Hafta içi Fenerbahçe' yi sahasında 4-1 yenen Manchester United, Pazar günü Chelsea karşısında 4-0' lık bir mağlubiyet aldı.

Her iki karşılaşmada da istikrarlıydı Mourinho' nun talebeleri. Fenerbahçe' ye karşı da, Chelsea' ye karşı da aynı kötü futbolu sergilediler. Esasen Kjaer ve Şener' in saçma penaltıları olmasa, maçın berabere bitme olasılığı da yüksekti. Kjaer' in dengesiz hareketi sonrası özgüven kazanan, fizik güç farkını sahaya yansıtan Manchester United, dörtledi geçti.

Pazar günü ise, sahada fiziksel olarak kendisine denk bir takım vardı. Bu sefer iş saha içi organizasyon, taktik zeka, disiplin ve yeteneğe kaldı. Kalınca da Chelsea, saha içi organizasyonu ve akıllı futbolu ile Manchester' ı dörtledi.

Avrupa' da özellikle en büyük beş ligde futbol başka bir boyuta gidiyor. Örneğin, en düşük kulüp gelirlerinin 100 milyon Sterlini aştığı, ortalamada 130- 140 milyon Sterlin gelir elde edilen Premier ligde, ki en önemli 5 takımın ortalama gelirleri bunun da üzerinde, her an her sonuç elde edilebiliyor. Kalite üst seviyede.

Bundan seneler önce Fenerbahçe' yi çalıştırırken Aykut Kocaman' ın bir röportajı vardı. Aykut hoca Avrupa ' nın devleri ile başa çıkabilmek için ligde sezon ortalamasında, takım olarak 115-120 km bandında bir koşu mesafesi gerektiğini, bunun bir standart olmasının şart olduğunu, üst seviye takımlara karşı ise en az 120-125 km mesafe kat etmek gerektiğini ifade etmişti. Ayrıca, hızlı koşu mesafesi, sprint ve boş alanda hareketlenme parametrelerinin de önemini vurgulamıştı.

Avrupa' da en önemli beş ligde koşu mesafesinin yanı sıra en az 4-5 parametre de yakından takip ediliyor. Koşu mesafesi artık 115 km' lerde standart halde. Derbilerde artıyor. Yani en önemli 5 ligde, en önemli beşer takıma baktığımızda, bu üst seviye 25 takımı yenmek için artık onlardan fazla koşmanız da bir anlam ifade etmiyor. Aykut Hoca 2012 senesinde açıklamayı yaptığı zaman bu belki yetebilirdi. Bugün yetmiyor.

Bizim ligimize bakıldığında, bilimsel, sıkı ve akılcı çalıştırılan tüm takımların saha içinde koşu mesafesi olarak 110-115 km arası mesafelere ulaştığını görüyoruz. Anadolu kulüpleri bile önemli maçları seçerek, bu maçlarda ekstra şeyler ortaya koyuyor. Karabükspor- İstanbul Başakşehir maçında Karabükspor 120 km, Başakşehir 117 km mesafe kat etti. Karabük' ün ekstra gayreti dikkat çekiyor.

Bizim ligimizde (ekonomik, idari ve sportif olarak futbolumuz beş sene geriden geldiği için) işe yarayan bu durum, temsilcilerimizin Avrupa maçlarında pek işe yaramıyor. En azından üst seviye takımlara karşı. Çünkü karşılarındaki takımlar için bu durum zaten standart.

Şimdi Fenerbahçe' yi düşünelim. Fenerbahçe Türkiye için ortalama üstü, Avrupa için ortalama altı bir kadro kalitesine sahip. Hadi ortalama diyelim.

Üst seviye takımlara karşı, senden çok daha pahalı, daha yetenekli oyuncuları olduğundan, üst seviye teknik adamların taktik zekaları ile sahaya çıktıklarından ve özgüvenlerinden ötürü, onlardan puan ya da puanlar almak için çok koşacaksın, çok organize olacaksın, taktik disiplin sergileyeceksin, duygusal olmayacaksın, zihinsel konsantrasyonu kaybetmeyeceksin ve biraz da şanslı olacaksın. Yoksa 100 milyon Sterlin değerinde futbolcuları olan bir takımı nasıl yenersin?

Fenerbahçe, hafta içi kendisinden hemen her alanda çok üstün bir rakibe karşı koşmadı. Mücadele etmedi. Kendisinden daha teknik, daha kaliteli futbolculara sahip, kendisi gibi takım olamamış ancak fiziksel üstünlüğe sahip, koşan bir Manchester' dan 4 gol yedi. O Manchester ki hafta sonu, kendisine pek çok parametrede denk ancak kendisinden daha akılcı, istekli ve konsantre olan Chelsea' den 4 gol yedi. Manchester United' ın Fenerbahçe karşısında işe yarayan koşması, mücadelesi de onlara yetmedi. O seviyelerde çok koşmak ve mücadele zaten bir standart. Taktik organizasyon, taktik analiz, taktik disiplin ve teknik performansların takım oyununa yansıması gibi faktörler saha içinde belirleyici oluyor. Bu sebeple, hafta içi rakibine dört atan, hafta sonu beş yiyebiliyor.

Aynı Manchester United’ ı 2-1 yenen, dünyanın en değerli liginde çok iyi giden, lider olan Manchester City, Barcelona’ dan 4 gol yiyebiliyor.

İyi başladı denen Galatasaray, mücadele ediyor gözükmesine rağmen (pek çok istatistik aksini söylüyor) daha güçsüz bir Trabzonspor' a bundan kaybediyor.

Avrupa futbolunun nereye gittiğini, futbolumuzun ne noktada olduğunu, Avrupa' nın beş liginin seviyesi ile ligimizin seviyesini de buradan anlayabiliyorsunuz.

Avrupa' nın üst seviye futbolunda sadece koşmak, müthiş bir fiziksel güç ortaya koymak, kondisyon ve dayanıklılığı üst seviye takım olmak dahi yetmezken, bizim ligimizde, "sözde" yıldızlara sahip bir Fenerbahçe sahada koşmuyor, mücadele etmiyor. Sebebi 2-3 senedir doğru dürüst çalıştırılmamak da olabilir, motivasyon eksikliği de olabilir, düzensiz hayatlar da. Bilemiyoruz. Ancak koşmanın bile yetmediği, çok koşmanın zaten standart olduğu bir döneme giriyoruz. Bu dönemde, Başakşehir, Osmanlıspor, Konyaspor, Beşiktaş gibi bilimsel bakışa sahip, takımlarını iyi çalıştıran hocaların sistem odaklı takımları başarılı olacak. Diğerleri dökülecek.

Ağlamak, sızlamak, kendi takımı dışında herşeye kabahat bulmak ile bu işler olmuyor. Modern futbolun gittiği yönü göreceksin. Dünya futbolu bırakın 5 seneyi, 2 sene önceki durumda bile değil. Bunun farkına varamayanlar başarılı olmayı mucizelere bırakır.

Ligimizde öyle çaba sarf etmeden, sadece yıldızların bireysel performansları ile iş bitirme, şampiyon olma dönemi bitmiştir. Bu yeni dönemi algılayamayanlar, hala hakemleri, stadyuma gelmeyen taraftarı, spor medyasını suçlamaya devam ederler. Ancak başarısızlığın nedenlerini ortaya koyamadıklarından eleştirilmeye devam ederler. Eleştirildikçe de duygusallaşırlar. Oysa çözüm basittir. Modern futbolu anlamak, kendi durumuna dair sağlıklı bir özeleştiri yapmak ve buna yönelik stratejiler ile akıllıca kararlar almak.