İnsan olarak, duruş olarak Fenerbahçe taraftarının %90'ının sevdiği biri Aykut Hoca. Benim de insanlığı açısından kendisine sempati duyduğum bilinir. Öte yandan insanlar çok sevdikleri kişilerin kusurlarını görmek istemezler. Aykut Kocaman da Fenerbahçe taraftarının çok sevdiği bir insan olarak, kusurları asla görülmek istemeyen birisi.

Ancak benim okuyucularıma karşı sorumluluğum var. Kusurları görmek zorundayım.

Fenerbahçe taraftarının, yorumcusunun, kongre üyesinin önemli bir kısmının futbola bakış açısı 3 Temmuz olayından bu yana çok değişti. Elbette Fenerbahçe' nin haklı bir davasıdır. Hakları yenmiş, haksızlığa uğramış bir camia söz konusudur. Bunu tartışmak bile yersiz. Ancak bu komplodan sonra, camiada bir kesimin futbola bakış açıları çok değişti. Futbola artık futbol olarak bakmıyorlar. Futbola "politik" bakıyorlar.

Aslında 3 Temmuz olduktan sonra, Fenerbahçe taraftarının %99' u futbola böyle baktı. Sonra yavaş yavaş camianın önemli bir bölümü futbola geri dönmeye çalıştı. Diğer grup politik duruş içinde kalmaya devam etti. Kendilerince haklı olabilirler. Saygı duyuyorum.

Politik derken neyi kast ediyorum?

Bu grup 3 Temmuz süreci son mahkeme kararı ile sonuçlanana, zararlar tazmin edilene kadar Aziz Yıldırım ve o dönem takımda hoca olan Aykut Kocaman sonuna kadar desteklenmeli, asla eleştirilmemeli görüşünde. Politik derken bunu kast ediyorum.

Bu nedenle her ikisi de sportif yönetim açısından çok ciddi hatalar yapmış ve yapıyor olmalarına rağmen hala arkalarında durulmaya devam ediliyor.

Saygı duymakla birlikte, bu duruşa katılmıyorum. Sportif yönetim açısından hata yapma özgürlüğü sınırsız olamaz. Hele de 25 milyon Fenerbahçe' linin hakları söz konusuysa.

Yahu Başkanı ve Kocaman' ı bu grup hala neden bu kadar gözü kapalı destekliyor, hem de bu kadar hataya rağmen neden? diye merak edenler var ise, cevabı bu.

Fakat sıkıntı şu. Bu süreç uzadıkça, camia içinde sıkıntı artıyor. Çünkü bu ikili ile elde edilebilecek başarı, tıpkı bir zamanlar Aziz Beyin Galatasaray' ın UEFA başarısı için söylediği gibi tamamen "tesadüf" olacak. Kalıcı, sürdürülebilir, devamı gelecek bir başarı olmayacak. Çünkü ne bu ikilide o sportif başarı ışıltısı var, ne camiada sabır, ne de kurumsal bir yönetim anlayışı.

Diğer bir sıkıntı da camianın içindeki "politize" olmuş grubun, kötüye kötü dememesi.

Diğer bir ifade ile "romantik kafanın, politik bakışı".

Fenerbahçe son haftalarda sürekli kazanmış olsa da iyi değildi. Konyaspor karşısında da kötüydü. Takım genel olarak kötüyken, bazı şeyleri iyi yaptığı için kazanıyordu. Konya' da yapamadı, puanları bıraktı. Olay bu. Fenerbahçe sürekli hücum oynasın, baskılı olsun demiyoruz. Ama Fenerbahçe savunma tarafında da sıkıntılı. Sahada fiziksel olarak iyi bir takım gördü mü dağılıyor. Takımın hızı, hareketliliği, boyu, pas kalitesi, ve diğer bazı parametreli sıkıntılı.

Ama ne bekleniyordu ki?

"Aykut Kocaman İstanbulspor' dan bu yana futbolcuları farklı mevkilerde dener".

"Bazı maçlara santraforsuz çıkar, bazı maçlarda forvetlerini ortaya, sağa, sola çeker".

"Maçları sahadaki maç olarak değil, kafasında izler. Kafasından taktik geliştirir. Bazen sahadaki maç ile kafasındaki örtüşmez".

"Sizin berbat oynadık dediğiniz bir maç ona göre süper geçmiştir veya tersi".

"Lig sonuncusunu bile ciddiye alır ve tedbirli olur. Tedbirli zihniyeti takımlarına yansır".

Aykut Kocaman böyle bir hoca. Hep böyleydi ve böyle olacak!

Takımı ligde, ceza sahasına organize paslar ile girme ve ceza sahasında oyunda ligde 6. ve 5. Toplam şutta 7, isabetli şutta 8. sırada. Dikkat ederseniz, Kocaman' ın takımları az pozisyona girer, az atar.

Neden bilmiyorum ama çalıştırdığı takımların forvetleri inanılmaz acemice, basit goller kaçırır. Belki hücum hattını doğru çalıştırmıyor olabilir.

Zaten ortada futbol diye bir şey yok. Zaten az sayıda pozisyona giriyorsun. Onları da kaçırınca, puanlar gidiyor. Konya maçının özeti bu.

Aykut Hoca' nın Fenerbahçe için uygunluğu, elindeki kadronun kalitesi, kulübün yönetim şekli falan hep ortada. Görmek isteyen için elbette.

Kocaman' dan bir 3 Temmuz kahramanı çıktı kabul. Ama bu kahramanlık hatırına, hatalarını görmemek, görene sataşmak, birkaç maç kazandı diye hocayı yere göğe sığdıramamak olmaz. Futbolun fair play anlayışına sığmaz. Yorum yaparken, savunurken objektif olacaksın. Sevdiğini korumak için yanlışı doğru diye göstermeyeceksin. Yani özetle, romantik kafan ve politik bakışın ile yorum yapmayacaksın. Yaparsan futbol sınırları dışına çıkmış oluyorsun.

Fenerbahçe kazanırken, takım kötü diyen belki de tek yorumcu bendim. Şimdi de yazıyorum: "Fenerbahçe teknik açıdan iyi yönetilmiyor ve kadrosu da kalan 17 hafta için yetersiz". Politik ve romantik olmayı bırakın ve gerçekleri görün.