Hangisi daha iyi? Hangisi takımına daha çok katkı sağlayacak?

Hemen her futbolseverin kafasında bu soru var.

Şimdiden söyleyelim, üçü de çok iyi transfer. Üçü de futbol hayatlarının en olgun döneminde Türkiye' deler. Takımlarına katacakları çok şey olacak.

Peki bu üçlüyü karşılaştırırsak ortaya nasıl bir tablo çıkıyor?

Robin Van Persie, 1.86 m' lik bir santrafor. Forvet arkası ya da sol açıkta oynayabiliyor. Feyeenord, Arsenal, ve Manchester United geçmişi var. Kariyeri boyunca kulüp takımlarında, lig ve Avrupa kupaları dahil, 458 maçta, 212 gol ve 88 asisti var. Hollanda A Milli takımında ise, 98 maçta 49 gol atmış, 19 asist yapmış.

Lukas Podolski, 1.82 m boyunda ve esas mevkii sol kanat- sol açık. Ancak forvet arkası ve santrafor oynayabiliyor. Köln, Bayern Münih, Köln, Arsenal ve İnter geçmişi var. Kariyeri boyunca kulüp takımlarında, lig ve Avrupa kupaları dahil, 399 maçta, 152 gol ve 86 asisti var. Almanya A Milli Takımında ise, 125 maçta, 48 gol ve 31 asist ile oynamış.

Mario Gomez, 1.89 m boyunda ve santrafor oynuyor. Kariyeri boyunca bu pozisyonda oynadı. Farklı bir pozisyon tecrübesi bulunmuyor. Stuttgart, Bayern Münih ve Fiorentina geçmişi var. Çift ayaklı bir santrafor olarak dikkat çekiyor. Kariyeri boyunca kulüp takımlarında, lig ve Avrupa kupaları dahil, 431 maçta, 249 gol ve 56 asisti var. Almanya A Milli Takımında oynadığı 60 maçta, 25 gol ve 9 asisti var.

Podolski' nin oynadığı mevki açısından, gol sayısında RvP ve Mario Gomez' in arkasında kalması doğal. Tüm takım, RvP ve Mario Gomez' e pozisyon hazırlarken, tüm takım onlara çalışırken, Podolski çoğu kez kendi pozisyonunu hazırlamak durumunda kalan bir futbolcu olarak, oldukça iyi bir istatistiğe sahip. Ek olarak Podolski' nin, RvP ve Mario Gomez' e kıyasla daha çok yönlü olduğunu vurgulamak gerekiyor. Podolski' nin oynadığı pozisyon gereği, Milli Takımda ve kulüp takımlarında yüksek bir asist yüzdesi ile oynadığını da söyleyebiliriz.

Podolski, Sneijder ve Burak ile yüksek futbol zekasına sahip bir üçlü oluyor. Geriden Selçuk İnan' ı da dahil ettiğinizde, Podolski' nin saha içinde verim sağlayacağı gözüküyor. Sol açık- kanat oynayabilen, forvet arkasına koşular yapabilen Podolski, Galatasaray için iyi transfer. Galatasaray' ın sol kanat hücum etkinliğinde önemli rol oynayacak. Sadece yaşla birlikte hız kaybetmesi durumu var. Ligimizde sorun teşkil etmeyecek bu durum, Avrupa maçlarında sıkıntı olabilir. Podolski hız yerine daha fazla aklı ile oynayacak ve kendisine özelliklerine uygun görevler verir ise çok katkı sağlar.

Mario Gomez, bir hedef santrafor. Ağır, güçlü, hava topu hakimiyeti olan, isabetli son vuruşları olan bir futbolcu. En önemli özeliği iki ayağını da iyi kullanması. Bu ona savunma oyuncuları karşısında mutlak bir avantaj sağlıyor. Ancak Podolski ve RvP gibi hareketli, pozisyon yaratmak için oyuna dahil olan bir futbolcu değil. Topun ceza sahası içinde kendisini ya da kendi hareketlenme noktalarını bulması gerekiyor. Takımın ona, onu da takıma, özellikle kanat oyuncularına alışması şart. Çizgiden veya kenardan bol orta ile oynamak gerekiyor. Böyle bir durumda Gomez, rakip takımlar için büyük bir tehdit olacaktır. Ancak Gomez' i ileride tek forvet olarak tutup, oyunu geride kabul edip, hızlı hücumlar peşinde olursanız, Gomez' i kaybedersiniz. İtalya macerası da bundan kötü sonuçlandı. Fiorentina, tam da bu şekilde bir oyun sistemi ile oynayınca, Gomez çuvalladı. Gomez basklı, kanatları iyi, kullanan takımların golcüsü.

