Şampiyonluk

Galatasaray ligi birinci sırada bitirdi. Ligin ağırlıklı olarak yetenekli yabancılardan oluşan en iyi kadrosu, ipi göğüsledi. Kalite farkı kazandı. Türkiye'nin en iyi teknik direktörü bu sefer de doğru kadro, sistem ve felsefe ile sonuç almayı başardı. Tebrik ediyorum.

Peki bu ne kadar yeterli?

Türkiye ligi, Avrupa'nın en pahalı 6. ligi. Ama gerek oyun kalitesi, gerek hakemlik kurumunun durumu, gerek taraftarların futbol bilgisi ve yöneticilerin fair playe dair tutumlarına bakıldığında bu lig bence ilk 10'a giremez. Böyle bir ligde şampiyonluğu küçümsemek istemem ama inanın ki Avrupa ölçeğinde bu bir başarı değil.

Dünyanın kadro değeri en yüksek 100 takımı arasında bizim lig şampiyonumuz, yani açık ara en iyi kadroya sahip olan Galatasaray 97. sırada. Bu haliyle bizim ligi sildi süpürdü. Braga, Getafe ve Cardiff bile kadro değeri olarak Galatasaray'ın önünde. İyi scout'lar, güçlü lobi ve Fatih Terim faktörü Türkiye'de her zaman şampiyonluk almaya yeter ama ya Avrupa?

Bana göre Galatasaray Avrupa'da hiç bir başarı sağlamaz. Kalburüstü takımların hepsi Galatasaray kadar koşuyor, daha klas ayaklara sahip, daha organize futbol oynuyor. Kısaca bu tablo Avrupa'da başarı getirmez.

Rakiplerinin bu kadar kötü yönetildiği ve sorunlarla boğuştuğu bir dönemde, yeterli parayı cebine koyan Galatasaray 10 sene üst üste şampiyon olur ancak Avrupa'da başarı asla gelmez, gelmeyecektir.

Doğru Model

Bana göre doğru model Altınordu'nun dünyada pek çok kulübü analiz edip ortaya koyduğu özkaynak modeli. İşte Ajax, Porto, Benfica gibi takımlar bu modelle, her 10 senede bir jenerasyon yakalayıp, 2-3 sene çok başarılı oluyor, iyi gelirler elde ediyor. Sürdürülebilir, mantıklı ve ayakları yere basan bir model.

Altınordu modeli ve Galatasaray modeli iki ayrı model. İkincisinin Avrupa'da başarı getirmeyeceği, kısmi başarı getirse bile sürdürülemez olacağı kanaatindeyim. Oysa Altınordu modeli gelecek vaat ediyor. Tüketen değil, üreten futbol kulübü olmak gerekiyor.

Mesela bu sezon ile ilgili olarak size bazı bilgiler vereyim.

Altınordu son maçta yine Playoff'u kaçırdı. Süper lig bu sene de olmadı. Olsun.

Bakın Altınordu neler yaptı?

Son derece beğendiğim futbol adamı Hüseyin Eroğlu yönetiminde, sıfır yabancı ile, yarısı kendi özkaynak sisteminden gelen futbolcular ile neredeyse Süper Lige çıkacaktı. Bir tarafta 11 yabancılı takımlar, diğer tarafta 11 Türk çocuğu ile Altınordu. Sizce de güzel değil mi?

50 kişilik kadronun %54'ü altyapıdan yetişme oyuncu.

Bu gençlerden en az 4'ü her maç ilk 11'de oynadı.

Ligde en fazla süre alan 5 oyuncudan 3'ü özkaynak futbolcusu.

34 haftalık ligde 13 maç gol yememiş, 14 hafta kaybetmemiş, son 5 sezonun kendisi açısından en yüksek galibiyet sayısına ve en yüksek puanına ulaşan bir takım.

Ligde ortalama 114 km koşu ortalaması yakalamış bir ekip (120 km başarı için ideal bir standart olarak görülüyor).

Hem gençlere yer verirken, hem üst düzey yarışmak. Bence bu senenin gerçek şampiyonu Altınordu!

Burada dikkat çeken bir detay var. Altınordu, her sene üstüne koyuyor. Bir gün bu takımın %95'i, belki de %100'ü altyapıdan gelen oyunculardan oluşacak. Her sene yetenek üreten bacasız Altınordu fabrikası, belirli bir süre sonra bence gerçekten tüm ligleri domine edecek.

İlk 11'de genelde 11 yabancıyla oynayan Galatasaray'ın şampiyonluğu yanında, ilk 11'de 11 Türk ile oynayan Altınordu'nun 7. olması da çok büyük başarı bence.

Bu sene olmadı ancak iyi bir planlama ile bence seneye bu iş olacak. Süper Lige çıkan ve daha iyi gelir elde edebilen bir Altınordu'nun ligde önce ilk 10, sonra ilk 7, sonra da ilk 5'te kalıcı olacağını düşünüyorum.

Peki ya şampiyonluk?

Kimbilir belki bir gün ilk 11'inde 11 yabancılı şampiyonlardan, tamamen Türklerden oluşan bir takımı alkışlamak da nasip olur bizlere.

Seyit Mehmet Özkan Başkanı, Hüseyin Eroğlu Hocamı, CEO Barış Orhunbilge'yi, tüm idari ve teknik yöneticiler ile Altınordu camiasını bu sezonki mücadeleleri için tebrik ediyorum.

Fenerbahçe

Son olarak bu sene neden Fenerbahçe ile iligli fazla yazı yazmadığımı merak edenler olacaktır. Yazacak her şeyi son 5 sezonda yazdık. Söylenecek her şeyi söyledik. Önce Aziz Başkan, sonra Ali Başkan kendi yollarından gittiler ve sonuç bir facia oldu. Biri, Ali Koç'un açıklamalarına göre 600 milyon Euro borç bıraktı, diğeri de bu enkazdan çıkaramadı.

Kaderini Comolli'ye bırakmış bir yönetimin hiç bir şeyi doğru yapacağına ve başarı sağlayacağına inanmıyorum. Fenerbahçe'nin acil futboldan anlayan bir yöneticiyi ve ekibini futbolun başına getirmesi gerekiyor. Zaten bu yönetim tarzı ile 5-10 sene kendisine gelemeyecek bir kulübün, en azından altyapıya önem vererek, Ayew, Frey, Slimani, Reyes gibi saçma sapan, akıl dışı ve hatta şüphe uyandıran transferlere para harcamayıp, gençlere yatırım yapması akılcı bir davranış olacaktır.