın hiç mi vicdanı sızlamaz? Bu kulübün hisseleri bile rehin edilmiş.

Fenerbahçe’yi 1998’de küçük bir borçla devralan ve 620 milyon Euro borçla devreden Aziz Yıldırım’ın tek savunması ise aldığım araziler bu borcu kapatır! Hani şu ipotekli araziler.

Bir şey söylemek, bir yorum yapmak, yazıklar olsun demek bile o kadar güç ki! İnanın insanın içi acıyor. Türk futbolu açısından umarım önemli bir ders olur.

Ali Koç ve işi bilen ekibi bu rezaleti temizlemek için kolları sıvadılar. Ancak dün geceki tablo sonrası benim futbol takımına olan bakışım ve beklentilerim de oldukça değişti.

AZİZ YILDIRIM

Bir futbolsever olarak kendisinin çıkıp tüm Fenerbahçe camiasından özür dilemesini bekliyorum. Hatta FB TV’ye çıkıp cesaretle bu tablonun nedenlerini anlatmalı. 3 Temmuz, kur farkı diye insanları aptal yerine koyarak değil, cesurca gerçekleri ortaya koyarak Fenerbahçe taraftarına seslenmeli. Aksi halde bu taraftarın kırgınlığı ve kızgınlığı kendisinin artık iyi hatırlanmamasına neden olacak. Çıkıp açıkça ben yönetemedim, kulüp yönetiminde basiretli olamadım, iyi niyetliydim ama olmadı, bu tabloyu istemezdim, özür dilerim derse bu taraftar kendisini yine de bağrına basar. Bu büyüklüğü ve olgunluğu mutlaka göstermeli.

FENERBAHÇE TARAFTARI NE BEKLEMELİ

En az 3-4 sene bonservisi ve maaşı yüksek transfer beklememeli. Genç, gelecek vaat eden, satılabilir, kulübe katkı sağlayacak isimler beklemeli.

En az 3 sene şampiyonluk beklememeli. Yeniden yapılanma, güçlü altyapı, kurumsallaşma, futbolda A takımdan en alt takımlara kadar bir sistematik, topyekün kenetlenme, şeffaflık, dürüstlük, çok çalışma ve geleceğe umutla bakma beklemeli.

Şampiyon olunabilir ancak ısrarla bu beklenmemeli. Şampiyonluk uğruna gelecek heba edilmemeli. Önce borçlar temizlenmeli, Fenerbahçe kendi kendine yeten bir kulüp olmalı. Fenerbahçeliler kendi kendine yetebilen bir camia olmayı beklemeli.

Futbolcu tüketen değil, üreten, alan değil, yetiştiren ve satan bir kulüp olmayı beklemeli.

Fenerbahçe taraftarı bu seneden itibaren Manchester City veya Chelsea değil, Arsenal, Ajax, Porto, Benfica, Dortmund olmayı hedeflemeli. Bu tür bir vizyon beklemeli.

Fenerbahçeliler, büyüklüğün sadece şampiyonluk sayısı değil, endüstriyel futbolda ayakta kalmak, Avrupa futbol para liginde ilk 20’de olmak, futbolcu yetiştirmek ve dünya piyasasına sunmak, futbolculardan para kazanmak ve geleceğe yatırım yapmak olduğunu anlamalı, Bu zihniyeti tam anlamıyla oturtacak yöneticiler beklemeli.

BENFICA MAÇLARI

Bir önceki yazımda Fenerbahçe’nin Benfica karşısında transfer yapılamaz ise şansının %10’un altında olacağını söylemiştim.

Ben bir futbolsever olarak, dün geceki tabloyu gördükten sonra, eldeki malzeme ile şapkadan tavşan çıkartmak gerektiğine inanıyorum. Pahalı ve maliyetli transfer yapılır ve Fenerbahçe UEFA Avrupa Ligine giderse, bu yatırım tamamen boşa gider. Fenerbahçe’ nin 4-3-3 sisteminde 2 stoper, 2 forvet eksiği olduğunu düşünsem de transfer yapması gerektiği yönündeki düşüncemden vazgeçiyorum. Stoperde Mehmet, Josef, Yiğithan rotasyonu üzerinden gidilebilir. Forvette ise, tek bir transfer ile idareli bir şekilde ilerlemek ve Soldado’nun iyileşmesini beklemek gerekli. Dün geceki tablo, tüm hesaplarımızı değiştirdi.

Fenerbahçe mevcut kadrosu ile kenetlenip, bir mucizeyi başarırsa, işte o zaman bu en az 3 sene süreceğini tahmin ettiğim feda dönemi (veya yeninden yapılanma diyelim) harika bir başlangıç ile başlar.

HEP DESTEK TAM DESTEK!

Taraftara büyük rol düşüyor. Fenerbahçe’ nin ne kadar derin bir uçurumun kenarında olduğunu görmek ve beklentileri buna göre ayarlamak gerek. Böyle büyük bir yükün altına kimse girmez. Ali Koç’un daha şimdiden yaptığı hibeler ve anlaşmalar çok önemli. Bunları görmek gerekli. Fenerbahçe olağanüstü bir dönemden geçiyor, bu dönemde transfer, yeni futbolcu, illa ki şampiyonluk veya sürekli maç kazanma talebi bile şımarıklık olacaktır. Taraftar büyük bir coşku ile takımını ve yönetimini desteklemeye devam etmeli ve güvenmelidir.

Bu sene atılan gol, yenilen gol, teknik direktörün kararları, transfer eksikleri falan değil, zihniyet değişimini ve gençleri kazanmayı konuştuğumuz sene olmalı. Elif, Ferdi, Oğuz Kaan, Salih, Barış, Samet, Yiğithan, Berke ve hatta Ozan. Harika gençler var elde. Bunları kazanmaya odaklanmak gerek. Bu gençler sahada ne yaparsa yapsın camia ve tribünler büyük bir destek vermeli ve taraftar bu çocukları avuçları patlayana dek alkışlamalı.

Çünkü bu çocukları kazanmak, bu mücadeleyi kazanmak demek.