Bu yazıyı, şampiyonun henüz belli olmadığı bir haftada yazıyorum.

Bu sezon sonunda, Fenerbahçe şampiyon olsa da olmasa da Yönetim Kurulu' nun karşısına çıkacak önemli bir mesele var.

Pereira ile devam edilecek mi?

Ben burada farklı bir görüş öne süreceğim. Bence karar Pereira ile tamam veya devam kararı olmamalı.

Karar, iki önceki yazımda da belirttiğim üzere, futbol sistemi ve felsefesi üzerine verilmeli. Fenerbahçe hoca değil, sistem üzerinde karar vermeli.

"Futbolda taktik sistemlerin seçimi ve önemi" başlıklı yazımda dünyadaki futbol sistemleri ve taktiklerin tarihsel gelişiminden bahsetmiş, taktik seçiminde; ülke, ülkenin sportif kültür seviyesi, ülkenin amatör ve profesyonel futbol seviyesi, spor kulübü kültürü, camia yapısı, taraftar beklentileri ve dünya genelinde hakim futbol sistemleri gibi faktörlerin göz önünde bulundurulmasının doğru olacağını önermiştim.

Bir kulüpte hoca seçiminin, sportif direktör, medya veya menajerlere bağlı olarak değil, Yönetim Kurulları ve sportif direktörlerce (veya futboldan sorumlu yöneticilerce), bizzat yukarıdaki faktörler belirli bir modele oturtularak bilimsel ve uzun vadeli olarak birlikte yapılması gerektiğini ifade etmeye çalışmıştım.

Dünya üzerinde bir kulübün hoca seçimi, o kulübün sportif geleceği hakkında fikir veren bir sinyal, bir göstergedir. Bir kulübün, kısa vadeli başarı, kısa vadeli tasarruf, orta vadeli denge ve idare politikası ya da uzun vadeli bir yeniden yapılanma politikası izleyip izlemediği, bu seçimden anlaşılabilir. En azından futbol bilgisi iyi olanlar, buradan mesaj çıkartabilirler.

"Futbolda taktik sistemlerin seçimi ve önemi" başlıklı yazımda, dünyada 2 tür ana akım futbol sistemi ve bunların türevleri olduğundan bahsetmiştim.

Bir tarafta, Mourinho' nun başını çektiği, ülkemizde Pereira ve Aykut Kocaman' ın tercih ettiği, defans güvenliği ve oyun hakimiyeti ön planda olan, rakibe alan bırakmamak ve top kullandırmamak üzerine kurulu, arkada 8 savaşçı, önde 4 savaçı-teknik dengesini kurmuş, ortama üstü futbolcu ile oynanan ve taktik disipline dayalı futbol anlayışı var.

Diğer tarafta, Guardiola' nın başını çektiği, ülkemizde Ersun Yanal' ın tercih ettiği, rakibi oynatmamaktan ziyade kendi oyununu sergilemeye dönük, total futbolun günümüze taşınmış hali olan, en az 7-8 adet top hakimiyeti yüksek, dribling becerisi olan, hızlı ve fiziksel gücü yüksek oyuncu ile rakip sahada baskı kurup, hızlı hücumlar ile sonuca gitmeye çalışan, kompakt ve hıza dayalı bir pas ve adam geçme oyunu var.

İlkinde, ağırlıklı olarak defansif ve kontrollü bir 4-3-3/ 4-2-3-1 taktik dizilişleri, ikincisinde ise ofansif 4-1-2-3/ 4-3-3/ izlenmesi muhtemeldir.

Bazı hocalar ise, 4-2-3-1' i aşırı ofansif veya 4-3-3' ü aşırı defansif yorumlayabilirler. İlkine örnek Şenol Güneş' tir. Bunlar hibrid sistemlerdir. Taktik diziliş olarak tutucu, oyun felsefesi olarak ofansif sistemlerdir. Ya da tam tersi, taktik diziliş olarak ofansif, felsefe olarak tutucu hibridlerdir.

Örneğin bu taktik yelpazede, Leicester' ın hocası Claudio Ranieri, tıpkı Pereira gibi ilk haftalarda belirli bir sistem arayışına girip, sonrasında defansif, kontrollü, hızlı hücuma çıkan bir sistemi oturtmuş ve bu sistemi başarı ile oynayan takımı ile şampiyonluğun en büyük favorisi haline gelmiştir. Leicester' ın en yakın rakibi Tottenham' ın menajeri Mauricio Pochettino ise, bu yelpazenin tam ortasında, dengeli bir "defans-ofans- ofansif defans" takımı kurarak, zor bir işi başarmıştır.

Oynatacağınız sistem, elbette ülkenin futbol iklimi, ülkedeki hakim felsefeler, taraftar beklentileri, kadro yapınız ve gelecekteki yapılanma beklentileriniz ile doğru orantılı olacağından, bu faktörler çerçevesinde seçim yapmanızı gerektirir.

Fenerbahçe yönetiminin önündeki esas mesele budur.

