Değerli dostlar.

Son dönemde Fenerbahçe ağırlıklı çok yazdık, çizdik.

Bu sene Fenerbahçe adına futbol tarafında yaşanan başarısızlığın camiada büyük bir hüzün yaşattığı bilinen bir gerçek. Herkes bir sorumlu arıyor. Ben sorumlu olarak gördüğüm kişiyi önceki yazılarımda yazmıştım, tekrar edeyim, baş sorumlu bana göre Vitor Pereira.

Nedenlerini çok yazdım, o sebeple tekrar edip değerli vaktinizi almak istemiyorum.

Evet, Başkan Aziz Yıldırım' ı bu sene başarısızlıktan ötürü sorumlu tutmuyorum. Neden derseniz, bu sene başında sportif direktörlük sistemine geçti, sene içinde takıma karışmadı, işin dışında kalmaya çalıştı, bence Josef De Souza hariç iyi transferler yaptı (Josef' de sorumluluğu olduğunu sanmıyorum, bir Terraneo- Pereira kazığı gibi duruyor).

Belki tek kusuru devre arası bir iki takviye yapmamış olması olabilir. O kadar.

Spor medyasının önemli isimlerinden Ercan Güven ile yaptığı röportajda kendince başarısızlıktan dolayı hakemleri, dolaylı olarak hocayı, hatta bazı futbolcuları gördüğünü ifade etti.

Başkanı yakından tanıyan herkes bilir ki, Başkan' ın özeleştirisi halka açık değildir. Yani ne düşündüğünü açıklarken kendisini kamuoyuna hatasız gibi sunsa bile, kafasının arkasında kendisine kızıyor olabilir. Sadece bu özeleştiriyi insanların önünde yapmayı sevmiyor. Elbette Başkan' da akıllı, tecrübeli, zeki bir insan. Hatalarını biliyor, görüyor, ancak bunları dışarı ile paylaşmak ve süreçte kendi karizmasını dibe çekmek istemiyor. Bence de haklı. Çünkü bu ülkede güçsüz gözükmek bile sizi dibe çekmeleri için yeterli. Bu sebeple, Başkan hataları olduğunu bilse de dik duruyor, durmaya çalışıyor.

Bu da bazı taraftarları daha da çok kızdırıyor. Eleştiri almasına neden oluyor.

Ercan Güven Röportajını biraz satır altlarını okuyarak değerlendirmek lazım. Biraz onu tanıyarak yorumlamak lazım. Gerçekten de bu sene yaşanan başarısızlıktan dolayı gerçekten üzüldüğüne ve hatta kahrolduğuna ben objektif olmaya çalışan bir spor yazarı olarak inanıyorum.

Röportajdan algıladığım kadarıyla, Ersun Yanal ve Aykut Kocaman tercihlerinde hatalı olduğunu düşünmüyor, ancak İsmail Kartal "iyi değildi" çıkışı bile esasen kendisine öz eleştiri. Hatta Gökhan konusunda, bu kadar sene forma giydi, takımın kaç şampiyonluğu var bakın açıklaması bile, sadece Gökhan' a değil, onun gibi düşük performans gösterdiğini düşündüğü tüm futbolculara bir sitem. Başkan sportif başarısızlıklarda, belki de uzun süre sonra futbolcuların da sorumluluğu olduğunu kabul etmiş gözüküyor. Oysa, bu seneye kadar hep onları savunup teknik direktörleri sorumlu tutmuştu. Bu bir ilk oldu.

Caner ve Gökhan Gönül konusunda kendisine yüzde yüz katılıyorum. Herkes Caner gibi, Gökhan gibi bir bek bulunması zor, bunlar giderse ne yaparız diye endişe ediyor. Soruyorum, Caner Ersun Yanal dönemi hariç ne yaptı? Bu sene ne yaptı? Gökhan o efsane performans gösterdiği Şampiyonlar Ligindeki Sevilla maçlarından bu yana senede ortalama 10 maç iyi oynadı ve üst düzey performans gösterdi. Her sezon 10 maç hariç kalan maçlarda çok sıradan performanslar gösterdi. İkisi de yetenekleri ile idare ettiler. İnanmayan, son 3-4 seneki bireysel istatistiki performanslarına baksın. Biraz Yanal dönemi, biraz da bu sene ilk yarı biraz hareketlendiler, sonra düşüş. İsmail Kartal dönemi falan son derece kötüdür bu futbolcular açısından.

