Tesisler önemlidir. Stadyumlar, spor salonları.

Etkisini dün akşamki Fenerbahçe basketbol maçında gördük. Muhteşem bir atmosferdi.

Bu tesisleri inşa eden yöneticiler, elbette ki ortaya bir tesisleşme vizyonu koymuşlardır. Önce Fenerbahçe, sonra Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor. Sırayla, tesisleşmenin yarışına girdiler. Kazanan elbette Türk sporu olacaktır.

Öte yandan aynı yöneticiler, "beton" konusundaki vizyonlarını "insan" konusunda gösterememişlerdir.

Tesisleşme onları "iyi yönetici" yapmaz. Yapmayacaktır. Çünkü hem Türk futbolu ortadadır, hem de kulüplerimizin durumları ortadadır. En iyi takımımız, Avrupa Liginde yarı final dahi oynayamamaktadır. Kulüplerimizden hiçbiri Transfermarkt verilerine göre Avrupa' nın en değerli 30 kulübü arasında değil. Fenerbahçe 39., Beşiktaş 45., Galatasaray ise 61. sırada. Pek çok farklı kuruluşun ekonomik büyüklük araştırması da bunu destekliyor.

Örneğin Deloitte' un geleneksel "Football Money League 2017" raporuna göre (2015/2016 sezonu baz alınmış) Fenerbahçe ve Galatasaray gelir olarak ilk 20' de değiller. Bu sene ilk 30 dışında kalabilirler. Tribün ve ürün satışlarının düştüğünü tahmin edersek.

Bu mu başarı?

Mevcut yöneticileri bizlere başarılı olarak gösterenlerin cevap vermesini beklediğim konu bu.

Tesisleşme vizyonu çevresinde endüstriyel futbol döneminde başarı gelmeyeceğini kaç defa yazdık çizdik.

"İnsan", "değer", "iletişim", "sportif başarı" endeksli bir yönetim olmadan, Avrupa' da ilk 20' lerde, ilk 10' larda olmanız hayal.

Fenerbahçe, Galatasaray, Trabzonspor, Beşiktaş bize bu halleri ile yeter mi diyorsunuz.

Dünyanın bu hızlı değişim, küreselleşme, entegrasyon ve hız döneminde artık lokallik bitti. Yerellik kabul edilemiyor.

Mehmet Demirkol' un bir tespiti var. Kulüpler bu kadar kötü yönetilmeye devam ettiği sürece, yeni nesiller artık Chelsea, Barcelona, Manchester United' ı tutacak diyor. Doğru. Altına imza atılır.

Ülkemizde çocuklar geçen hafta sonu derbiyi izlerken sahadaki futbola güldüler, o performans ile dalga geçtiler, sahadaki görüntüden sıkıldılar. Çünkü önlerinde dünyanın en önemli ligleri açık. Dünyada futbolun seviyesini görüyor, biliyorlar. Hatta şu an köşe sahibi olan pek çok spor yazarından da iyi biliyorlar.

Evet bu futbolla dalga geçiyorlar.

Çocuklar bile ülkemizde kulüp yönetim kalitesini görüyorlar. 8 yaşındaki bir çocuk, "böyle bir takım neden kurulur anlamak mümkün değil diyebiliyor".

Kötüye kötü, eğriye eğri demeden, başarı nasıl gelecek?

İnsan "kayırmak" yerine, "insan odaklı" yönetim olmadan başarı nasıl gelecek? Bunu dile getirmeyen, hatta aksini başarı olarak bize ısıtıp sunan medyanın hiç mi kabahati yok?

Kral çıplak değil mi arkadaş?

"Futbolumuzdaki bu yönetemeyen yöneticiler kulübü" Türk futboluna da bize de yeter mi diyorsunuz?

İşte size bir örnek. Merih Demiral.

Fenerbahçe altyapısından. 19 yaşında. Fenerbahçe' den sessiz sedasız ayrılmış. Son röportajında, Fenerbahçe' de şans bulamadığı için ayrıldığını söylemiş. Fenerbahçe yaşlı oyuncuları tercih eden bir kulüp diye beyan vermiş. Merih bir savunma oyuncusu. Yani Fenerbahçe' de eksik olan mevkinin oyuncusu.

İşin Fenerbahçe açısından üzücü tarafı şu. Merih şu an Sporting' de ve Jorge Jesus tarafından A Takıma alındı. Seneye formayı alma ihtimali yüksek.

Son 20 senede Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray altyapısından çıkıp, düzenli 11' de forma giyen, kadroda düzenli yer bulabilen kaç genç oyuncu oldu?

Bu mu başarı?

İnsana yatırım yapma, sadece tesisleşmeye odaklan, sonra başarı bekle.

Doğru düzgün altyapı bile kuramayan, senelerce ilk 11 seviyesinde futbolcu çıkartamayan, kulüpleri borç içinde yüzmesine neden olan yöneticilere, bu ülkede başarılı diyoruz.

Bu tespitim tüm takımlar için geçerli.

Bu değerli yöneticileri başarılı buluyoruz, eleştirmekten imtina ediyoruz, çünkü tarafsız değiliz.

Bana kalırsa gerçekçi hiç değiliz.

Türk sporu bu şekilde bir yere gitmez. Kulüp yöneticileri, kulüplerin zararlarından (kur veya vergisel konular hariç) doğrudan sorumlu hale getirilmeden, bir yere de gitmeyeceğiz.

Bakın o zaman bu koltuklara talip olmak o kadar kolay olacak mı?