Sayın Başkan ve Yönetim Kurulu, sezon sonu şampiyonluğu beklemeden, önce sistem üzerinde bir planlama çalışması yapmalıdır. Sisteme karar vermelidir. Hoca seçimi bence ikinci planda olmalıdır.

Pereira' nın, takımın başında kalmasına veya gitmesine neden olacak konu şampiyonluk olmamalıdır. Diğer bir ifade ile bu karar şampiyonluk durumuna bağlanmamalıdır.

Fenerbahçe, bu sezon şampiyon olsa bile, gelecek sezonlarda olamayabilir. Ya da tersi, bu sezon ligi ikinci sırada bitirebilir, ancak seneye şampiyonluk gelebilir. Burada verilecek kararda başka faktörlere bakılmalıdır.

Ben bir futbolsever olarak, yelpazenin Guardiola tarafına yakın olan sistem ve felsefeleri beğeniyorum. Ancak bu sistem ve felsefelerin bir yumuşak karnı var. O da oyuncu kalitenizin üst düzey olması gerekiyor. Yani beklerden, stoperlere, orta saha oyuncularından forvetlere kadar, hızlı düşünen ve karar verebilen, çabuk hareketlenen, sürekli boş alanlara hareketlenen, üçgen ve dörtgenler oluşturabilen, enerjik, ayağı düzgün ve adam geçebilen futbolcularınız olmalı.

Fenerbahçe' nin mevcut kadrosu, doğru felsefe, motivasyon, eğitim, disiplinli çalışma ve antrenman teknikleri ile ve bir kaç nokta takviye ile böyle bir futbol oynar. Elbette oynatılmak istenir ise. Çünkü yapısal bazı hataları olsa da genel olarak iyi bir kadro.

Ancak Pereira, yelpazenin diğer tarafında, ustası Mourinho' nun tarafına yakın bir hoca. Sene başında, yönetim ve taraftarın beklentileri çerçevesinde, farklı ve ofansif birşeyler denedi, baktı olmadı, kendi bildiğine geri döndü. Doğru da yaptı. Zira bilmediğiniz, ustası olmadığınız bir futbolu oynatmanız mümkün değil.

Bakın Portekiz, Suudi Arabistan ve Yunanistan' da Pereira hep aynı sistem ve felsefe ile oynatmış.

Gelir gelmez birileri kulağına Fenerbahçe taraftarının nasıl bir futbol istediğini fısıldadı ve Pereira, bu tüyodan yola çıkarak ilk birkaç hafta kendi yetkinliğine ve doğasına aykırı sistemler ve kombinasyonlar denedi. Baktı sıkıntı büyük, en iyi bildiğine döndü.

Bu yelpazenin her noktasında farklı bir sistem/taktik diziliş ve oyun felsefesi var. Her birinin de ayrı bir kadro ihtiyacı, antrenman yapısı, teknik çalışması ve oyun kurgusu var.

Yani ben her ligde, elimdeki kadrodan bağımsız, istediğim taktikle maçlara çıkarım diyemezsiniz.

Benim oyun sistemi ve felsefesini Fenerbahçe' ye uygun bulmadığım Pereira, esasen kendi hakim olduğu sistem ve felsefeyi oturtmakla doğru yaptı. Buraya kadar gelmesinin sebebi de bu.

Şimdi karar verilmesi gereken şu, biz bu sistemle devam edecek miyiz?

Evet belki Pereira, gelecek sene "kendi kadrosunu" kurar ve daha dengeli, yelpazenin ortasına yakın (son maçlarda bundan sinyaller verdi), Pochettino benzeri bir sistemi oturtur. Kim bilir.

Ancak bu sistem konusunun, tabi eğer kalması düşünülüyor ise hoca ile istişare edilmesi, şimdiden ciddi bir planlama yapılması gerek. Şurada sezonun bitmesine hemen hemen bir ay kaldı. Dünya genelinde transfer çalışmaları fiilen başladı. Karar çabuk verilmeli ve ona göre yol alınmalı.

Sezon sonu şampiyonluk durumuna göre karar verelim anlayışı bence doğru olmaz. Sayın Başkan ve Yönetimin bu noktada, şampiyonluğa göre değil, yukarıda belirttiğim faktörlere göre hoca seçmesi lazım.

Bu konuda verilecek karar da bence uzun vadeli olmalı. Artık uzun vadeli bir karar verip sabretme dönemi gelmeli. Kurumsallaşma ve uzun vadeli başarı burada saklı. Ben dahil, tüm yorumcular, köşe yazarları bu sabır mevzusunda bir ortak bakış ve anlayış kazanmalıyız. Sadece Fenerbahçe için de geçerli değil bu yazdıklarım. Tüm kulüplerimiz, yöneticilerimiz ve onları takip eden medya için de geçerli.

Uzun vadeli bakış ve sistem seçimi, altyapıdan antrenman sistemine, transferden, sportif hedeflerin belirlenmesine kadar her konuyu etkileyecek.

