Üç cümlede Başakşehir'in hikayesi

Medipol Başakşehir 10 haftada topladığı 26 puan ile lider. Namağlup. Sadece 2 maçta beraberlik almış. Ayrıca, Fenerbahçe, Bursaspor, Galatasaray gibi üst düzey takımları yenmeyi başarmış bir takım.

Herkes şaşkın. Şimdi Avrupa' da ikinci bir Leicester City mucizesi olur mu diye konuşuluyor.

Başakşehir' in bu başarılı çıkışını analiz etmeden önce, maç sonu Bekir İrtegün' ün yayıncı kuruluşa açıklamasına dikkat çekmek istiyorum.

Dün gece futbolcuların açıklamaları, basın toplantıları, yorumcuların analizleri arasında en çok dikkat çekmesi gereken bence Bekir İrtegün' ün açıklaması idi.

Şöyle dedi Bekir:

"Çok oturmuş bir sistemimiz var. Oyuncu grubu da yıllardır bir arada. Emek veriyoruz".

Bu söyledikleri üzerinde çok düşündü mü, yoksa bir anda aklına gelenleri mi söyledi bilmiyorum ama bence tarihi önemde bir açıklama. 3 kısa cümle ile bir futbol dersi verdi Bekir.

Bence Türk futbolunda her kulübe ders olması gereken, muhteşem bir tespit.

Üç cümle ile Başakşehir' in başarısını açıkladı Bekir. Sadece üç kısa cümle ile.

Önce "çok oturmuş bir sistemimiz var" dedi. Sistem takımı olmanın önemini anlattı. Abdullah Avcı' nın takımının bugünlere nasıl geldiğini bilmek için, İstanbulspor' dan İstanbul Büyükşehir Belediyespor, ordan da İstanbul Başakşehir' e uzanan hikayeyi bilmek gerek.

Abdullah Avcı' nın Türk futbol çölünde açan çiçeği olan Başakşehir FK, bir gecede, bir haftada, bir sezonda ortaya çıkmadı.

Abdullah Avcı, 2006-2011 arası attı temellerini bu takımın. Kulübün o zamanki adı İstanbul Büyükşehir Belediyespor' du. 2011-2013 Milli Takım' ı çalıştırdı. Sabır gösterilmediği için ayrılmak zorunda kaldı. 2014' te yeniden takımına geri döndü. 2014' ten bu yana kaldığı yerden, 2006-2011 arası attığı temelin üzerine binasını inşa etmeye başladı.

Şaşıranlar olabilir. Şans diyenler olabilir. Tesadüf diyenler olabilir. Fenerbahçe ve Galatasaray bu kadar kötü durumda olmasa bu puanlara ulaşamazdı diyenler olabilir.

Ben bunlara inanmıyorum.

Ben sisteme inanıyorum. Sistemin, yeteneği her zaman yenebilme, yeteneğin bileğini bükebilme ihtimali olduğunu biliyorum. Bunun sayısız örneği var. En son örnek ise Leicester City. Dünyanın en pahalı liginde, en zor liginde, sıradan kabul edilebilecek bir ekip ile şampiyon oldular.

Sistem öyle bir mekanizma ki, elinizdeki vasat futbolculardan kazanan bir takım çıkartmanıza yardımcı oluyor. Geliştirilmesi zaman alıyor ama sonucunda başarı mutlaka geliyor. Hele de yetenekli futbolcularınız var ise ve bunlardan bir sistem takımı oluşturmayı başarabilirseniz müthiş bir tablo ortaya çıkıyor. Gordon Milne' li Beşiktaş, Alex Ferguson' lu Manchester United, Guardiola' lı Barcelona. Hep birer sistem takımıydılar. Aykut Kocaman İstanbulspor' dan bu yana çalıştırdığı her takımda bunu denedi. Tıpkı Mustafa Reşit Akçay gibi.

Zaten İstanbul Medipol Başakşehir 'in 2 beraberliği de tıpkı kendisi gibi sistem takımları olan Osmanlıspor ve Atiker Konyaspor' a karşı alındı.

Bekir' in ikinci açıklaması da çok önemli. "Oyuncu grubu yıllardır bir arada".

İşte Başkanları çok yüksek egoya sahip kulüplerin en temel hatası. Kadro mühendisliği yapmamak, kadro istikrarını koruyamamak, kişisel egolar ve kaprisler nedeniyle uyum sağlamış kadroları bozmak, hatta bu kadroları hocalarından ayırmak.