Robin Van Persie' nin halen dünyanın en iyi 5 golcüsünden bir tanesi olduğunu düşünüyorum. İlerleyen yaşı da bu listeden çıkmasına sebep değil. Pozisyonları sezmesi, rakip savunma arasında kendisine doğru alanları bulması, sürpriz koşuları, oyun içinde her an her şeyi yapabileceğini hissettirmesi ile RvP gerçekten de büyük bir silah. Yerden, havadan çok düzgün vuruşları var. Takım arkadaşları ile pas alışverişlerini seviyor. Statik değil, hareketli bir forvet. Bu sebeple de çok pozisyona giriyor. Çoğu kişinin dikkatinden kaçan bir özelliği var ki o da asist yapmayı sevmesi. Van Persie, saha görüşü de iyi bir golcü. Bu sebeple, gol atarken, gol de attıryor.

Bu üçlüyü, doğrudan birbirleri ile karşılaştırmak yerine takımları içindeki olası performanslarına yönelik tahminler yapmak gerek. Öyle ya, takımların oyun sistemleri, hocaların felsefesi, takım arkadaşlarının rolleri, yetkinlikleri ve takımdaşlık seviyesi gibi faktörler, bu üçlünün performansına doğrudan etki edecek.

Podolski, Galatasaray ve Hamza Hocanın oyun şablonu için uygun gözüküyor. 4-4-2' de, orta dörtlünün solunda, biraz öne doğru, ya da 4-4-1-1' de forvet arkasında rahatlıkla forma giyebilir. Pas alışverişi iyi olan Galatasaray' da topla buluşma sorunu yaşamaz. Gol atar ve attırır. Ancak daha fazla asist yönü ile izleyeceğimizi düşünüyorum.

Mario Gomez, Beşiktaş' ın ve Güneş' in kafasındaki sisteme uyuyor. Geçen sene Bursaspor' daki fernandao gibi kullanmayı planlıyor. Ancak Fernandao' dan çok farklı bir futbolcu. Fernandao, oyun içinde sağa, sola veya ortaya gelebiliyor, Gomez ise, daha statik. Ayrıca Beşiktaş kanatlarında Gomez' e top taşıması beklenen Quaresma, Olcay, Gökhan ve Kerim Frei, hamle tercihlerini çizgiye kat edip, orta açmak değil, doğrudan ceza alanına hareketlenmek ve köşeden içeri sızmak şeklinde kullanıyorlar. Bu noktada, iç kısımda boş alanlar daralmış ve savunmalarda alan paylaşımı daha sıkı yapılmış oluyor. Yerden pas, çalım ya da şut alternatifleri ön plana çıktığından, santraforu havadan veya kavisli ortalar ile beslemek mümkün olmuyor. Demba Ba' nın haftalar süren sessizliğini hatırlayalım. Bu düşüşte kanat oyuncularının rolü yadsınamaz.

RvP ise, en büyük sıkıntıyı partneri Fernandao ile yaşayacak. Çünkü Fernandao' da kendisine benzer özellikleri olan bir hedef santrafor. Arsenal ve Manchester' da oynarken, kendisinden farklı özellikleri olan, adam geçebilen, hızlı ve markajı zor partnerler ile oynadı. Bu RvP' ye boş alanlar bulma veya topla doğru zaman ve yerlerde buluşma şansı tanıdı. RvP hem Arsenal, hem de Manchester United' ta genelde beklediği pasları alabildi. Şimdi topu Fernandao ile paylaşmak durumunda. Nani, Stoch, Diego ve hatta Sow ile iyi bir uyum yakalaması gerekiyor. Bu isimler saha içinde, RvP' yi bulmak için çok çaba göstermeliler. Burada Fernandao' nun bitirici değil, daha tamamlayıcı ve destekleyici bir rol üstlenmesi, savunmaları üstüne çekmesi, onlarla boğuşması ve RvP' ye alan yaratması gerekiyor. Bir anlamda Fernandao, Fenerbahçe' de kimlik değiştirerek, biraz daha geride ve topları RvP ile buluşturma çabası içinde oynamalı.

Bu 3 transfer içinde bireysel yetenek olarak en iyisinin RvP olduğunu, ancak takımına en çok katkıyı, mevcut faktörler göz önüne alındığında, sessiz sedasız Podolski' nin yapabileceğini düşünüyorum. Fenerbahçe ve Beşiktaş' ın oyun sistemleri ile kadro yapıları, "topu en hızlı ve doğru şekilde santrafor ile buluşturma" noktasında biraz handikaplı gözüküyor. Her iki takımda da topla oynamayı fazlaca seven isimler var.

Gelecek haftalarda, oyun sistemleri ve kadrolar şekillendikçe, daha net fikir sahibi olacağız.