Pereira sezon sonu takımını şampiyon yaptığında, seneye ondan yelpazenin Guardiola tarafında olacak bir futbol sistemi ve anlayışı beklemek, bizi hücum futbolu oynat demek, ona göre transfer yapmak ve hocanın ofansif bir takım oluşturmasını beklemek işin doğasına aykırı. Yapamam demez, o bir profesyonel, elbet yaparım diyecek ama bence yapamayacak. Doğası, özü o değil. Böyle bir düşünce var ise yönetim yeni bir alternatif baksa daha faydalı ve doğru olacaktır.

Nasıl ki bir şirkette, ikisi de işletme mezunu olsalar bile muhasebe ve pazarlama uzmanları farklıdır, futbolda da, hocalar arasında sistem, taktik ve felsefe tarafında bir uzmanlaşma, bir ekol, bir stil vardır. Pereira' nın nasıl bir sistemin hocası olduğunu ve kapasitesini görmek, buna göre karar vermek gerekir. Aksi, Pereira' ya da bence haksızlık olur.

Pereira' nın Trabzon' da oyuncularını beklemesi, sahayı en son terk etmesi alkışlanacak bir hareketti. Gerçek bir liderlikti. Bu tür sembolik mesajların, takımlar üzerinde muazzam etkileri olur. Bunu kalan maçlarda göreceğiz. Lidere olan inanç perçinlenir, güven artar, ilişkiler normalleşir. Bu da takım performansına ve bireysel motivasyona yansır. Burada Pereira, liderlik ve insanlık kalitesini belli etmiştir.

Pereira iyi bir adam. Kendi felsefesine göre, adil olmaya çalışan, belki biraz dik başlı, biraz asi, biraz bildiğini okumayı seven, dışa kapalı ama dik duran bir futbol adamı. Oynattığı sistem belli. Yelpazedeki konumu ve tarzı belli. Yapabilecekleri ve yapamayacakları belli.

Pereira' dan Ersun Yanal veya Fatih Terim tarzı bir futbol çıkmaz. Pereira' dan Guardiola tarzına yakın, ofansif futbol da çıkmaz. Hocanın alıştığı, bildiği, uzmanlaştığı bu değil çünkü.

Fenerbahçe' nin geleneğinde son 30 senede en keyif alınan futbollar, Veselinoviç, Löw, Mustafa Denizli, Daum (ilk dönem), Zico ve Ersun Yanal dönemleri oldu. Carlos Alberto Parreria, Daum (ikinci dönem), Aykut Kocaman ve İsmail Kartal dönemlerinde başarılar (camia normalde 2.liği başarı saymaz, biz sayalım) olduysa da, bu dönemlerdeki futbol taraftara keyif vermedi. Büyük ölçüde sayın Başkan' a ve Yönetimlerine de keyif vermediğini düşünüyorum.

Fenerbahçe taraftarının camia olarak, çoğunlukla ofansif, hızlı, kaleye doğrudan gidilen, rakibe ileride basan, bol pozisyon ve gollü takımlar izlemekten keyif aldığını düşünüyorum. Belki de bu inancım, demografi değiştikçe, değişmektedir.

Kim bilir belki de taraftarın görmek istediği tablo tam da Pereira' nın oynattığı futboldur. Elbette yüzde yüz emin olamıyorum. Biliyorum ki, yelpazenin diğer tarafının doğru olduğunu düşünen de yüzbinlerce taraftar vardır. Futbol bilgilerine ve görüşlerine de saygı duyarım. Kulüp tarafından, ciddi ve büyük bir anket düzenlenmeden, bütünü iyi temsil eden bir örnekleme anket uygulanmadan bu konuda yüzde 80 kesinlikle bile yorum yapmak zor.

Ancak ben, Fenerbahçe' nin kimyasında, dokusunda, ruhunda, rakibe baskı kuran ofansif futbollar olduğuna inanmaya devam ediyorum, edeceğim. Futbolda sonuç almak elbette önemli ancak sonuç almak kadar, göze hoş gelen, keyif veren oyunlar izlemek ve izletmek de bence önemli.

Bu perspektiften bakıldığında, Fenerbahçe' nin Pereira ile devam etmesini, hem camianın beklediği futbol anlayışı, hem eldeki kadro yapısı, hem de kendi futbol sezgilerim çerçevesinde doğru bulmuyorum. Pereria karakterli, düzgün, iyi bir insandır. Kendi sistemine hakim, özgün ve bence futbol bilgisi de fena olmayan bir hoca.

Burada takdir, elbette Yönetim Kurulu' nun. Ancak şampiyonluk, bence seçimde bir kriter olmamalı.

Bu futbol felsefesi ve sistematiği ile devam edelim deniyor ise, bence Pereira yerine hoca bakmaya gerek yok. En iyilerden bir tanesi Pereira. Devam edilmeli.

Değişim isteniyor ise, doğru aday yelpazede yer alan sistem tercihine göre belirlenmeli.

Bu konudaki görüşlerinizi çok merak ediyorum. E-postalarınız ile bu konuda bana tercihlerinizi, neden Pereira veya başka bir hoca olması gerektiğini yazarsanız çok sevinirim.

twitter: @bertankaya