Cocu, ligin altıncı haftası, hala Fenerbahçe’yi başarıya taşıyacak ideal 11’ini arıyor, ne zaman bulacağı da merak konusu! Her maça farklı kadro süren Cocu’nun geldiği ilk yılda başarılı olması çok zor. Neden? Çünkü ülkemize gelen Hollandalı çalıştırıcıların da karnesi zayıf! Bu rakamsal bir gerçek... Geçmişi anımsayın lütfen...
Cocu, elinde ne var ne yok, etkili yabancılarını sahaya sürdü, çünkü kaderi pamuk ipliğine bağlı! Elbette, savunmayı toparlayan Skrtel’in olmayışı ev sahibinin en büyük handikapıydı.

Gelelim Beşiktaş cephesine... Şenol hoca, kadroya baktığımız zaman, sağlama almak istemiş, biraz savunmaya ağırlık vermiş, doğal... Ne var ki, sezon başından bu yana sakatlıktan yeni çıkan Atiba’yı on birde sahaya sürmesine şaşırmadık, tecrübeli futbolcunun yeteneklerini biliyoruz. Yalnız, Babel gibi kanatlardan etkili olan, boş bulduğu zaman tehlikeli şutlar atan Babel’i rakip savunmanın arasına sıkıştırmasına anlam veremedik! Dememiz o ki, Babel, geniş alanları seven bir oyuncu, attığı golde bunun en büyük göstergesidir.

Efendim, maç mı? Valla temposu, heyecanı ve de keyif veren bir ilk yarı izledik. Fenerbahçe, başlama düdüğüyle öyle bir baskı kurdu ki, Kartal’a nefes aldırmadı, dersek abartmış olmayız. Nitekim, bu baskıdan üç net pozisyon üretti, Aatıf, Karius’a takıldı. Ayew tribünleri dövdü, Hasan Ali muhteşem vurdu, top üst direkten döndü. Eee futbol böyle bir oyun işte, bulursunuz atamazsanız... Rakip ise Babel’le bir pozisyon buldu, o da gole dönüştü.

İkinci yarıda da hiç tempo düşmedi. Fenerbahe yüklendikçe, yüklendi, bence maçın yıldızı Hasan Ali Kaldırım, belki şutlarıyla golü bulamadı, ama Ayew’e harika bir asist yaptı, Ganalı futbolcu yükseldi, kafayı çaktı, skoru eşitledi.
Derbinin özeti mi? Evet üreten, kantarda ağır basan Fenerbahçe idi. Ne var ki bu özelliğini üç puana yansıtmayı beceremedi. Kartal ise, Babel’in golüne sığındı, savunmaya yaslandı. Ancak Ayew’i gözden kaçırdılar. Belki skor olarak değil, ama derbi ardında heyecanlı bir doksan dakika kaldı.