Fenerbahçe iki beke esir olmaz, yenik düşmez. Onların hak ettiklerinden fazlasını almaları doğru değil. Sadece yetenekliler, her sene 9- 10 maç üst düzey performans gösteriyorlar diye, her istediklerini alamazlar. Bugün bunlara yenik düşerseniz, yarın herkes tepenize çıkar, kontrolü kaybeder futbolcuların elinde oyuncağa dönersiniz.

Ayrıca Aziz Yıldırım' ın menajerler hakkında düşünceleri de çok yanlış değil. Menajerler, çoğu zaman ikili oynayabiliyor. Zira, oradan para kazanıyorlar. Camialar değil, kendi cepleri önemli. Bu sebeple, onları muhatap almak istememesi de anlaşılabilir.

Bu futbolcuları neden bu kadar gözümüzde büyütüyoruz anlamıyorum. Farkında mısınız bilmiyorum ama böyle yetenekli ama istikrarsız futbolculara bu kadar destek çıkıp, prim yaptırmak, alttan yetenekli ancak gayretsiz, şova dönük, taraftara duygusal açıdan sempatik gözüken ama tüm sezon ortalama performanslar ile idare eden, yeteneğinin hakkını vermeyen gençler gelmesine neden oluyor. Kötü örnek oluyor.

Bu arkadaşlar Fenerbahçe' ye çok bağlı, renklere gönül vermiş kişiler olsalardı, kulübün şartlarına da uyacak bir rakamda anlaşma yoluna giderlerdi. Kulübü bu zor zamanında zorlamazlardı. Bunu yapamayan Caner çekti gitti. Sıra Gökhan' da. Bakıp göreceğiz.

İki tane iyi beki kaybetmeyelim diye, her istediklerini kabul etmek, onları ortalama performanslarına rağmen sempatik görmek, hak ettiklerinden çok para vermek doğru mu?

Hiç merak etmeyin; Şener de, Hasan Ali' de doğru antrenörler elinde bu seneki performansı katlar, çok verimli olurlar. Şener, Gökhan tarafından (daha doğrusu Pereira tarafından) kesilene kadar kötü müydü? Hasan Ali daha üç sene öncesinin, Kocaman döneminin efsane beki değil mi?

Fenerbahçe 2 tane genç, kaliteli bek ile bu mevkileri güçlendirmekten aciz bir takım mı?

Bunları bir tarafa koyalım. Fenerbahçe' nin daha ciddi bir problemi var.

2 Haziran 2016 tarihine geldik. Fenerbahçe' nin hocası belli ki seneye de Pereira olacak. İşte tartışmamız gereken bu.

Bırakalım Başkan' ın eski hatalarını, Gökhan' ı, Caner' i, hatta finansal fair play nedeniyle transfer kısıtlarını.

Esas sorun Pereira olacak.

Bu sene Türkiye' yi tanıdı, hataları yapmaz, yeni bir takım izleriz inancı içinde olanlara sesleniyorum:

Sayın Pereia, koskoca 12 ay boyunca kendi inandığı doğrulardan ne zaman taviz verdi?

Diego, Josef ve Nani uğruna, kaç maç kaybetti. Kaç maç bunların kötü futboluna tahammül etti.

Ozan' ı neden devreye alamadı? Volkan' ı ve Alper' i neden mecbur kalıncaya kadar kenarda unuttu. Neden Meireles' ten iyileştikten sonra faydalanma yoluna gitmedi? Neden RvP' yi uzun zaman küstürdü? Neden sezon başından bu yana en az 7 ayrı sistem denedi, neden doğruları bir türlü bulamadı? Neden Türkiye ligini bu kadar hafife aldı?

