İnsanların ağzı torba değil ki büzesiniz! 2020 Avrupa Şampiyonası Finalleri’ne direkt gittik, bazı kesimler bu başarıyı Lucescu’ya bağlıyorlar! Öyle ki, gerek sosyal medya, gerekse bizim kulvarın yorumcuları, Güneş’i ‘mirasyedi’ olarak yorumluyor, hatta, “Güneş, Lucescu’nun kaymağını yiyor” gibi yakıştırmalar yapıyorlar!

Valla arkadaş, siz ne söylerseniz söyleyin, vız gelir, tırıs gider! Gerek Milli Takım’da gerekse ligimizde oyumu hep yerlilerden yana kullandım, bir adım geri adım atmadım. Kaldı ki, yerli hocamızın asla savunucuya gereksinimi yok, rakamsal gerçekler ortada, gerçekler...

Yerli takıntısı!
Bırakın şu yerli takıntınızı, gerçekleri görün, gerçekleri! Yabancıların başarısızlıklarını görmemezlikten geliriz, yerlileri onore edeceğimize, eleştiririz. Yabancı hayranlığı konusunda elimize kimse su dökemez vallahi! Bu köşede Lucescu’nun geniş bir havuz bıraktığını yazdım-çizdim. Ortada bir kadro, yani sizlerin dediği gibi bir ‘kaymak’ var! Ne var ki, o kadroyu kullanacak, verimli hale getirecek ustanın Lucescu olmadığını biz gördük de, birileri hâlâ görmemezlikten geliyor! 2008 Avrupa Şampiyonası’na giden kadro, kimin kadrosuydu? Bi zahmet araştırın, karşınıza Güneş çıkacaktır. Tecrübeli hocamız Fatih Terim’in ay-yıldızlı ekiple 2008’deki başarıları hâlâ hafızalar da kazılı...

O kare habercisiydi
Bakın, elemeler başlamadan önce Antalya’da Özbekistan ile bir hazırlık maçı oynadık. Bir fotoğraf vardı TFF’nin sitesinde... Şeker Bayramı kutlaması... Oturdum, o kareyi tek tek saydım, fotoğrafta 67 kişi vardı. O gün köşemde şunu yazmıştım fotoğrafla ilgili, “Bu iş bitmiştir, 2020’ye gideriz” diye... Çünkü o karede birçok mesaj, özgüven en önemlisi inanç vardı inanç... Onu gördüm. Elemelerde pırıl pırıl bir jenerasyon yakaladık, oynayanıyla, oynamayanıyla, sarmaş dolaşlar, her yönüyle örnek bir takım oldular. Bu kadronun, finallerde de başarılı olacağına sonuna kadar inanıyorum. Demem o ki, Türkiye şampiyona da asla ‘misafir’ takım olmayacak. Hele bir kuralar çekilsin, rakiplerimiz belli olsun, geleceğe dair öngörülerimi de buradan paylaşacağım.
Gelelim şu prim meselesine... Elemeler süresince prim kelimesinin P’si kullanılmadı, dikkat ettiniz mi? Elbette ortada bir başarı var, karşılığı da olacak kuşkusuz. Şunu iyi biliyorum ki, elemeler başlamadan, takım içindeki tecrübeli futbolcuların prim konusunu, TFF Başkanı Nihat Özdemir ve teknik direktör Şenol Güneş’e bıraktılar, yani tam yetki verdiler. Önümüzdeki günlerde Başkan Özdemir ve Güneş bir araya gelerek, kahvelerini yudumlarken, primi saptayacaklar, nokta...

Bir eliniz yağda bir eliniz balda!

Hafta olmasın ki, hakemleri ve VAR’ı eleştirmeyelim! Süper Lig’de 11 haftayı geride bıraktık, bu süreçte hakem hataları, öyle-böyle değil, hep maçların önüne geçti, geçiyor da...
Yapıcı eleştirilerimiz sizleri kazanmak ve hatalardan arındırmak, hedef tahtası olmamanız içindir, bilesiniz. İyi niyetinizden bir milim kuşkumuz yok, gördüğünüzü çalın, VAR’a sığınıp, sorumluluktan kaçmayın emi? Sadece hakem triosu mu?Elbette hayır, VAR da bir alem! Bir eliniz yağda, diğer eliniz balda, aldığınız parada da asla gözümüz yok. MHK Başkanı Zekeriya Alp ve kurul üyeleri tüm hatalarınıza karşın size sahip çıkıyorlar, fena mı? Artık bariz hatalarla MHK’yi üzmekten, hedef tahtasına döndürmekten vazgeçin arkadaşlar...

Ahh şu ön yargı...

Sabırsız milletiz vesselam! Lafım Beşiktaş camiasınadır, Abdullah Avcı’yı istifaya davet edenleredir! ‘Avcı bu takımı toparlar’ demiştim, vay sen misin arka çıkan? Sosyal medyada eleştiriye uğradım! Ne oldu? Liderle Beşiktaş’ın arasında sadece üç puan var, üç puan!
Avcı, ara transferde bir forvet, bir de kanat oyuncusu istiyor. Haaa forvet yerli mi, yabancı mı olacak bilmiyoruz. Ne var ki, yerli forvet oyuncularının sayısı bir elin parmağını geçmiyor, olanı da Milli Takım’da...

Kaleci Karius iyi bir performans yakaladı, maşallahı var. Ancak sezon sonunda gidiyor, kiralık... Kalır mı, çok zor, çünkü bonservisi el yakıyor! Gittiği taktirde bu da eşittir, iki yeni kaleci demektir, bilmem anlatabildik mi?

‘Bu formayı gururla giyerim’

Çanakkale Beşiktaşlılar Derneği’nin düzenlediği etkinliğe aile dostlarımla katıldım. Dernek Başkanı Orhan Dom ve arkadaşları, çok sayıda katılımcıya harika bir gece yaşattılar, kutluyorum. 50 kişilik koro şahaneydi.

Bu özel geceye katılan Coşkun Sabah, sanatıyla büyük alkış toplarken, finalde Beşiktaş formasını giymesi ve konuşmasıyla örnek oldu. Benim de yakın dostum olan Sabah, sıkı bir Galatasaraylı olduğunu bilmeyen yoktur. Sabah, formayı giydikten sonra, “Evet, Galatasaraylıyım, ancak spor, dostluk ve barıştır. Bu formayı tabi ki gururla giyerim, tüm renklere saygım sonsuzdur” demesi uzun süre ayakta alkışlandı.
Dileriz ünlü sanatçımız Coşkun Sabah’ın bu anlamlı adımı, tribünlere de yansır, sporun barış ve dostluk olduğunu, sporun spor olduğunu anımsarlar, bu fotoğraftan dersler çıkarırlar.

Güneş mirasyedi mi