Abdullah Avcı gençliğini bildiği, kapasitesinden emin olduğu, sistemine uygun olan futbolcuları birer birer topladı takımına ve bir arada tuttu. Volkan Babacan, Uğur, Ferhat, Bekir, Yalçın, Emre, Holmen, Mustafa Pektemek ve Mehmet Battal hep üç büyüklerden gönderilmiş veya ayrılmak zorunda kalmış isimler. Yıllarca onlar ile çalışarak, onları sistemin bir parçası yaparak, en önemlisi değerli olduklarına inandırarak, onlardan müthiş verim aldı.

Fenerbahçe ve Galatasaray gibi her sene astronomik transfer harcaması yapıp, ertesi sene kadroyu yeniden bozma hatasını yapmadı. Az ama öz transfer ile sistemine katkı sağladı. Gerçekten ihtiyacı olan noktalara, sistemi besleyecek, enerji verecek transferleri yaptı. İstikrarı korudu.

Bekir' in son açıklaması belki de en manidar olanı. "Emek veriyoruz".

Emek de sahaya, sonuçlara yansıyor. İşin defansif ve ofansif tarafında çok net oyun planları olan, oyun disiplininden asla kopmayan, sürekli maçın içinde kalabilen ve çok koşan bir ekip, hem antrenmanlarda, hem de maçlara emek veriyordur. Bunu oturtmayı başarmış bir teknik direktör emek veriyordur.

Futbolculara yüklenmemek, tepki almamak, ağır çalıştırmadan dolayı eleştirilmemek için sadece ortada sıçan, 5' e 2, dar sahada top kapma çalışmaları ile antrenman yaptıran hocalar gördük. Yetenek ile, her maç bir futbolcunun kurtarması ile ligde iyi sonuçlar alacağına inanan hocalar ve onların tembel takımlarını gördük. Yeteneğini abartan, antrenman sevmeyen, ben maç futbolcusuyum diyen ve buna rağmen sırf Başkanlara yakın olduğu için korunan, baş tacı edilen futbolcular gördük. Bu hoca ve futbolcuları, fanatizm gözlüğünü bir türlü çıkarmadığı için alkışlayan, Türk futboluna zarar veren yorumcular, spor yazarları gördük. Görmeye de devam ediyoruz.

Abdullah Avcı ve ekibi bu oyunu bozdu.

Şimdi bu yorumcular biz bu Başakşehir 'i nasıl yenemedik diyorlar ya, hatayı kendi hocaları veya takımlarında arıyorlar ya, hiç aramasınlar. Hata sizde değil beyler. Siz yenilmediniz, Başakşehir sizi yendi!

Şimdi kulüp başkanlarından akredite pek çok spor yazarı ve yorumcuyu bir korku aldı. Ya o çok övdüğümüz takımımız değil de, bu Başakşehir ipi göğüslerse? Ya bizim çocuklar şampiyon veya ikinci olamaz ise?

Hayatta büyüklüğü para, otorite, yetenek veya köklü bir mazi olarak görmeye devam edenler için acı haber şu. Sistem takımları, küçücük bütçeler ve istikrarlı yapıları ile sizi çok zorlayacak. Canınızı çok sıkacaklar. Çünkü sistemliler. Çünkü istikrarlılar. Çünkü emek veriyorlar.

Siz sözde yıldızlara milyon Eurolar harcadıkça onlar, kendi çocuklarını elde tutup, sizin beğenmeyip yolladıklarınızı alacaklar. Sonra da sizi bunlar ile yenecekler.

Sadece Başakşehir için değil, tüm sistem takımı kurmaya aday kulüpler için söylüyorum bunu.

Bu sene Başakşehir belki şampiyon olamaz. Belki Konyaspor ve Osmanlıspor ilk 4' e bile giremeyebilir. Bence hiç önemli de değil. Ancak bu şekilde devam edilirse, bir kaç sezon içinde bunlardan birisi mutlaka şampiyon olur, olacaktır. Kulüpler böyle istikrarlı şekilde devam ederlerse..

Ayrıca bu sene Başakşehir' in Türkiye' de şampiyon olma ihtimali, bana göre geçen sezon Leicester' ın aynı hafta itibariyle şampiyon olma ihtimalinden de yüksektir.