Çünkü kendi doğruları ve sabit fikirleri var. Hocalık becerisi de tecrübesi de bunlar ile sınırlı. Bu da normal. Her hocanın kendi felsefesi, sistemi, doğruları vardır. Pereira' nın ki de bu!

Uyguladığı "Portekiz temelli" antrenman teknikleri ise bilimsel olarak Türkiye' de tutmaz. Başarı sağlamaz.

Uyguladığı tactical periodization yöntemi, altyapıdan beraber çıkmış, altyapıdan itibaren aynı sistem ile çalışmış, sahada birbirlerini ezberlemiş, son derece diri, genç ve yetenekli isimler var ise başarılı olur. Fiziksel güce ve yüklemeye mesafeli olan, bir takım operasyonel hale getirilmesi için bazı prensipleri öne alan ve takıma ezberletmeye yönelik bu sistemi, bizim yerliler uygulayamaz. Böyle bir kültürden gelmiyorlar.

Karmaşık ve alışkanlık gerektiren bir sistem. Portekiz' de altyapılardan başlayan bir sistem.

Fenerbahçe kadrosunun yaş ortalaması yüksek. Fiziksel olarak kötü durumda. Birbirleri lle oynamaya alışkın değiller. Altyapıyı bırakın, son 3 ayda birbirlerine alışmış bir kadrodan bahsediyoruz.

Benzer bir sistemi Carlos Carvalhal Beşiktaş' ta denedi ve başarısız oldu.

Böyle bir adam ne antrenman sisteminden vaz geçer, ne de doğrularından.

Herkes saf ve temiz düşünceler ile hoca bu sene değişebilir, daha iyi olabilir, daha farklı bir futbol oynatabilir diye düşünüyor. Arkadaşlar yapmayın, değişmez, değişemez.

Çünkü tek bildiği şey bu. Seneye de bunu yapacak, bunu izletecek.

Ha hoca ile yapın 5 yıllık anlaşma, verin Ümit ve Genç Milli Takımlardan 9-10 futbolcu, verin Avrupa' dan genç ve gurbetçilerden oluşan öğrenmeye açık genç Türk yetenekleri, 3 yıl da şampiyonluk beklemeyin, altyapıları da hocanın felsefesine göre yapılandırın, ancak sonrasında bu felsefe ve sistem ile başarı gelebilir.

Aksi halde sonuç yine hüsran.

Fenerbahçe ne yapmalı derseniz, çok yazdım ama özetle şunu yapmalı.

Önce Vitor ile yolları ayırmalı. Bu şart.

Sonra tercihen Almanya kökenli bir hoca ile anlaşmalı. Bunla ilgili bir yazı yazmıştım, orada bazı isimler var. Ancak elbette bu isimler için geç kalındı. Herkes çoktan kontratını yaptı.

O zaman geriye fazla alternatif kalmıyor. Yerlilere bakacaksın. Olabilecek en iyi sistem hocası, gençlerle en verimli çalışabilecek aday Abdullah Avcı. Çağdaş futbol yorumları var. Vasat isimlerden, vasat üstü takımlar oluşturabiliyor. Türkiye' nin Pochettino' su olmaya en yakın aday.

Anlaşabiliyorsanız anlaşın. Pereira' dan daha kötü bir seçim olmaz. Güvenin bana.

Transfer ve kadro mühendisliğine gelince, ince ve dikkatli bir çalışma yapılmalı.

Fenerbahçe tıpkı 2004, 2007, 2010 daki gibi bir "takım" olabilmeli. Buna uygun 5-6 nokta transfer yapmalı. Sönük yıldızlarını satmalı. Birbirleri ile kenetlenebilecek, sahaya enerji getirecek, gelişme potansiyeli olan gençlerden bir takım kurmalı. Bu elbette A sınıf bir takım olmaz, B sınıf olur. Ancak kim bilir belki de başarı böyle gelir.

Bu sezon için geçti, ancak gelecek sezonların kadro mühendisliği için bu sezon çok çalışmalı, çok doğru planlama yapılmalı.

Sonraki yazılarda bu konuya değineceğiz.