Bundan 3 hafta önce ben dahil tüm spor yazarlarının eleştirdiği, yerden yere vurduğu Fenerbahçe, biri UEFA Avrupa Liginde Manchester United olmak üzere, 4 maçı üst üste kazanmayı başardı.

Elbette bu bir çıkıştır. Fenerbahçe bu seriyle zirvede olmasa bile zirveye yaklaşmayı başardı.

4-5 hafta önce işler çok kötü giderken, yazılarımda Advocaat' e destek vermiş, Pereira' nın enkazının onun için en önemli dezavantaj olduğunu ileri sürmüştüm. Fiziksel, mental ve taktiksel açıdan çökmüş bir takım vardı elinde. Fenerbahçe için ilk yarıyı 4 veya 5. sırada bitirmek ve yarıştan kopmamak ilk hedef olmalı demiştim. Hala da bu görüşümü koruyorum, çünkü şampiyonluğun bu seriye rağmen hala zor olduğunu düşünüyorum.

Dick Advocaat, göreve başladığı hafta yazdığım yazıda, Ekim sonuna kadar süre verilmesi gerekli demiştim. Ekim bitti, Fenerbahçe çıkışa başladı.

Futbol ustasının basit dokunuşları bile etkili oldu.

Fenerbahçe Advocaat' in antrenmanları ile saha içi hareket seviyesini takım olarak 103 km' lerden, 112 km' lere çıkardı. Daha istenilen seviyede değil. Ama iyiye gidiyor. Kondisyon, güç, patlayıcı kuvvet, çabukluk gibi parametrelerde iyileşmeler var. Sahada sizler de bir kısmına şahit oluyorsunuz.

Futbolcu ekibi, kendilerini gerçekten başarılı bir teknik direktör yönettiği için ona güveniyor. Dick Advocaat' de forma adaletine çok önem veriyor. Hiç bir futbolcusunu kaybetmek istemiyor. Salih ve Stoch hariç herkese pozitif yaklaşıyor. Onlar ile ilgili sıkıntıyı bilmiyorum ancak Aatıf' ı bile kazanmayı başardı.

Fenerbahçe, ne Pereira dönemi gibi geri yaslanıyor, ne de Yanal dönemi gibi önde basıyor. Takım saha içinde çok dengeli ve kompakt bir oyun oynamaya başladı. Topa hakim olmak değil, en kısa sürede kanatlara veya forvete taşımak düşüncesi var. Takım bunu her maçta başaramasa bile, deniyor. En azından ileri doğru oynama düşüncesi hakim. Zaten ceza alanına gönderilen top sayısında Fenerbahçe ligde birinci sırada. Pasla oyunda ise dördüncü. Bu çok şey anlatıyor.

Bloklar arası fazla kopuk olmadığında, Josef ve Mehmet Topal' ın yükü azalıyor, diri kalıp, savunmayı toparlayabiliyorlar.

Aatıf, Volkan ve Lens ile Fenerbahçe topu hücum bölgesinde daha iyi kullanabiliyor. Forvete daha iyi top taşıyabiliyor. Emenike, Sow ve RvP' nin topla daha fazla buluşması mümkün hale geliyor. Volkan Şen biraz daha formda olsa, Fenerbahçe maçları çok daha farklı kazanabilir, daha erken kopartabilir.

Akhisar maçında da akıllı, kompakt, iyi mücadele eden, rakibini ciddiye alan bir Fenerbahçe izledik. Akhisar' ın inatçı savunmasını da akıl dolu futbolu ile Aatıf açtı. Sivasspor' da böyle çok maçını izlediğim için şaşırmadım. Aatıf düzenli forma şansı bulur ise kilitlenen maçlarda önemli işler yapacaktır.

Fenerbahçe fizik güç olarak iyileştikçe, rakibi karşılama mesafesini kısaltmaya başlayacak. Savunmayı metre metre öne taşıyacak. Rakibe baskı kurmaya başlayacak. Daha hareketli olacak. Pas alıp vermede bu hareketlilik, hücum zenginliği oluşturacak.

Forvetin şut isabet oranı ve gol pozisyonlarını gole çevirme oranı ise umut verici. Geçen 2 sezonda, çok kaçıran Fenerbahçe forvetleri, bu sezon %50' ye yakın şut isabeti ile oynuyorlar.

İşler iyiye gidiyor dedik ama eksikler de çok.

Fenerbahçe, defansif açıdan hala sorunlu bir takım.

Kalecisi maalesef güven vermiyor. Yıllardır Muslera ve Volkan Babacan' ın performanslarını izlediğimizden, Volkan Demirel konusunda kafamızda soru işaretleri oluyor.

Duran toplar, kontra ataklar ve ceza yayı etrafından atılan şutlar Fenerbahçe için büyük sorun.

Hareketlilik hala istenen seviyede değil. Üç cephede ilerlemek, kesinlikle fiziksel açıdan zorluyor.

Fenerbahçe' nin daha çok çalışması lazım. Takım olmak için daha çok gayret sarf etmeli. İlk 3' te olmak için geliştirilmesi gereken çok nokta var.